Parşömen’in 6 yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizler içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, kitapçılara, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk. Savaşların ve katliamların gölgesinde bir yıl geçirdik. İyi kitaplar okuyacağımız, barışın hüküm sürdüğü bir yıl olsun 2025.

Meltem Terzioğlu

2024 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Öncelikle 18. yaşınızı kutlayarak söze başlamak isterim, dilerim “reklamsız ve bağımsız” nice yıllar, yollar sizin olsun.

Soruya gelecek olursak, birbirinden kıymetli kitaplarla buluştuğumuz bir yıl oldu. Ancak okuduğum eserlerin bazıları 2024 yılından önce basılmış olup hayatıma, yoluma sirayet edenler.

Bunlardan ilki Sel Yayıncılık tarafından dilimize kazandırılan, Marie Darrieussecq’in Dişi Domuz adlı eseri. Aralık 2023 tarihinde basılmış olan bu romanda kadın baş karakterin anlatısıyla açılıyor perde. Toplum tarafından kadınlara ve kadınlığa dayatılan roller, güzellik algısı metaforik bir temel düzleminde eleştirilmiş olmakla beraber domuza dönüşen kadının metamorfoz hikâyesi politik bir alegoriyle devam ediyor. Yakın gelecekte, iç savaşın olduğu Paris’te siyasi liderin de dâhil olmasıyla ilerleyen hikâyenin totaliter rejim eleştirisine dönüşüne şahit oluyoruz. Cesur, korkusuz ve huzursuz eden, distopik dünyanın ütopik anlatımla ters düz edildiği, şahsımca muhteşem olarak nitelendirilen eserlerden biri.

Yine Aralık 2023 yılında basılmış olan, yerli edebiyatımızın mühim eserlerinden olması gerektiğini düşündüğüm Billur Örüntüler. Can Yayınları tarafından yayımlanan kitabın yazarı Rıdvan Hatun’un cesur, korkusuz dili, okura ayna öyküleri, başarılı ve sıra dışı karakter yaratımı, kurgu dizilimi farkını ortaya koyuyor.

Bir diğer kitap yine yerli edebiyata ait, Metinlerarası tarafından Mart 2024’te yayımlanan Kaplumbağa Ayaklanması. Ümit Aykut Aktaş’ın ilk göz ağrısı. “Kaplumbağa, bu yavaşlığı, dinginliği, içe dönüşümüzü temsil ediyor benim gözümde. Anı yakalamak için yavaşlamak elzem,” açıklamasıyla kitabın ortaya çıkış perdesini aralıyor yazar. İlk kitabı olsa da kendisini yaptığı güzel işlerle, çeşitli dergilerde yayımlanan öyküleriyle biliyoruz. Müziğin ve kitapların birbirine eşlik ettiği, otobiyografik zemine oturan öykülerle fotoğrafların birbirini beslediği, rüyalara ve uykulara ket vurulan distopik öykülerin masallarla buluştuğu bir öykü kitabı bu. Aynı zamanda yazarın entelektüel kimliğiyle de tanış olduğumuz bir eser.

2021’de, öykülerden oluşan Gör İhtarı adlı eseriyle tanıdığımız Nisan Erdem’in ikinci kitabı olan, Nisan 2024’te Everest vesilesiyle okurlarla buluşan Rüyanın Oltasında’dan bahsetmek istiyorum. Ölümü, çarpıntıyı, olta ucunda çırpınışları, düşünmeyi çiçeklerle taçlandıran, umutsuzluğa yer vermeyen, kapanacak kapıların arasında bir bellik gibi beliren, kara bulutların arkasında gizli duran güneş gibi yüzünü gösteren, birbirlerine selam veren öykülerin bir bütünü diyebiliriz Rüyanın Oltasında için.

Her ne kadar öykü yazmaya gayret etmemle paralel olarak çağdaş öykü kitaplarını okuma eğiliminde bulunsam da şiir her zaman hayatımın içinde. Buna istinaden şiirle ve şiiri var eden değerli şairlerle tanışmamıza vesile olan, çok kıymetli şairlerimizin kaleme aldığı deneme kitaplarından bahsetmek isterim.

Haydar Ergülen tarafından kaleme alınan, Sia tarafından Ocak 2024’te kaleme alınan Arkadaşlık Şiirdir adlı deneme kitabı sayesinde nice kıymetli isimlerle rastlaşıyor, edebiyatın bel kemiği dergilerle tanış oluyor, şiirlerin gerçek hikâyelerini öğreniyor, birçok film ismiyle denk düşüyoruz. Okuyucu, Ergülen’in şair kimliğiyle kaleme aldığı, şiirsel anlatımının eşliğinde onun sadece edebi değil sinema, müzik, siyaset alanlarındaki birikimine de hayranlık duyuyor.

Ömer Erdem’in deneme türü olarak kaleme aldığı Günler Çözüldükçe / Sezai Karakoç’a Doğru adlı eserinde, tıpkı Cemal Süreya tarafından “bulgucu” olarak nitelendirilen Sezai Karakoç gibi, bulguculuğa dair yetilerini hiç çekinmeden konuşturmuştur. Karakoç’la olan anılarını masaya yatırmış, yaşanılanları çok iyi bir şekilde tahlil etmiş ve elde edilen sonuçlarını, detaylıca incelediği Karakoç şiiri ve onun edebi kimliğiyle bağdaştırmıştır.

