Bülent Ecevit’in “şair” olduğu cümlesiyle başlamak ne kadar yerinde ve anlamlı emin değilim. Can Yücel’in Emek Partisi’nin kurucuları arasında yer aldığı, Özgürlük ve Dayanışma Partisi’nden 1999 yılında İzmir’den 1. sıra milletvekili adayı olduğu yakın geçmişimizin bilgileri arasında.
Neruda’nın Fransa Büyükelçisi olduğu, Mao’nun, Che’nin, Ho Amca’nın şair oldukları aklıma ilk gelen bilgiler arasında. Marx’ın da bir ara şiir yazdığını burada tekrar edelim.
Siyasetçilerin şair ve yazarlara zaman zaman adaylık teklifiyle gittikleri olmuştur. Genellikle de bu teklif nezaketle geri çevrilir. Yahya Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Halide Edip’in milletvekillikleri elbette hafızamızda.
1946 seçimleri, bağımsız adaylar ve yakın geçmiş
1946 Seçimleri’nde İstanbul’da Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, Milli Kalkınma Partisi gibi partiler oy pusulasında yer aldı. Diğer illerde durum nedir bilmiyorum, İstanbul’dan 104 müstakil / bağımsız aday da seçimlere katıldı.
Fevzi Çakmak, Adnan Adıvar, Rauf Orbay, Nihal Atsız, Asaf Hâlet Çelebi gibi isimleri bağımsız adaylar listesinde sıralayabiliriz. Asaf Hâlet’in adının yanınıda “Muharrir” yazıyor. Kereste tüccarı, emekli, çiçekçi, öğretmen, terzi, fabrikatör gibi kimi iş kollları ve mesleklerden insanlar bu seçimde bağımsız aday olmayı tercih etmiş. Geniş liste için Cumhuriyet gazetesinin 20 Temmuz 1946 tarihli nüshasında 2. sayfaya göz atılabilir. Asaf Hâlet’in yanı sıra Kâmran Evrenos ve Hikmet Nisan da “Muharrir” olarak bu seçimde oy istemiş. Emekli askerlerin, avukatların, doktorların, bazı gazetecilerin yanı sıra tek perdelik komedisi Geçimsizlik 1940 yılında yayımlanmış olan Kamil Emin Bora gibi “sanatkâr”lar da var listede.
Bağımsız adaylık 90’lı yıllarda meclise girmenin bir olanağı olarak kullanıldığı gibi, devrimci Marksistlerin de tercihi oldu. Gerek işçi önderlerinden gerek işçilerden çeşitli bölgelerde bağımsız adaylar çıktı. İzmir, İstanbul ve çevre illerden bağımsız adaylar yakın geçmişimizde seçimlere girdi. Tanıdık simalar, meclis kürsüsünde kravatını bağlayarak da olsa, milletin vekili oldu. Yeri gelmişken yetmez ama iki laf etmenin kaçınılmazlığı gelip dayanıyor burada ama geçmiş zaman işte, deli gönül susmayı tercih ediyor…
1946 seçimlerinden, tek partili düzenden “çok partili” seçime geçilmesinden, seçim hilelerinden, tutuklanan muhaliflerden bahsetmek ya da Kazım Karabekir, Recep Peker, Cemil Cahit Toydemir gibi kişilerin kazanmadıkları halde nasıl seçildiklerine dair ayrıntıları yazmak niyetinde değilim. Zaten mevzuya gelene kadar o kadar yerde dolaştık, o kadar dal budak saldı ki konu iyice toparlanamaz oldu yazı.
Asaf Hâlet ve seçim bildirgesi
Meseleyi Asaf Hâlet’in bağımsız adaylığına getireceğim. Kendisi de bağımsız aday olan Kâmran Evrenos’un Asaf Hâlet ile Yeni Çağ gazetesinde 25 Mayıs 1946’da yaptığı söyleşiden yola çıkarak bir yazı tasarlamıştım. Geçen akşam sosyal medya hesabında Demet İskeçeli bu meseleye ilişkin paylaşımlar yapınca, işin miskinliği kaldıracak tarafı kalmadı.
31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde Emek Partisi’nden Beyoğlu’ndan meclis üyeliğine aday olan şair ve gazeteci arkadaşımız İsmail Afacan’a kolaylıklar ve başarılar dileyerek Asaf Hâlet’e geçebiliriz…

Seçim Bildirgesi’nde hemşehrilerine seslenen Asaf Hâlet, ilk cümlelerinde şöyle diyor: “Yeryüzünde bir tek demokrasi vardır; onun ana hatları da bir tektir. Demokrasi, şahısların menfaatleri ve istibdatı için ezilip büzülen bir hamur değildir.”
