Bu yazıda, Bodrum’da doğup büyüyen ve yapıtlarına bu güzel ilçeden pek çok izler ve anılar taşıyan değerli yazar Mehmet Atilla’nın çocuk kitaplarından söz etmek istiyorum. Mehmet Atilla, şimdiye kadar yetişkinler için şiir, öykü ve roman türünde yapıtlar kaleme aldığı gibi, küçük okurların dünyasına seslenen pek çok çocuk kitabı da yazan, üretken bir yazar. Çocuklar için daha çok roman türünde kitaplar yazan Mehmet Atilla’nın, içinde beş çocuk öyküsü olan Bilgisayardaki Saklambaç adlı bir öykü kitabı da var.
Bu yazı dolayısıyla Mehmet Atilla’nın çocuk romanlarının önemli bir kısmını okudum. Ayrıca onun Yüzümde Kırlangıç Gölgesi adında, Bodrum’da yaşanan bir gençlik aşkını dile getirdiği, maceralı ve meraklı olaylarla dolu gençlik romanını keşfettim ve onu da bu süreçte ilgiyle okudum. Yüzümde Kırlangıç Gölgesi’nde aşkın, ilk gençlik duygularının, kıskançlığın, birey olmanın, özgürlüğün, güzelliğin, sık sık karşılıklı konuşmalarla tartışıldığına ve sorgulandığına tanık oldum.

Çocukların kitap okumayı sevmesi ve dilin inceliklerini sezmesi için onların nitelikli kitaplarla buluşması şarttır. Mehmet Atilla’nın çocuk kitaplarında küçük okurların düzeyine uygun kurgular, olaylar ve kişilerin yer aldığını, yazarın çocuklar için kaleme aldığı eserlerinde dünyaya çocuk gözüyle baktığını, çocuklarla empati kurduğunu, onları iyi gözlemlediği için çocuk karakterlerini metinlerinde başarıyla ve inandırıcı bir biçimde canlandırdığını söyleyebiliriz. Mesela Bilgisayardaki Saklambaç adlı öykü kitabında, Hayal Rüzgârlarıve Kalbimdeki Kelebek adlı romanlarında çocuk dünyasından aldığı imgelere ve düşlere yer vererek olayları, bir çocuk anlatıcı ya da karakterin penceresinden bakarak işlediğini, onlara metinlerinin dokusunda incelikle yer verdiğini söyleyebiliriz.
TEMEL DEĞERLER
İyi yazılmış çocuk kitapları, çocuğun gelecekteki kişiliğini şekillendirmede birer yapı taşıdır, o kitabın etkileri ve izleri aradan pek çok yıl geçse bile insan ruhunda ve zihninde devam eder. Mehmet Atilla’nın, okuduğum çocuk kitaplarının tümünde, yazar sorumluluğuyla hareket ettiğini, çocuklara temel değerleri aktarmada başarılı olduğunu, yapıtlarını çocuğun seviyesine uygun akıcı, anlaşılır, duru bir dille kaleme aldığını vurgulamak isterim.

Mehmet Atilla’nın çocuk kitaplarında işlediği başlıca değerleri şöyle sıralayabiliriz: Adil olma, insan kayırmama, liyakate önem verme mizahın, gülmecenin önemi ve değeri, hoşgörülü, neşeli, saygılı olma, sorumluluk duygusu, vicdan, çevre duyarlılığı, doğa sevgisi merkezde yer alıyor. Doğa sevgisi, doğa betimlemeleriyle anlam ve derinlik kazanıyor:
“O bölgedeki mandalina bahçelerinin en güzellerinden biriydi. Dört yanı defne ağaçları ile çevrili olduğundan içine girenler yemyeşil bir koku denizinin ortasında buluyordu kendini. Bu koku yetmezmiş gibi defnelerin hemen önüne dikilmiş olan erik, nar, badem, ayva ve yenidünya ağaçlarının hışırtıları da birbirine karışıyor, bahçenin çekiciliği iyice karşı konulmaz hale geliyordu. Göz alıcı yeşilliğin kimi yerlerinden fışkıran meşe ve serviler ise yeterince ilgi görmedikleri için üzülüp çoğu zaman birbirlerine dert yanıyorlardı.” (Bilgisayardaki Saklambaç, s.62)
“Bülbülü Kurtarmak” adlı öykünün adının, Harper Lee’nin Bülbülü Öldürmek romanının adının, anlam açısından tersine çevrilmesiyle oluştuğu kanısındayım. Bu öyküde fantastik, gerçeküstücü ve masalsı unsurlar dengeli bir şekilde işlenmiş, doğa sevgisi odağa alınmış. Aynı öyküde yazarın, Sait Faik’in “Son Kuşlar”ına da selam gönderdiğini seziyorum. Dayanışma, yardımlaşma, birlikte hareket etme ve iyilik yapma gibi değerler öne çıkıyor “Bülbülü Kurtarmak” öyküsünde.
