Parşömen’in beş yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, geleceğin edebiyat okurları ve araştırmacıları için önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizim içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl neler okuduk? İz bırakan olaylar, kitaplar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.

Yeni yıl herkese sağlık, huzur ve mutluluk getirsin… İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2024!

Uğur Deveci

2023 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Yedi yıl sonra yeniden okurla kavuşmamı bir kenara koyarsam bu yıl hem kişisel hem de toplumsal olarak yaşadıklarımız sebebiyle benim için zor ve üzücü bir yıl oldu. Aylarca elime kitap almadığım, almak istemediğim, aklıma bile gelmediği başka bir zaman hatırlamıyorum. Bu yüzden yeni kitapları biraz geriden takip etmek zorunda kaldım. Okumak isteyip henüz okuyamadıklarım olduğunu baştan belirtip adını anmak istediğim kitaplara geçebilirim.

Düz Dünyacılar / Sezgin Kaymaz / İletişim Yayınları

Size bu romanın kurgusundan, tekniğinden, dilinden bahsetmek isterdim, sonuçta burası derdi edebiyat olan bir internet yayını fakat üzgünüm yapamayacağım. Bazı metinleri yazmak gerçekten çok zordur. Anlatmak istediğiniz bir sözünüz, hikayeniz vardır; anlatılması gerekir fakat her harf elinizi, kalbinizi acıtır. Sezgin Kaymaz Düz Dünyacılar’ı buna rağmen yazabilmiş ve bence bu da çok büyük bir emek. Bugünü, insan kibri yüzünden artık can çekişir halde kalmaya şükredecek dünyamızı, türcülüğün yarattığı yıkımı anlamak isteyen herkesin Sezgin Kaymaz’ın diline aşina olsun olmasın, yazdıklarını beğensin beğenmesin Düz Dünyacılar’ı okumasını dilerim.

İşte Böyle Oldu / Natalia Ginzburg – Çeviri: Şemsa Gezgin / Can Yayınları

Bu kitabın kasım 2022’de yayımlandığını bile bile bu listeye dahil ettiğimi itiraf edeyim. Bence kasım ve aralık aylarında basılan kitapları bir sonraki yıla dahil etme hakkımız olmalı. Roman, kısacık bir paragrafın ardından ‘Alnının ortasına ateş ettim,’ cümlesiyle açılıyor. Sonunu baştan bilerek okuyorsunuz fakat yazar bunu size unutturmayı başarıyor. Nasıl yaptığını ve kitabı daha fazla anlatmak yerine sizi çok daha doğru iki adrese yönlendirmek istiyorum. İlki kitabın başında Calvino tarafından kaleme alınmış yazı, ikincisi ve bence yazma çabasında olanlar için çok değerli olanı ise yazarın önsözü. Son olarak Şemsa Gezgin’e dupduru çevirisi için buradan teşekkür etmek isterim.

Yüzücüler / Julie Otsuka – Çeviri: Duygu Akın / Domingo Yayınevi

Bahsetmek istediğim bir diğer kitap Julie Otsuka’nın Yüzücüler kitabı. Yazarla ilk karşılaşmam. Gerçekliğe hem yakın hem uzak arafta metinleri özellikle seviyorum ve bu roman onlardan biri. Romanda yaratılan atmosfer, özellikle bir çatlak üzerinden anlatılanlar yine belirtmemeliyim ki biraz da okuma zamanlamamdan dolayı beni çok etkiledi. Henüz okumamış olan herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ederim. Kitabın çevirmeninden de bahsetmek istiyorum. Romanı yakın zamanda birden fazla çevirisini okuduğum Sevgili Duygu Akın çevirdi. Bu detayı özellikle belirtmek istedim çünkü Duygu Akın çevirilerinde hem kendi dilini koruyup hem de farklı yazarların seslerini birbirinden ayırt etmemizi mümkün kılıyor. Bunun çok büyük bir emek gerektirdiğini tahmin etmek zor değil. Umarım ileride çok daha fazla sesi onun çevirileriyle çok sevdiği Vivaldi’nin eserleri gibi dinlemeye devam ederiz.

İşte Bu Benim Bedenim / Seda Yılmaz / Dex Kitap

Can dostumuz Seda Yılmaz’ın kitabını da anmadan edemeyeceğim. İsteyen hemen koşup beni arkadaşının kitabını övüyor diye eleştirmeye gidebilir. Hakkımda böyle düşünüleceğini ve çok sevdiğim başka dostlarımın onu söyledin benim kitabımı niye söylemedin diye gönül koymalarını göze alarak sebebimi anlatayım. Bu kitap genç kızlar için hazırlanmış, herkese dayatılan güzellik ve beden algısı bombardımanından onları korumayı amaçlayan bir kitap. Rüya İğit’in muhteşem çizimleri, Sanem Kale’nin kitap henüz bir taslak halindeyken başlayıp raflara ulaşana kadar olan süreçte yaptığı editör katkısıyla sadece içerik olarak değil tasarım olarak da son derece başarılı bir iş. Başta da belirttiğim gibi Seda Yılmaz benim dostum ve ne yazsa zaten okurum. İlk kitabını (Giysiler Ne Anlatır) eline aldığımda benim modayla ne işim olur diye oturmuş, bitirdiğimdeyse benim modayla epey işim varmış diye kalkmıştım. Bu sefer öyle olmayacak derken yine sonuç aynı. Bu kitap hedef kitlesi için bir rehber olduğu kadar benim için de bir rehber oldu. Hem günü hem de günün sonunda biraz uzak olduğum bugünün insanlarını anlamamı sağladı. Özellikle Seda Yılmaz’ın giderek oturttuğu, bilgisini alçakgönüllü bir dille paylaşma yeteneği ve kitabın bir bölümünü oluşturan röportajlarda bize başka bir gözle bakmamızı sağladığı seçimler için mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum.

