Gökhan Arslan

46.

yavaşça açılıyor bindiğim tekne, doğuştan mavi, adını okuyamıyorum. öyle bir yere geliyorum ki, gözlerimi alıyor karnının aklığı. artık atlayabilirim.

47.

böyle olmak canımı yakıyor. birbirimizden bu kadar uzaktayken, mesafeleri susarak uzatmak. sözcükler başka anlamlara mı geliyor artık?

48.

bana yolladığın kitabın sayfalarını kontrol ediyorum, acaba aralarında bir not var mıdır diye. o kadar güzel ki parmakların, yazdığın cümleler kitaba işliyor bazen. ellerimle yoklayarak öğreniyorum, hangi harfi hangi kıyıdan topladığını.

49.

yolunu şaşırmış bir ağacım ben. ormanımı ararken sana düştü yolum. bırak elinden baltayı. ben zaten sende kurumaya geldim.

50.

günler önce babamı gördüm rüyamda. sen de vardın. bir su kenarına oturmuş, onun uzattığı ekmeği yiyordun. çiğnediğin o lokmayı bastım kalbimin morluğuna.

51.

yıllar önce tanımış olsaydım seni, şiire de başlamazdım.

52.

her kitap biraz daha yakınlaştırıyor beni sana. kitapların da bir sonu olduğunu unutuyorum nedense.

53.

okuduğun her şiiri ateş diline çevirmeyi nasıl beceriyorsun? yangının beni bu kadar çoğaltacağına yansam inanmazdım.

54.

omzuna dokundum ilk. orada ölmek istiyorum.

55.

aşk, bir balığı gagasının arasına sıkıştırmış bir martı gibi. hem izin veriyor nefes almasına, hem de ölüme hazırlıyor onu. ne zaman son bulacak verdiğim nefes?

56.

kendini bana bırak, diyorsun. bırakıyorum. ıslak tüyleriyle bir köpek koşturuyor deniz kıyısında. istediğin yere götür beni, istediğin yerde bırak. gövdem, sudan çıkmış bir balık gibi çırpınıyor bacaklarının arasında.

57.

pirâye’den daha güzelsin, vera’dan da. iyi ki türkçenin ilk büyük şairi olmuş nâzım.

58.

karanlıkta iki deniz feneri gibi parlıyor gözlerin. elmacık kemiklerin suyun içinde yükselen iki kaya, üzerine ay ışığı düşüyor. taşlar yuvarlanıyor omuzlarındaki uçurumdan. sonra memelerini görüyorum. rıhtıma şiddetle vurmaya hazırlanan iki dalga gibi büyüyorlar. az sonra batık bir kente dönüşeceğim.

59.

o kadar çok yaprak yolladım ki sana, sonbaharda fırtına yemiş bir dal kadar çıplağım. gelip öpmeni bekliyorum yeniden filizlenmek için.

60.

karaduttan düştüm. incirden de, kirazdan da, çıtlıktan da. ama hiç bu kadar güzel düşmemiştim. ne güzel bir ağaçsın sen.