Arkadaşlık, dostluk duyguları, insan sevgisi, yazarın hemen her kitabında işleniyor, barış içinde yaşama, savaş karşıtlığı gibi değerlerin öne çıktığı kitabı ise Hayal Rüzgârları. Ayrıca çocuk hakları, söz söyleme özgürlüğü de işleniyor bu romanda. İyilik, yardım, dayanışma temaları Kalbimdeki Kelebek’te de öne çıkıyor. Farklılıklarla bir arada yaşama, ötekileştirmeme gibi değerler de Güvercin Adımları romanında yoğun olarak işleniyor, önyargıların anlamsızlığı vurgulanıyor. Mehmet Atilla’nın çocuk öyküleri ve romanlarında insani ve toplumsal değerleri buluyoruz. Çocukların barışı getirebileceği fikrine dayalı Hayal Rüzgârları romanı etkileyici ve çarpıcı bir yapıt. Az önce bahsettiğim gibi, önyargıların, ötekileştirmenin yanlışlığını anlattığı çocuk romanı Güvercin Adımları bence çocuk edebiyatının unutulmazları arasında yer alacak nitelikte bir yapıt.
ÇOCUK OKURLAR VE ÇOCUK KARAKTERLER
Çocuk kitaplarının, çocuk okurların düş pencerelerini genişletmesi, onların dil ve estetik beğenilerini geliştirmesi, imgelemlerini zenginleştirmesi, akıl yürütme, anlama yorumlama, sorgulama ve sezgi yönlerini güçlendirmesi gibi özellikleri dikkate alındığında, bu kitapların, çocuğun düşünsel, bilişsel ve duygusal gelişimi içindeki yeri ve önemi tam anlamıyla ortaya çıkar. Mehmet Atilla’nın çocuk romanlarında, bu özelliklere bilgi ve bilinçle yer verildiğine, küçük okurların dilsel, bilişsel, duygusal, düşünsel, düşsel gelişimine katkıda bulunacak unsurların roman metnine ustalıkla sindirildiğine tanık oluyoruz. Aynı zamanda deneyimli bir eğitimci olduğu için, yazdığı çocuk kitaplarında eğitim psikolojisini, pedagojik unsurları da göz önünde bulunduran Mehmet Atilla, kitap okudukça kendini geliştiren, zihnen ve ruhen büyüyen çocukları dikkate alıyor ve kitaplarıyla onlara sesleniyor.

Mehmet Atilla’nın çocuk kitaplarında yer alan çocuk karakterler, araştırmacı, meraklı, dünyayı tanıma ve hayat hakkında bilgi edinme çabasında olan, sevgi dolu, barışçı, yardımsever, iyilikten, doğruluktan yana olan olumlu karakterlerdir. Bilindiği gibi, çocuk okurlar, okudukları roman ve öykülerdeki çocuk karakterlerle özdeşim kurarlar, onları kendilerine örnek alırlar. Bu bağlamda, yazar, olumlu karakterler yoluyla çocukları hayata hazırlıyor, onları dolaylı yoldan eğitiyor; olumlu ve dürüst bir kişilik kazanmalarına da zemin oluşturuyor.
