Parşömen’in 6 yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizler içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, kitapçılara, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.

Savaşların ve katliamların gölgesinde bir yıl geçirdik… İyi kitaplar okuyacağımız, barışın hüküm sürdüğü bir yıl olsun 2025.

Mert Tanaydın

2024 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Çok fazla dikkate değer kitap çıktı aslında ama kişisel olarak görevim nedeniyle daha çok kendi yayınevimin, İthaki’nin kitaplarını gördüm: İthaki Modern’den çıkarttığımız en önemli kitap bana kalırsa dizinin 100. Kitabı Kıvanç Güney çevirisiyle Richard Powers’ın Her Şeyin Hikâyesi idi, yayına hazırladığım en güzel ve dolu romanlardan biriydi; yayınevinin en sükse yapan kitabı ise Güneş Becerik Demirel çevirisiyle R. F. Kuang’ın Babil’i oldu. Görüp de heyecan duyduğum diğer kitaplar arasında Siren’den iki kitap, Yasemin Çongar çevirisiyle Kristy Bell’in Almanya’yı anlattığı Dip Akıntıları ile Melis Oflas çevirisiyle Laurent Binet’nin Barthes’ın ölümüyle başlayan matrak bir soruşturmayı kurguladığı Dilin Yedinci İşlevi; yeni yayınevlerinden Odipa’nın Emre Ağanoğlu çevirisiyle yayımladığı Denton Welch’in Gençlik Hazları; Everest’ten her zamanki gibi Neşe Taluy Yüce çevirisiyle yayımlanan Olga Tokarczuk’un ağır sikleti Yakup’un Kitapları ve Can Sezer çevirisiyle yayımlanan Richard Zenith’in Pessoa biyografisi; Norgunk’tan Emre Sünter çevirisiyle yayımlanan Gilles Deleuze ve Félix Guattari’nin Bin Yayla’sı oldu. Bu topraklardan insanların yazdıklarındaysa İletişim’den Rober Koptaş’ın Unufak’ı, Can’dan Mevsim Yenice’nin Fil Gözü ve Fatma Nur Kaplanoğlu’nun Babam, Ev ve Yumurta Kabukları kitapları, Everest’ten Gönül Kıvılcım’ın Küçük Umutlar’ı ve Can Öktemer’in Hayat, Evren ve Sezen Hakkında’sı, İthaki’den Uğur Deveci’nin Ateş Ten Gölge’si, YKY’den Murat Yalçın’ın Dalga Boyu ve Ömer F. Oyal’ın Doğum Günüme Çağırmak İstediğim Tek Kişi kitapları merak ettiklerim oldu; Enis Batur’un Opera’sının yeni cildi Simurg Art’tan geldi, Fatma Tülin’in Kaygan’ı da.

Size göre 2024 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?

Yaşamlardan çok ölümlerin beni çarptığı bir dönemden geçiyorum: Paul Auster, Genco Erkal, Ferit Edgü, Norgunk’un aklı Alpagut Gültekin, Nazar Büyüm, Ayla Algan, Özlem Kumrular ve daha başkaları. Ama öyle bir hayat temposu var ki, çok az dursaksayıp, belki biraz şaşırıp, biraz üzülüp yapageldiklerime devam ediyorum.

Ödüller açısından Han Kang’ın Nobel’ini makul buldum, bir kadına verilmesine sevindim. Booker International’ın Jenny Erpenbeck’in Kaiors’una verilmesine de sevindim; normal Booker’ın verildiği Samantha Harvey’nin Orbital’ini merak ettim, gönlüm Richard Powers’ın kazanmasını istiyordu. Eskisi kadar sıkı takip edemediğim için ödülleri ve edebiyattaki gelişmeleri, üzgünüm bir süredir.

Ekonomik olarak darboğazda olmamıza, yayıncılıkta ekonomik kuraklığın ve adap kaybının iyiden iyiye can yaktığı yıllar yaşamamıza rağmen çok fazla kitabın basılabilmesi, tekil okurlar açısından çok geniş kitlelere ulaşamasa da yazarların peş peşe kitaplar çıkarabilmesi, okurların kimi zaman gösterişe kaçsa da sosyal medya imkânlarını eğlenceli kullanabilmesi umutlarımı korumama yol açıyor. Bu kaosta birileri hayatlarını değiştiren, ruhlarını sağaltan, kendilerini edebiyata kaptırmalarına yardımcı olan kitaplara, yazarlara mutlaka rastlıyordur; bu arz bolluğu talep azlığını da zamanla artıracaktır umarım, yeter ki iş işten çok geçmesin.

Düzenli olarak takip ettiğiniz bir edebiyat dergisi var mı?

Kitap-lık, Notos, Varlık ve Sözcükler sıkı takipçisi olduğum; Dünyaların Çoğulluğu, Parşömen, K24, Oggito, Edebiyat Haber, Sanat Kritik, Litera Edebiyat dijital uğradığım dergiler.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Kendimde gördüğüm sorunları belki de: İlkeleri ve hayalleri doğrultusunda yaratmak ve üretmek yerine, sanki değerliymiş sandığım pek çok geçici ve fuzuli şeyin peşinde koşuyorum, bir süre sonra da hayatın zorunluluklarıyla karşılaşınca eldeki her şeyin hızlıca değer kaybetmesinden yakınsam da yaptıklarımı sürdürmeye devam ediyorum. Aslolana ilerlememizi engelleyen her şeyin, gelip geçerlerle avunamaz hâle gelene kadar, bizi kaplamasına izin veriyoruz. Doğru seçimler yapıp gereken saygıyı ve yaşatma çabasını gösteremiyoruz; parlak şeylerin ya da rast geldiklerimizin arkasında koşuyoruz biraz, sonra da sadece söylenip duruyoruz sanki. Ya yazmayı unutuyoruz ya da okumayı, sonuçta okuryazar da olamıyoruz; sanki birtakım şeyleri gevelemek yetiyor, iyi gevelersek molla olabiliyor muyuz bari?