17. İstanbul Bienali kapsamında kurulan Ayakizi Kütüphanesi’nde okuma grubu buluşmaları 23 Ekim 2022 Pazar günü başladı. Bienal boyunca her pazar saat 16-18 arası Zoom’da bir araya gelecek okuma grubu bir kitaptan parçalar okuyacak, kitap üzerine konuşacak ve tartışacak.

Okuma grubunda ele alınacak ilk kitap, Ryszard Kapuściński’nin 1982’de yayımlanan güncesi Şahların Şahı. İran Devrimi sırasında Polonya Basın Ajansı için Tahran’da muhabirlik yapan Kapuściński, bu kitapta 1979’da Rıza Şah Pehlevi devrildikten sonra yerini alan mollaların iktidarının ilk günlerini fotoğraflar, ses bantları ve otel odasında aldığı notlarla anlatıyor. Şahların Şahı, bugün İran’da kadınların başını çektiği direnişi anlamak için de bir anahtar niteliğinde.

23 Ekim Pazar günkü buluşma Türkçe düzenlendi. 30 Ekim Pazar günü, yine Şahların Şahı için yapılacak ikinci buluşmada ise etkinlik dili İngilizce olacak.

Okuma grubunda tartışılacak bir sonraki kitap Ayakizi Kitaplığı’nın Twitter hesabından (@ayakizikitap) duyurulacak.

Kayıt için ayakizikitapligi@gmail.com adresine eposta gönderebilirsiniz.

İstanbul Yeldeğirmeni semtinde göçmen sanatçılar tarafından kurulan dayanışma mekânı, sanat merkezi arthereistanbul, Bienal süresince Ayakizi Kitaplığı’nın evsahipliğini üstleniyor. Bu kitaplık Homeros’un İlyada’sından bugüne savaşın kıyısından hikâyeler anlatan yaklaşık 600 Türkçe ve Arapça kitaptan oluşuyor. arthereistanbul 17 Eylül-20 Kasım arasındaki 17. İstanbul Bienali süresince bazen sesli bazen sazlı bir dizi buluşmaya ev sahipliği yapacak.

Ayakizi Kitaplığı’nda daha önce neler oldu?

Ekim ayında Ayakizi Kitaplığı Kitap Buluşmaları kapsamında Bekir Eliçin’in Avanos çevresinde büyük savaş ve Kurtuluş Savaşı sırasında vurgunculuk yaparak zengin olanları anlattığı 1978 tarihli romanı Onlar Savaşırken tartışıldı. Buluşmaya yazarın kızı siyaset bilimci Yeşeren Eliçin ve torunu gazeteci Işın Eliçin katıldılar.

Ayakizi Kitaplığı ayrıca “arthereİstanbul’dan Telefon Var!” başlıklı söyleşi dizisine ev sahipliği yapıyor. Yolu arthereistanbul’dan geçmiş, bu mekâna iz bırakmış sanatçılara halihazırda dünyanın neresinde iseler oradan bağlanıp hallerini hatırlarını sormayı planlayan bu söyleşi serisinde şimdiye dek “Kalabalık. Dalgalar Üzerinde Karanlık Geceler”in yazarı Odai Al Zoubi ve “Biz İstanbul’u Ne yapacağız?” adlı oyunu sahneleyen yazar, dramaturg, tiyatro yönetmeni Waseem Alsharqi’nin sesleri işitildi.

Ayakizi nedir?

Ayakizi bir öğrenme süreci, savaşların kıyısından hikâye toplama girişimi. Bu hikâyelerin acilen anlatılması gerekse de üzerlerine söz söylemek için kat edilmesi gereken yol zor ve belirsizliklerle dolu. Bazen birkaç kelime, kısa bir anekdot, bir hatıra ya da bir rüya savaşla yaşamaya dair daha sarih bir fikir verebiliyor. Bir kadının Suriye’deki savaştan kaçarken başına geleni anlattığı hikâyede olduğu gibi:

“Suriye iklimi komşu Türkiye’nin iklimiyle aynıdır. Ama ben ertesi sabah kaçmaya karar verdiğimiz gece çantaları hazırlarken mevsimin kış olmasına rağmen yanımıza sadece yazlık kıyafetler almıştım.”

Ya da yazar Herta Müller’in annesinin 1945’te Romanya’daki köyünde başına gelenler gibi:

“Bir sürü insan saklanmıştı. Annem yerin altında dört gün geçirdi. Sonra kar yağdı. Artık ona gizli gizli yemek getiremiyorlardı; ev, ağıl ve zemindeki delik arasındaki her bir adım görünür olmuştu. Köyün tamamında bütün saklanma yerleri karda ayan beyan görünüyordu. Bahçedeki adımlar belliydi. Kar insanları ele vermişti. Sadece annem değil, pek çok insan saklandıkları yerleri kendi istekleriyle terk etmek zorunda kaldı, karın zoruyla bulundukları yerden çıkarıldılar. Bu da çalışma kampında geçecek beş yıl anlamına geliyordu. Annem karı asla affetmedi.”

Ayakizi Kitaplığı unutulmuş ya da daha büyük olayların ve felaketlerin gölgesinde kalmış hikâyelere ve deneyimlere dair kitaplardan meydana geliyor. Kitaplığın kurulduğu arthereİstanbul, Ayakizi için bir merkez görevi üstleniyor. Burası Suriyeli sanatçılara destek olmak, onlara görünürlük ve bir çalışma mekânı sağlamak üzere İstanbul’da yaşayan Suriyeli sanatçılar tarafından kuruldu.

Ayakizi en eski iletişim yollarından biriyle, sesle alan açmayı deniyor. Konuşmalar, sohbetler, kayıtlar, bir arada ve yüksek sesle okuma bu sürecin önemli bir parçası. Ayakizi bir kitaplığın yanı sıra konuşmalar, buluşmalar, bir podcast serisi ve müzik aracılığıyla sanat ya da edebiyat yoluyla savaş üzerine düşünmek için bir nesne, metin, ân, alan, şarkı ya da yerleştirmeden yola çıkmayı amaçlıyor.