Parşömen’in 6 yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizler içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, kitapçılara, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.

Savaşların ve katliamların gölgesinde bir yıl geçirdik… İyi kitaplar okuyacağımız, barışın hüküm sürdüğü bir yıl olsun 2025.

Burak Görün

2024 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

2024 senesi kendi başına müthiş kötü bir sene olsa da, edebiyat açısından nefis bir yıldı. Öyle çok güzel kitap okudum ki, ben bile bu kadar iyisini beklemiyordum işin doğrusu. Takip ettiğim hemen hemen her yayınevi harikulâde kitaplar yayımladı, çok okur bazlı çalışmalar yaptı. Bu sebeple bu soruya biraz uzun bir yanıt verebilirim, şimdiden okuyanlar kusura bakmasın!

Bu senenin en iyi yayınevi açık ara Medusa Yayınları idi bence. Sadece kadın yazarların kitaplarını çıkarmak üzere kurulan, butik ve feminist bir yayınevi Medusa, ilk dört kitabı da dört dörtlüktü bana göre fakat içlerinde biri var ki, sıyrılıp geçti tüm kitapların arasından. Bu sene okuduğum en iyi kitap Arjantinli yazar Camila Sosa Villada’nın Kötü Kızlar (çeviren Banu Karakaş) romanıydı. Bir defa Medusa Yayınları’nı bu cesur kararı için tebrik ederim. Bu kitap müthiş bir başkaldırı, kezâ bir edebi başarı. Travestilerin yaşamlarını çok içten ve dobra bir biçimde aktarıyor Villada, bana göre senenin en iyisi. Can Yayınları’ndan çıkan Sular Yükselirken (çeviren Regaip Minareci) romanı ise kişisel favorim; Alman yazar Anja Kampmann hüzünlü bir yas hikâyesi yazmış bana göre; bir arayış romanı bu. Hem de bir yol hikâyesi. Wacław’ın ruhuna içkin, bedeninden aşkın bir yolculuk. Amerikalı yazar Richard Ford’un Kanada (çeviren Umay Öze) romanı bu senenin en iyilerinden gene. Jaguar Kitap ilk kitabından beri boş geçmedi, kitap yayımlama aralığı uzasa da hâlâ beni mutlu eden bir yayınevi. Bu romanı çok uzun bulanlar oldu fakat ben öyle düşünmüyorum, bir bu kadar daha olsa okunurdu. Bu sene Nobel ödüllü Olga Tokarzcuk’tan iki kitap okuduk Türkçede, ikisi de Neşe Taluy Yüce çevirisiydi, ikisi de nefisti. Biri Olga’nın kült eseri Yakup’un Kitapları (Everest Yayınları), diğeriyse Empusyon (Timaş Yayınları). İş Kültür’ün Çağdaş Dünya Edebiyatı serisini yakından takip ediyorum, bu sene en sevdiğim beş romandan biri olan, İsveçli yazar Ann-Helén Laestadius’un Çalınan (Yonca Mete Soy çevirisi) isimli metni de ekolojik farkındalık yaratması bakımından senenin en iyi kurmaca kitaplarından biriydi. Kezâ dahi yazar Elfriede Jelinek’in Anıl Alacaoğlu çevirisiyle okuduğumuz Dışarıda Kalanlar (İthaki Yayınları) isimli müthiş romanı da senenin en iyilerinden kesinlikle. YKY’nin bu seneki tüm seçkisi çok iyiydi fakat üç kitap var ki epey özel yeri var bende: Emily Fridlund’un ilk romanı Kurtların Tarihi‘ni müthiş keyifle ve Seda Çıngay Mellor’un nefis çevirisiyle okudum. Yine Macar edebiyatının en iyi isimlerinden biri olan Sandor Maraî’nin Mumlar Sonuna Kadar Yanar (çeviren Esen Tezel) isimli kısa romanı, bir oturuşta okuduğum, beni sarsan bir eserdi. Ne bir kelime eksik metinde ne de fazla. Kusursuz bir roman. Helen Garner çok sevdiğim, Avustralyalı bir yazar. Onun son çevrilen kitabı Bu Yas Yuvası (çeviren –saygı duruşu– Roza Hakmen) da senenin iyilerinden. Avustralya’yı sarsan Farquharson vakasının her davasına katılmış olan Garner, bu kitabından hem davanın seyrini, hem de kendi gözlem ve fikirlerini aktarıyor okurlara. Amerikalı yazar Amina Cain’in Can Yayınları’ndan çıkan Uygunsuzluk (çeviren Lâle Akalın) romanı da beni çok etkiledi, sadelikte kusursuzluğuyla, görünenden daha derin olmasıyla bir ilk roman için yine çok iyi bence. Duygusal anlamda beni çok etkileyen Tomasz Jedrowski’nin Karanlıkta Yüzmek (İthaki Yayınları) isimli romanı da unutulmazlar arasında. Anthony Veasna So’nun Can Yayınları’ndan çıkan Geceyarısı Partileri kitabını atlamamam lazım, zirâ müthiş öyküler var içinde. Fakat benim için çok üzücü olan bir şey, yazarının genç yaşta hayata veda etmesi. Bu nedenle kitaptan pek bahsedemiyorum. Fransız yazar Jean-Baptiste Del Amo benim için ne denli mühim herkes biliyor, Adamın Oğlu’nu ne kadar bekledik! Nihayet sene sona ermeden okuma fırsatı bulduk. Kurmaca dışında da benim için en iyi deneyim YKY’den yayımlanan Naomi Klein’ın Doppelganger isimli kitabı, ki kendisi bu kitapla 2024 Women’s Prize for Nonfiction ödülü aldı. Ayrıca sevgili Duygu Akın’ın çevirisiyle yeniden düşün dünyamıza giren Virginia Woolf’un Mrs.Dalloway adlı kült eseri de senenin son armağanlarından biriydi okurlar için. Esasında sayamadığım pek çok kitap var, sonu gelmez diyerek çeviri edebiyatı burada bırakıyorum. Bu sene okuduğum en iyi kitap yorumumu da yinelemek istiyorum bu noktada: Kötü Kızlar! İyi ki!

