Parşömen’in 2019 yılından beri sürdürdüğü soruşturmalara verilen yanıtların önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. 2025’te hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, şairlere, çevirmenlere yönelttik sorularımızı.

İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

Ahmet Rıfat İlhan

2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Kader Menteş Bolat – Boşluğun İçinden (Muhtelif Kitap, Aralık 2024)

Kader Menteş Bolat’ın, ilk baskısını Aralık 2024, ikincisini Nisan 2025’te Muhtelif Kitap’tan yapan ilk kitabı Boşluğun İçinden on iki kısa öyküden oluşuyor. 2025 yılında okuduğum ilk kitap. Dili temiz. Anlatımı edebi. Öyküler, kendilerine ve birbirlerine yardım ederek hayata tutunmaya çalışan yalnız kalmış, yalnız bırakılmış kadınların dokunaklı hikâyelerini anlatıyor.

Devrim Horlu – Kamburumun İnsanı (Muhtelif Kitap, Mayıs 2025)

Lirik şiirin günümüzdeki önemli temsilcilerinden Devrim Horlu’nun Mayıs 2025’te Muhtelif Kitap’tan çıkan, iki bölüm hâlinde on yedi şiirden oluşan kitabı Kamburumun İnsanı ise şimdiye kadar okuduğum son kitap. Kambur imgesinin insanın yükü olduğu anlayışıyla hayatın içinde üstlenilen, bireyi toplum içinde şekillendiren yükler okurla karşılıklı konuşur, söyleşir, dertleşir gibi akıcı şiir diliyle anlatılıyor kitapta. Günümüz insanının yoksunlukları dile getiriliyor.

Hayriye Ünal – Eleştirinin Yeni Yasaları: Eleştiri Teorisi (A7 Kitap, Mayıs 2025)

Hayriye Ünal’ın bu kitabını çok önemsiyorum. Çünkü eleştiriyle ilgili poetik ve teorik düşüncelerini derinleştirmekle kalmıyor, “Topolojik Eleştiri” adını verdiği yeni bir eleştiri yöntemi öneriyor. “Topoloji” kavramını açıklayarak başlayan kitap “Konum Analizi”, “Kompaktlık Analizi” ve “Etki Analizi” kavramlarını açarak devam ediyor. Topolojik Eleştiri’nin yeni bir bilimsel okuma yöntemi olduğunu, bu nedenle kitabın edebiyatımızda eleştirel düşünceye yeni açılımlar katma potansiyeli taşıdığını rahatlıkla söyleyebilirim.

Steven Nadler, Lawrence Shapiro – İyi İnsanlar Kötü Düşününce, çev. Ali Karatay (YKY, Ağustos 2025)

İnsanın iyi düşünme becerisini geliştiren, bunu özendiren, hangi düşünce biçimlerinin neden iyi veya kötü olduğunu ortaya koyan bir felsefe kitabı, İyi İnsanlar Kötü Düşününce. Kötü düşünmenin nelere yol açtığını göstererek günümüzün yaygın kötü düşüncelerinden felsefenin bilgeliğine, farkındalığına ve pratik hayat becerilerine sığınmaya yönlendiriyor insanı. Gerçeğe dayanmayan temelsiz bilgileri sorgulayan, kötü düşünmekten kaçınmak isteyen iyi insana el veriyor. Tümevarım ve tümdengelim yaklaşımlarını mantık temelinde ayrıntılarıyla inceleyen kitap, irrasyonel insandan rasyonel insana geçişte içsel yol arkadaşlığı ve rehberlik yapıyor.

Gertrude Stein – Şiir ve Dilbilgisi, çev. Ertuğrul Rast (Lando Yayınları, Eylül 2025)

Gertrude Stein’in “Poetry and Grammar” başlıklı ders metni ile Tender Buttons’tan seçilmiş yedi şiiri bir araya getiren kitap, modernist şiir düşüncesini dilimize yoğun ama berrak bir şekilde taşıyor. Stein burada kelime türleriyle çok özgün bir ilişki kuruyor. Özellikle isimlerle şiirin ilişkisini anlattığı bölümler oldukça dikkat çekici. Noktalama işaretlerine ise neredeyse “müdahale aracı” gibi yaklaşarak noktalama kullanımını sınırlamayı öneriyor. Yalnızca şiir meraklılarının değil, dille ve anlatıyla ilgilenen tüm edebiyat okurlarının takip edebileceği, küçük hacmine rağmen dil ve şiir ilişkisine olabildiğince geniş perspektiften bakan nitelikli bir çalışma.

Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?

Dergilere gelirsek, genel yayın yönetmenliğini Hayriye Ünal’ın yaptığı Buzdokuz’u takip ediyorum. 2025’te yine ilgi çekici dosyalar hazırladılar okurlarına: “Algoritmik Sanat”, “Şiir İçin Bilim”, “Sanatsal İfade Özgürlüğü” ve “İz İmza Özne”. Bu dört dosyanın da üzerinde konuşmaya değer olduğunu düşünüyorum. Takip ettiğim diğer bir dergi de on sekiz yıllık yayın hayatına veda ederek edebiyat tarihinde yerini alan Abdülkadir Budak’ın çıkardığı Sincan İstasyonu. Şiir ağırlıklı derginin nitelikli yazı, öykü ve söyleşilerini de özleyeceğim. Bana dokunan, bende iz bırakan, bir yıldan geriye kalan bunlardı.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Edebiyat için adeta okul işlevi gören nitelikli dergilerin kapanmasıyla giderek sığlaşan edebiyat ortamına tanık oluyorum. Bunun yanında para karşılığı editörsüz kitap basan yayınevlerinin ve bu şekilde basılan kitapların çoğalmasını hayretle ve üzülerek izliyorum. Son olarak, zaten yaratıcılık gerektiren yazarlığın başına yaratıcı sıfatı getirmekle yazarların, atölyelerine katılımı artırmayı amaçladığına inanıyor ama katılımcılara hayal ettirilenin aksine bu yolla yaratıcılığın artacağına inanmıyorum.