Parşömen’in 7 yıldır sürdürdüğü soruşturmalara verilen yanıtların edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz.
Bu yıl da okurlara, yazarlara, yayın emekçilerine ve akademisyenlere yönelttik sorularımızı.
İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Eğer benim gibi saymadan, hakkında yazmadan, kıyılara köşelere not almadan okuyorsanız Parşömen’in her yıl sorduğu benzer soruların hem zorladığını ama eşelenirken de mutlu kıldığını tahmin etmeniz zor değil. Zihnimi kurcalarken farkettim ki elimin altındaki pek çok kitap belli bir temaya yönelik seçilmiş, aile ve ilişkiler. 2025’te yayımlanan Vigdis Hjorth’un Annem Öldü Mü, Judith Hermann’ın Bütün Aşkların Başlangıcı, Linn Ullman’nın Genç Kız 1983, hatta odağına kadın cinayetlerini almış olsa da farklı aile yapı ve davranışlarını da içine barındıran Selva Almada’nın Ölü Kızlar’ı.
İsmail Gezgin Kharon’un Kayığı, Han Kang Yunanca Dersleri, Hülya Soyşekerci iki değerli kitabıyla (Zamanda Bir Tanık, Edebiyatımızda Kadın Yaratıcılığı), Onur Çalı Kırkikindi ile farklı tema ve disiplinlerde ilgi alanımdaydılar.

Oğulcan Kütük Dimdik Bakma Rehberi, Şirvan Erciyes Post Mortem diye de ekleyelim ki dar yerimize şiirin hatrı kırılmasın.
Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?
Vefatıyla da yazdıklarıyla da hayatımızdan uzaklaşan isimler oldu yine.
Nobel alınca adını asla aklımda tutamadığım Krasznahorkai’nin Şeytan Tangosu’yla tanışmış oldum ki pek farklı, pek leziz bir dil. Ödül deyince Hintli yazar Banu Mushtaq’ın Booker’i ilk kez öyküye getirmesi, Ayfer Tunç’un Aziz Bey Hadisesi’yle Fransa’da ödüllendirilmesi hatırlamaya değer.
Nahit Sırrı Örik’in Tahir Alangu’ya bir nedenle emanet ettiği geçmiş tefrikalardan Bahriye Çeri ve Saadet Özen tarafından derlenip edebiyatımıza kazandırılan Mehlika Hanım Ailesi, yine tefrikadan Erol Gökşen tarafından gün yüzüne çıkarılan Kemal Bilbaşar’ın ilk romanı Etrafımızdaki Duvar önemli kazanımlardan. Sözcükler’den ilk kez yayınlanan Mehmet Baydur’un Şiirler’i merakımda.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
İfade özgürlüğü yoksunluğunun varisi otosansür başta, telif hakları, emek sömürüsü, yayınlama güçlükleri, çekmecelere gömülmüş iyi metinler, eleştirinin yerine geçen reklam kokan övgü duyuruları, işlevlerini önemseyerek takip ettiğimiz küçük yayınevlerinin kitap fuarlarında maruz kaldıkları haksız rekabet vs…vs…
Bu soruşturmanın dümenindeki Onur Çalı aynılık nedeniyle seneye bu soruyu gündemden çıkarabileceğini yazmış ama belli mi olur, edebiyat umuttur biraz da.
Öyle ya uçan kuşun kanadı kırılmazmış.