Yerli edebiyatta beni çok fazla heyecanlandıran kitaplar okumadım ne yazık ki, daha doğrusu çeviri edebiyat kadar geniş yelpazede iyi metin okumadım demeliyim, yoksa haksızlık olacak. Bu senenin en iyi öykü kitabı bence Eylem Ata’nın Yanımda Kal’ıydı (YKY), birbirine teğellenmiş kadın öyküleri vardı kitapta fakat bunun yanında yazarın dili kullanımı da müthişti. Bu sene okuduğum en iyi yerli roman Ömer F. Oyal’in Doğum Gününe Çağırmak İstediğim Tek Kişi (YKY) kitabıydı; yazar ülkemizde çok az okunuyor maalesef. Oysa müthiş kitapları var, her romanında gerek konu bakımından, gerek dil yönünden çıtayı biraz daha yükselten, kendini tekrar etmeyen bir yazar. Bunlardan başka Semih Öztürk’ün Kırık Rahvan (İletişim Yayınları), Mustafa Orman’ın Ev Öldü Ben Ağaçları Seyrettim (Everest Yayınları), Kâmil Erdem’in O Sonbahar O Kış ve Derya Sönmez’in Öteki Hayvanlar (ikisi de Sel Yayınları) öykü kitaplarıyla Fatma Nur Kaptanoğlu’nun Ev, Babam ve Yumurta Kabukları (Can Yayınları), Sonat Yurtçu’nun Vuslatlar Fasarya, Can Öktemer’in Hayat, Evren ve Sezen Hakkında (ikisi de Everest Yayınları) romanlarını çok sevdim. Ayrıca Oğulcan Kütük’ün Everest Yayınları’ndan çıkan Dimdik Bakma Rehberi bence senenin en iyi şiir kitabıydı.

E neyi unuttum? Tabii ki Sally Rooney’in İntermezzo romanını! Senenin edebiyat olaylarından biri bence. Her ne kadar insanlar tuhaf tepkiler verseler de ben hem yazarı, hem de kitaplarını epey seviyorum. Neticede okuru olmaktan son derece memnunum.

Çok yoğun okumaların olduğu, müthiş kitapların yayımlandığı bir seneydi. İlkin aklıma gelenler dışında bahsedemediğim bir dolu iyi kitap okudum. Bu anlamda emek veren tüm yayınevlerine teşekkür ederim. Dilerim önümüzdeki sene de böyle geçer.

Size göre 2024 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?