İstanbul’dan bağımsız milletvekili adayı olan şair, şöyle devam ediyor: “Kanımızı emecek sülükleri değil, bize yukarıdan bakacak, haklarımızla alay edecek zalimleri değil, milleti çiftlik kendilerini de kayıtısz ve şartsız bâtabu sahip ve mutasarrıfı sanacak ağyan ağaları değil, sevdiğimiz, bildiğimiz, namusuna itimat ettiğimiz hür fikirli ve faal kimseleri seçelim.”
1907’de Cihangir’de dünyaya gelen Asaf Hâlet, çeşitli okullarda okuyup çeşitli işlerde çalıştıktan sonra 1958 yılıdna hayata veda etti. Ben özellikle Melih Cevdet’in yazdıklarında başka bir Asaf Hâlet okuduğum için kendi adıma mutluyum. Meyhaneler, karşılaşmalar, iş hayatı, memur olmanın açmazları ve daha nice ayrıntı saklı o anılarda.
Bir vekil adayı olarak kendini var etme ve yeniden üretme çabası da var elbette şairimizde. Bildirgesinde gittikçe yoksullaşan memurların hayatına değiniyor Asaf Hâlet. Dağıtılan yardımların gülünçlüğü karşısında ezilen insanların açmazlarına dikkat çekiyor ve “veremden kırılan halkın müthiş yekûnunu bu kadar kabartan memurlar ve memur aileleridir,” diyor.
Ekonomik buhran ve demokrasi talebi
Ekonomik buhranın dünyada kol gezdiği bir dönemde insan hak ve özgürlüklerine tartışan Asaf Hâlet, “Muaayen zümrelerin şahsi menfaatleri uğruna bütün bir milletin harcanmasını bütün dünyaca ittifakla emniyet altına alınmıştır. Bu hakkı bize kanı ve canı bahasına insanlık zaferini kazanan, naziliği, diktatörlüğü, ebedi hezimete uğratan bir tek insanlık veriyor.” dedikten sonra düşünce, iman özgürlüğü ve korkmadan yaşamak üzerine maddeler sıralıyor.
Memurlar kadar işçiler ve esnaf da bildirgeden payına düşeni alıyor. Hastanelerin yetersizliğinin yanı sıra çiftçiler dahil çalışan emekçi zümrenin kötü yaşam koşullarına değiniyor şair ve sendikasızlığı dayatan iktidarlarda, kimsenin hakkını koruyacak güvenceye sahip olmadığını vurguluyor. Kolluk güçleri, zabıta ve bekçilerle karşılaşan vatandaşın vay haline, karakollar boyu sorgu sual bir yana ev aramaları ve kendini temize çıkaramama halleri sürüp gidiyor. Ya sansür?
Seçim bildirgesinde dil sorunları, geçim derdi
Şair olur da dilin çektiği ıstıraba değinmez mi insan seçim bildirgesinde? “Gayrı tabiî temayüllerin hâkim olduğu gizli ve sinsi ırkçılık bazılarımızı lisanda Turancılık irticaına götürüyor. Bunun için gazetelerde serbest tenkitlerde bulunamıyoruz. Uydurma bir dili öğretmek, garip bir hükümet argosu kurmak için milyonlarımız gidiyor.”
İktisadi kalkınmayla memleketin refaha ereceği düşüncesine geliyor şair ve sadece vergi toplamaktan değil, üretimi dünya standartlarında çoğaltmaktan bahsediyor. İlaç fiyatlarının başını alıp gittiğinden, şeker ve et fiyatlarının el yaktığından, verem hasalarının gün geçikçe dermansız kaldığından dem vuruyor Hâlet. Balıkçılık ve sanayi için çalışma yönetmlerinin karadüzen devam etmesini anlaşılır bulmuyor.
Toparlayalım…
“Derbeylik zihniyetile bazı insanları bazılarına taptıran, esir yapan, umacı gibi korkutan bir zihniyet değil, herkesi hakkına razı ettiren ve hesap vermeye âmade bir zihniyette olmamız lazım.”
Seçmenlerine seslenirken parlak ve süslü laflar etmek yerine haksızlıkla mücadele edeceğinin altını çiziyor ve bağlıyor bildirgeyi şair: “Hemşehriler! Son sözü vicdanınız söyleyecektir!”
Neyse ki olaylar, seçim ve bildirgeler, yoksulluk ve kolluk 1946 yılında, tek partili dönemden çok partili seçime geçen Türkiye’de yaşanıyor.
C. Hakkı Zariç
Kaynak: Asaf Hâlet Çelebi, Bütün Yazıları, Hazırlayan: Hakan Sazyek, Evereset Yayınları, 1. Basım, Eylül 2018, s.118-125.
