Gökhan Arslan

61.

sonsuzluğu görmek istiyorsan denize bak, derdi babaannem. ikide bir dönüp sana bakıyorum.

62.

akan suya sevdalandın, duran suya da. âşık oldun bir kitabın kapağına. geceleyin koynuna aldığın kimsesiz hayvanların vardı. bir duvar kilimine, yanan ateşe, yaşlı ve yaslı trenlere, kedinin sırtında yer değiştirip duran lekeye âşık oldun. bir ben kaldım, dalında yere düşmeden çürüyen meyve gibi.

63.

saatlerce konuştum deniz kabuğuyla. seni anlattım. senden kalan yangını ve hiçliğin özlemini. hiç konuşmadan dinledi. şimdi ne zaman kulağını dayasan, yankılanıyor içimdeki boşluk. duyuyor musun, bozkırda dörtnala koşturan atları?

64.

uyandım, yoksun. sol böğrümde çalışkan bir bıçak. meğer başımın altında kaldığı içinmiş kolumun ağrıması.

65.

“hayatı korkak alıştırma: biraz da hata yap!
sözgelimi bir sabah uyandığında,
yanıbaşında beni ara!”

66.

açmamış güller var bahçede. ipleri çürümüş hamak, paslanmış çıkrık, bir zamanlar aktığını unutan çeşme ve çamuru üzerinde kurumuş bir kürek. masada kenarları kesilmemiş kitaplar duruyor, henüz bir harfin gölgesinin düşmediği boş defterlerle sırt sırta. kurşun kalemin ucu kim bilir ne zamandır açılmamış. silgi ilk günkü gibi, hiç eksilmemiş kendinden. raflarda kurumuş böcek ölüleri. avlu kapısının menteşesi gıcırdıyor derken. çitlerin üstünden havalanan birkaç serçe, sundurmaya konmuş, bir şeyi müjdeliyor. evin uyanma vakti artık. yüzyıllık bir suskunluk terk etmeye hazırlanıyor bahçeyi. eşyalarda bir heyecan, çeşmeden ilk damlayan suyun sevinci. sen geldin işte, saçların belinde, elinde henüz kimseye okumadığın şiirler. artık hep beraber uyanabiliriz, dünyanın bu ilk gününe.

67.

çocukken bütün hayvanlarla ve ağaçlarla konuşurdum. tarlada çapayı tam toprağa saplayacakken karşıma çıkan danaburnuyla da, yolda yürürken bütün görkemiyle önüme dikilen çınar ağacıyla da. bir çocuğun hayalleri kadardı anlattıklarım. hâlâ konuşuyorum onlarla. artık sen varsın. anlatacaklarım hiç bitmeyecek demektir bu.

68.

buradaki her şey sana yazıldı. bu cümle de.

69.

bir sabah gözümü açtığımda yanımda olacaksın ve ben kendimi dünyanın en büyük şairi sanacağım.

70.

kucağımdasın. orman da kucağımda göğü delen ağaçlarıyla. dünyanın uzak bir köşesinde, bir şehir durmadan sallanıyor şimdi.

71.

ağzın ağzıma ilk değdiğinde öğreneceğim nesnelerle konuşmayı.

72.

artık kendime de söyleyemiyorum sana söyleyemediğim şeyleri. bir ağaçkakan, öylece duruyor cevizin dalında, hiçbir şey yapmadan.

73.

on yaşındayken, her şeyi yaratan doğadır, dediğimde dedemden yediğim tokadı hiç unutmadım. seni tanıyınca daha da arttı doğaya olan inancım. sen beni yaradansın.

74.

gönderdiğin defter tütün kokuyor, dedin. sen ne zaman mürekkebi koklasan, içimde kibrit çaktı gökyüzü. bir bilsen, kaç vakittir çırayla besliyorum kalbimi.

75.

içime attığım oltaya sensiz geçirdiğim bir yaz takıldı.

76.

sana yazmadığım zamanlarda ne mi yapıyorum? seni yazıyorum.