Senenin en önemli edebiyat olayı Han Kang’ın Nobel ödülü kazanmasıydı bence. Herkes ters köşe oldu, kimse beklemiyordu fakat yazar hak ediyordu. Sıklıkla bahsedildiği üzere Can Xue yahut Gerald Murnane alsaydı üzülecektim işin doğrusu. Ben László Krasznahorkai’nin de en yakın zamanda Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasını arzu ediyorum.

Bunun dışında Uluslararası Booker Ödülü’nü Jenny Erpenbeck’in alması da bana göre mühim bir edebiyat olayı. Burada kitabın çevirmeni Regaip Minareci’ye de teşekkür etmeliyim, iyi aktarılmış bir metindi. Ayrıca Sally Rooney’in son romanı İntermezzo’nun yayımlanması da kezâ müthiş bir şeydi, tüm dünyada yankı uyandırdı.

Tersten bakıldığında Alice Munro skandalı senenin edebiyat olaylarından biri. Hiçbir vakit daimi okuru olmadım, hatta pek okumadım bile fakat etrafımda hem seven, hem de okuyan pek çok kişi şoka uğradı. Bir de büyük yazar Paul Auster’in ölümü de senenin edebiyat olaylarından biri, eksikliğini hissedeceğiz.

Türkiye için Medusa Yayınları’nın kurulması bana göre iyi bir edebiyat olayı. Bir açığı kapatan çalışmalar yapıyorlar, hem takdir ediyor, hem de sıkı takip ediyorum.

Düzenli olarak takip ettiğiniz bir edebiyat dergisi var mı?

Maalesef yok. Artık dergileri ne takip ediyor, ne de kaliteli işler çıktığına inanıyorum. Çevrimiçi dergiler, fanzinler, hatta kişisel bloglar bile edebiyat dergilerinden (basılan) daha kaliteli ne yazık ki. Bir de mesken tutmuşlar her yeri, yeni yazarlara yer olmuyor. Bu açıdan takip etmek de içimden gelmiyor doğrusu.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Her sene sıraladığımız sorunları tekrar sıralamak istemiyorum açıkçası çünkü çözüm üretmek yerine aynı tas aynı hamam devam ediyoruz. Ülkemizde pek çok alanda olduğu gibi edebiyat ortamında da yoğun bir yozlaşma söz konusu. Edebiyat çeteleri bir yanda, okur çeteleri beri yanda; sosyal medya fenomenleri kitaplara elini attığından beri her şeyin hâkimi sanıyor kendini. Dahası, yayınevleri de onların ekmeğine yağ sürerek reklam peşinde koşuyor. Ayrıca okurların muzdarip olduğu konularda üç maymunu oynamayı tercih ediyorlar. Butik yayınevleri ayakta kalmakta zorlanırken okurlar ana akımdan ayrılmayı beceremiyor.

Ödüller ve jüri üyeleri meselesi zaten bildiğimiz gibi. Lobicilik, tanıdık yazarı ödüllendirme meseleleri ön plânda.

Bunun dışında bazı kişiler olmadık biçimde sataşıyorlar bazı yazarlara. Öyle şeylerden dem vuruyorlar ki, eleştiri kisvesi altında komik duruma düşüyorlar. Dikkat çekmek için yapılan bazı eylemler antipatik geliyor bana.

Atölyeler… Ah o atölyeler! Canı sıkılan atölye açıyor, her şeyin bir atölyesi var. Sözgelimi bir kitap çıkaran “öykü atölyecisi” oluyor. Kurmacayı alt edenler, üst edenler, güreşenler… paralı okuma grupları, paralı okuma meditasyonları gırla. Doğru söyleyeni de dokuz köyden kovuyorlar sonra. Bir de çağdaş okumalar var. Bu da tuhaf geliyor bana. Çağdaş okuma yapmak için atölye açıldığı nerede görülmüş? Ben mesela bazı metinler duyulsun, görülsün diye en bedavasından etkinlik yapıyorum, bir elin parmağını geçmiyor katılanlar. Üzgünüm fakat edebiyat ortamımız epey samimiyetsiz.

Neyse benim derdim bitmez de edebiyat ortamımızın sorunları bitsin çok isterim. Sakin kafayla okumalarımızı yapıp dönüşelim, ne olur yani? Herkesin daha keyifle okuyup yazdığı yeni bir sene olsun!

Son olarak sosyal medyada gizlice alıntılayanlara: gelin oturup edebiyat tartışalım, çözüm arayalım. Öyle gizli gizli köşelerde konuşmayalım.

Dilerim 2025 senesi daha az sorunlu, daha bol kitaplı geçer.