Size göre 2023 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?

Bu soruya ilk cevabımı kimilerince yeterli bulunmayan fakat bence son derece umut verici olan direniş diye özetleyebilirim. Yayınevi emekçilerine yapılan haksızlıklara, deprem sonrası bir gazetenin düşüncesizliğine, yapay zekayla çevirmen emeğinin değerinin azaltılmaya çalışılmasına vs. karşı çıkıldı. Tanıdığım, tanımadığım birçok insan kendi çıkarlarını düşünmeden korkusuzca ses çıkardılar. Kimileri bizi yine de eleştirdi, dert değil. Önemli olan sessiz kalınmadı. Okur, yazar, çevirmen, editör ve edebiyatın bütün paydaşları bir araya gelinebileceğini, kalınabileceğini gösterdi. Eminim yine benzer haksızlıkları duyacak, yaşayacağız fakat bunlara sebep olanlar, olacak olanlar ve kötülüğün yanında saf tutanlar karşılarında her zaman daha da güçlenen bir duvar çıkacağını bilecekler. İşte bu da geleceğe umutla bakmak, giderek zorlaşan şartlarda yazmaya devam edebilmek adına önemli bir sebep. Belki çok büyük kazanımları olmuyor ancak küçük bir hatırlatma yapmak gerekirse Parşömen Fanzin’in kapanacağı duyurulduktan sonra yeniden yayına başlamasında bu topluluğun ona sahip çıkmasının da payı var.

Cevabın bundan sonrası biraz kişisel olacak. Bu sene Calvino’nun yüzüncü doğum gününü kutladık ve ben nihayet yıllardır yazmayı planladığım yazıyı yazdım. Calvino zamanının ötesinde bir yazardı ve bence gitgide yazdıkları daha da kıymetleniyor. Yaşadığımız savaşlar, doğa katliamları, unutulan duygular; onun edebiyatla ve yaşamla ilgili sözcüklerinden hâlâ alınacak çok dersimiz var.

Son olarak daha da kişiselleşip yedi yıl sonra yeniden okurla buluşmamı söyleyebilirim. Burada en büyük mutluluğum tüm karamsarlığımı kocaman bir umuda çeviren okurlarla karşılaşmak oldu. Buzdan Top tamamen okurların çabası ve paylaşımlarıyla yayıldı. Daha önce tanımadığım çok güzel dostlar edindim, edinmeye de devam ediyorum. Hepsine buradan da teşekkür ederim.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

“…Bir düşme, bir kirlenme bir çirkifleşme hali her şeye siniyor bence. Dile de siniyor. Türkçe benim için baskıcı zalimin diline dönüştü. Cezaevi dili, tutanakların dili, emirlerin dili, polisin dili… Kendi sözcüklerinden bile seni koparabiliyor. O dönem beni vatandaşlıktan çıkarabilirsiniz ama beni dilimden kovamazsınız demiştim. Ben bu dilin yazarıyım. Şimdi aradan geçti üç yıl. Yok Aslı ya diyorum. Sen Türkçeden de kovuluyorsun galiba…”

Yukarıdaki sözler Aslı Erdoğan’ın yakın zamanda yaptığı bir söyleşiden alıntılandı. Yıllardır sürgünde. Hiçbir sosyal güvencesi olmadan yurtdışında hastalıkla mücadele ediyor. Sadece hastalıkla değil, oturma izinleri, vizeler vs. bürokratik işlemlerle cebelleşiyor.

Bizler burada başka bir sürü dert sıralayabiliriz. Açgözlülük, kibir, değersizleştirme, putlaştırma, yok sayma liste örneklerle uzar gider. Fakat tüm bunlara rağmen bir yolunu bulup okumaya, üretmeye, bir araya gelip kendi dilimizde derdimizi paylaşmaya devam edebiliyoruz. Ne acı ki Aslı Erdoğan ve onun gibi kimsenin güvenmediği kurumlar tarafından dilinden kovulmuş insanlar için bu mümkün değil. Bu durum farkında olmadan bizi de etkiliyor. Yazdıkları, söyledikleri, susmadıkları sözler için yargılanan, hüküm giyenleri duydukça ister istemez bir otosansürün pençesine düşüyor, bununla mücadeleye girişiyoruz. Umarım Aslı Erdoğan hem sağlığına hem sevdiklerine hem de diline en kısa zamanda kavuşur. Bizler de onun yazacağı yeni öykülere, romanlara ve hep beraber özgürlüğe kavuşuruz…