2025’te hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Bu yıl da okurlara, yazarlara, şairlere, çevirmenlere yönelttik sorularımızı.
İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Merhabalar, ne yazık ki son bir yıldır –belki daha fazla– kitap okumak içimden gelmedi.
Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?
Geçen bir yazar dostum bir video paylaşınca Elif Şafak-Mine Kırıkkanat davasından haberim oldu. Davaya ve bağlı gelişmelere şöyle bir bakınca, edebiyatımızın riyâkar dünyasından uzak kaldığıma ziyadesiyle memnun oldum. Dava konusu romanları okumadım, okumayı da düşünmüyorum ama isimlerine bakarak (Sinek Sarayı–Bit Palas) dahi bir aparma kokusu alanları anlayabiliyorum. Mahkemenin verdiği karar sonrasında 130 yazarın Elif Şafak’a destek bildirisini ise buruk bir gülümseme ile karşılıyorum. Bu imzacıların çoğunun, baş başa geldiklerinde edepsiz fısıltılarla “Şekerim, baya baya çalmış!” dediklerini gözlerimin önüne maalesef rahatça getirebiliyorum. İmzaların “edebi kaygılar”, “yazar dayanışması” vb saiklerle değil, her zamanki gibi, “politik fayda”, “dahil olma” kaygı ve hesaplarıyla atıldığını biliyorum. 130 yazarın açıklamasındaki “Özensiz ve üstünkörü yargılara dayalı, fanatik taraftar zihniyetiyle belirlenen linç kültürünün…” diye başlayan cümleyi okuyunca gözlerim yaşarıyor. Sanki geçmişte sayısız yazar, şair ve sanatçı yargısız infaza uğramamışlar, mahkûm ve linç edilmemişler veya Elif Şafak’ınki, bu dava ekseninde her türlü aşağılamaya maruz kalan Mine Kırıkkanat’ın linçinden başkaymış gibi… Linçlerden linç beğeniniz! Açıklamanın sonu ise yüreğimi sızlatıyor: “Davanın içeriğinden bağımsız olarak, bütün edebiyatçılarımıza ve yazar dostlarımıza çağrımız şudur: Hiçbir edebiyatçının -iktidarın da sıklıkla kullandığı- bu tarz yöntemlerle linç edilmesine izin vermeyelim. Edebiyatın temel değerlerine sadık kalalım.” Riyakarlık dediğim bu: İktidardan şikâyet eden ama tıpkı iktidar gibi her şeyi –“edebiyatın temel değerleri?”– muğlak, sisli kavramlara boğan o büyük, ebedi riyakarlık.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Ortada bir edebiyat ortamı göremiyorum. Türkiye’de edebiyatın bittiğini düşünüyorum. Sadece edebiyat ortamına değil, kültür ve sanat, politika ve siyaset ortamına da bakmak hiç içimden gelmiyor. Yorgunum sanırım. En büyük sorun belki de bu: herhangi bir fikir yürütme hakkında hiçbir fikri olmayan, bir durumu anlamaya çalışmayan, yanlış yerlerde tahrik olan, kariyer hesapları yapan ve analiz yapmayı beceremeyen büyük güruhun/iktidarın yorduğu insanlar olarak yazmaya çalışmak. Bununla baş etmek çok zor. Çok.