Rüyanın Oltasında, Arkadaşlık Şiirdir, Günler Çözüldükçe Sezai / Karakoç’a Doğru adlı kitaplar hakkında yazdığım inceleme yazıları yayımlandı. Detaylı okuma yapmak isterseniz Veveya Kitap’tan ulaşabilirsiniz.

Nobel edebiyat ödülünü alan Güney Koreli yazar Han Kang’ın April tarafından yayımlanan Veda Etmiyorum adlı eseriyle beraber Meral Çiçeklidal’ın Everest vesilesiyle okurlarla buluşan öykü kitabı Küçücük Söylüyorum sıradaki okuma listemde yer alıyor.

Size göre 2024 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?

Yapay zekâ tehdidi altında olduğu düşünülen, “kısmen görünmez” olarak nitelendirilen, düşük ücret karşılığında sürdürülen çeviri mesleğini canlı tutmak adına Norveç tarafından ilk kez Jon Fosse Çeviri Ödülü düzenlendi. Amacı sebebiyle bu girişimi kıymetli buluyorum. Kendimi çevirmen olarak tanımlayamasam da Vacilando tarafından yayımlanmış olan, çevirdiğim bir roman var ve bu mesleğin ne denli zor olduğunu anlamam için mühim bir çalışmaydı benim için. Sayelerinde uluslararası birçok eserle buluşabildiğimiz, Duygu Akın gibi kıymetli çevirmenlerimizin hak ettiği değeri alması bakımından yerli edebiyatta da benzer girişimlerde bulunulması taraftarıyım.

Bursa, İzmir gibi çeşitli şehirlerde gerçekleştirilen uluslararası edebiyat festivallerini kıymetli buluyorum. Her ne kadar mesai saatime denk geldiği için hafta içi gerçekleştirilen etkinlerde yer alamasam da buluşmaların çeşitlendirilmesi gerektiğini ve faydalı olduğunu düşünüyorum.

Attila İlhan Bilim, Sanat ve Kültür Vakfı’nın, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın desteğiyle bu yıl 9. kez düzenlediği 2024 Attila İlhan Şiir Ödülü’nün Tekliler isimli kitabıyla Onur Sakarya’ya taktim edilmesi beni mutlu etti. Kalemini, şiirini kuvvetli bulduğum bir şair kendisi.

Son olarak, ömrünün yarısından çoğunu hapishanede geçiren şair İlhan Sami Çolak’ın yaşadığı zorluklardan bağımsız olarak, 30 yıl üç ay altı gün sonunda tahliye edilişinin edebiyat dünyasına büyük sevinç yaşattığını söylemek yanlış olmaz diye düşünüyorum. Hakkı olan özgürlüğü savaşarak, dişini tırnağına takarak kazanan bir insanın hikâyesi.

Düzenli olarak takip ettiğiniz bir edebiyat dergisi var mı?

Düzenli olarak takip etmekten ziyade fırsat buldukça edinip okumaya çalıştığım dergiler mevcut. Derginin varlığını önemsiyorum, yazın hayatına yeni atılmış kişilerin de keşfedilmesine vesile olduklarını düşünüyorum. Elbette edebiyatımızın bel kemiği olarak nitelendirilen Varlık, Notos gibi dergileri edinmeye çalışıyorum. Bununla beraber kaos içinde tutunmaya çalışan dergilerin gayreti de çok mühim.

Sözcükler, Ecinniler, Ke Dergi, Şiirden gibi matbu dergilerle beraber İshak Edebiyat, İmleç, Edebiyat Haber, Veveya ve elbette Parşömen gibi dijital dergiler de takip etmeye çalıştıklarımdan.

Yayın kurulunda yer aldığım Öykü Gazetesi’yle beraber işin mutfağında bulundum. Kurulda olduğum süre vesilesiyle elbette dergiyi yakından takip edebilme fırsatım oldu. Keza 2016 yılı itibariyle yayımlanan Öykü Gazetesi’ni yayın kurulunda bulunmadan önce de takip ediyordum, nitelikli ve titiz çalışan yayın organlarından biri.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Yayın hayatında bulunduğum süre itibariyle, edebiyat ortamında hep aynı problemlerin baş gösterdiğini düşünüyorum. Sorunun özü insan olmak. İnsan olmanın kötücül yanı. Birbirini rakip olarak görenlerin, ayağa çelme takma gayreti içinde olanların, yüze gülüp arkadan dil uzatanların, haksız güzellemelerle el üstünde tutulanların, hak edeni yererek ayak altına alanların yorduğu bir dünya burası. En çok da öykülerinde, şiirlerinde, yazılarında eleştirdiği kalıbın içine girebilenlere şaşıyorum. Günlerimin eskisi kadar verimli geçmeme sebebi budur belki de. Yine de inanç mühim şey, inancı yitirmemek gerek.

Sorunlar her zaman olacak, dilerim aşılması olanaksız sorunlarla rast gelmeyelim.

Parşömen’de olmak, bu kıymetli soruları yanıtlamak benim için mutluluk. Teşekkürlerimi sunar, güzel günler dilerim.