Parşömen’in 6 yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizler içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, kitapçılara, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.
Savaşların ve katliamların gölgesinde bir yıl geçirdik… İyi kitaplar okuyacağımız, barışın hüküm sürdüğü bir yıl olsun 2025.

2024 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
2024 yılında yayımlanan pek çok kitap ilgimi çekti ancak ne yazık ki istediğim kadarını okuyamadım. Okuduklarım içinde anmak istediğim romanlardan ilki Paul Auster’dan Baumgartner. Yazarın okurlarıyla vedalaşmak için yazdığı bu romanı ben de yazarla vedalaşmak için okudum ve kısa bir süre sonra da yazarın ölüm haberi geldi. Marquez’in yayımlanmasını istemediği halde yayımlanan romanı Ağustosta Görüşürüz 2024’te ilgimi çeken romanlardandı. Bazı okurlar yayımlanmasa da olurmuş dediler ama yazarın hastalıkla mücadele eden zihninin ürünü olan bu son romanını okumak benim için anlamlıydı, meselesini de beğendim. Ethem Baran’ın Köhne’si de okuduğum romanlardan anmak istediklerim arasında. Anadolu insanına dair sağlam gözlemlere rastladığımız Köhne Ethem Baran okurlarının aşina olduğu anlatı özellikleriyle de okunmayı hak eden romanlardan. Neslihan Önderoğlu’nun Cüret’i başarılı bulduğum ve çok okunmasını istediğim bir diğer roman. Ele aldığı konular ve yarattığı atmosfer oldukça dikkate değer. Okurları perişan eden Turuncunun Kıvamı da üzerinde çokça düşündüğüm bir romandı. Behçet Çelik, yazması zor olan alanı anlatıya dönüştürmeyi yine başardı. Murat Gülsoy’dan Kıyamet Sonrası Olağan Bir Gün romanını da okuma fırsatı buldum. Yazarın pandemi dönemi ruh halinin esiniyle yazdığını söylediği bu romanı okuyunca, kıyamet sonrasına değil bugüne dair bir anlatı olduğunu düşündüm. Kısacık bölümlerden oluşan Kıyamet Sonrası Olağan Bir Gün ve gizemli anlatıcısıyla Turuncunun Kıvamı roman türünün seyri açısından da dikkate değer.
Cansu Canseven’in derlediği Editörlük Zor Zanaat, Johann Hari’den Çalınan Dikkat ve Tuğba Çelik’ten Muhafazakâr Edebiyat Kanonu kurmaca dışı kitaplar arasında anmak istediklerimden. Çalınan Dikkat sosyal medyanın ve internetin günümüz insanını ne hale getirdiğine dair ilgiye değer bir kitap. Editörlük Zor Zanaat deneyimli editörlerle yapılmış bir söyleşi kitabı. Özellikle konuya ilgisi olanların okuması gerekli. Muhafazakâr Edebiyat Kanonu Türkiye’de edebiyat öğretimi, ders kitaplarına giren yazarlar, edebiyat devlet ilişkisine dair değerli bir çalışma.
Öykü kitaplarına gelecek olursak, Duygu Terim’in Aslında Her Şey Yolunda’sı mesafeli ve dingin anlatımıyla, Süreyya Deniz Özceylan’dan Hal Bu Ki toplumsal olanı bireysel olanla buluşturma başarısıyla aklımda yer etti. Uğraş Abanoz’un Zango’da yarattığı öykü evreninden aldığım lezzet de dimağımda tazeliğini koruyor. Hatice Günday Şahman’dan Yarım Kalmasın ele aldığı konularla, öykü diliyle okuduklarım arasında iz bırakanlardan. Adalet Temürtürkan’dan Çoktandır Söylenmemiş kültürel belleğe sağladığı katkı açısından önemsediğim bir çalışmaydı.
Size göre 2024 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?
Ödüller ve ölüm haberleri dışında bir alana değinmek isterim. Menekşe Toprak’ın LitVers edebiyat söyleşilerine başlaması bence çok önemli bir edebiyat olayıydı. Monika Maron, Judith Hermann, Jenyy Erpenbeck gibi yazarlarla yaptığı söyleşileri keyifle dinliyorum. Ayrıca Zeynep Uysal ve Murat Gülsoy’un Açık Radyo’da başladıkları, daha sonra mecburen Apaçık Radyo’ya taşıdıkları Eksik Mecaz adlı program da bu yılın önemli edebiyat olayları arasında.
TYS 1. Ankara Öykü Günleri yılın önemli edebiyat olaylarındandı. Etkinlikte onur ödülü alan Necati Tosuner’in yaptığı kısa konuşma yalnızca bu yılın değil tüm zamanların en anlamlı konuşmalarından biriydi.
Düzenli olarak takip ettiğiniz bir edebiyat dergisi var mı?
Dergilerle ve dergilerde yetişmiş biri olarak edebiyat dergilerini önemserim. Lacivert Dergi, Roman Kahramanları, Notos ve Varlık takip ettiğim basılı dergiler arasında. Dijital olanlardan Edebiyat Haber, Karnaval Dergi, Parşömen, Oggito, K24, Sanjuro Edebiyat, Veveya gibi mecraları tarar, ilgimi çeken yazıları da okurum.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Edebiyat ortamında yaşanan sorunlar, içinde bulunduğumuz acımasız çağdan azade değil elbette. Sömürünün her türü edebiyat yayıncılığında da mevcut. Eleştirinin geri çekilmesi, seviyeli polemiklere neredeyse hiç rastlayamıyor oluşumuz bir yana edebiyatın giderek daha çok pazarlanabilir bir hal alması beni rahatsız ediyor. Çağın imkanlarını akıllıca kullananlar ön plana çıkarken bu yarışa girmeyenlerin kenarda kalması, görünmemesi de.
Edebiyat okuryazarlığı biçim değiştirirken, kitaplar sosyalleşmek için mi okunuyor diye soruyorum kendime, sonra da neden huysuzluk yapıyorsun, isteyen istediği gibi okusun diyorum. Oysa yazmak, okumak bireysel bir çaba, zahmet ve dikkat gerektirirdi eskiden. Şimdilerde neredeyse birlikte okuyor, birlikte yazıyoruz, edebiyat interaktif bir hale geldi. Bir yandan edebiyat ve kültür alımlayıcısı insan sayısı giderek azalıyor. Edebiyatın etki alanını genişletmek için, nitelikten vazgeçmeden, neler yapılabilir? Böyle bir çabamız olmalı.