DİL VE ANLATIM
Çocuk kitaplarında dil, etkileyici, yaş düzeyine uygun, anlaşılır ve güzel olmalı; çocuğa, içinde doğduğu dilin olanaklarını ve zenginliklerini sezdirmelidir. Çocuk, dilin içine doğar ve yaşama dilin içinden bakarak adım adım gelişir. O nedenle çocuk kitaplarında akıcı, anlaşılır, duru bir dil vazgeçilmez bir kuraldır; bu kitapların olmazsa olmazıdır. Mehmet Atilla, dilin inceliklerini sezdirme konusunda duyarlı bir yazar. Onun çocuk romanlarını okurken küçük okurlar hem yepyeni sözcükler öğreniyor, sözcük dağarcığını genişletiyor hem de akıcı, anlaşılır bir dille yazılan bu romanların sayfalarını ilgiyle, merakla, heyecanla çeviriyor. Ben bir yetişkin olarak, mesela “sarhoş tekerlek”, “ikincil boğulma”, “aksona” gibi sözcüklerin anlamlarını bu kitaplardan öğrendiğimi belirtmeliyim. Mehmet Atilla, dilimizin en önemli zenginliklerinden olan deyimlere, metin içinde, özellikle konuşmalarda çokça yer veriyor; çocukların dil gelişimine bu yolla da katkı sağlıyor.
DİYALOGLAR
Bilindiği gibi, edebi metin içindeki konuşmaları, diyalogları doğal bir biçimde oluşturmak, ayrı bir bilgi, yetenek ve dil bilinci ister. Mehmet Atilla’nın okuduğum çocuk romanlarının ve öykülerinin diyaloglarla örüldüğünü, bu diyalogların doğal söyleyişlerle, çocuk dünyasından süzülen sözcükler ve doğal anlatımlarla yazıldığını belirtmek isterim. Diyalog başarısı, çocuk kitaplarının önemli unsurları arasındadır; çünkü çocuklar, karşılıklı konuşmalara çokça yer verilen öykü ve roman metinlerini okumaya daha yatkındırlar. Bu bağlamda da Mehmet Atilla’nın çocuk öykü ve romanlarının çocuklar tarafından ilgiyle okunduğu kanısındayım. Kitaplarının yıllar içinde pek çok baskı yaparak binlerce çocuk okura ulaşması, bu ilginin somut bir göstergesi durumunda.
MERAK DUYGUSU VE İZ SÜRME
Mehmet Atilla’nın çocuk romanlarında merak duygusunun güçlü bir şekilde işlendiğine, metin içinde çocuk okurların ilgiyle takip edecek nitelikteki gizemli olaylara yer verildiğine tanık oluyoruz. Gördüğüm kadarıyla, Mehmet Atilla’nın pek çok romanının temel izleklerinden biri iz sürmedir; gizemli bir şeyin, bilinmeyen bir olayın, haber alınamayan bir kişinin izini sürme gibi… Metinlerde arama, sorma, sorgulama, ipuçlarını değerlendirme, ayrıntıları dikkate alarak sonuca varma, gerçeği bulma, kaybolan bir kişiye ulaşma çabası gibi farklı şekillerde karşımıza çıkan “iz sürme” teması, çocuk okurun ruhundaki merak duygusunu harekete geçirmekte ve bu duygusunu sürekli canlı tutmaktadır.

Mesela Kalbimdeki Kelebek’te ailesiyle birlikte aniden kasabayı terk eden arkadaşının nereye gittiğinin izini sürüyor çocuk karakter. Yap Boz Çocukları adlı romanda annesini terk eden babasının büyük kente alıp götürdüğü küçük kardeşinin izini süren, bu konuda çevresinden yardım alan, soran, araştıran, çabalayan bir çocuk karakter var mesela. Gençlik romanı Yüzümde Kırlangıç Gölgesi’nde ise kırsalda harap bir kulübeye bırakılan küçük ve engelli bir çocuğu gören roman karakterleri, bu meselenin mahiyetini ortaya çıkarmaya, çocuğu oraya bırakanların izini sürmeye çabalıyorlar. Parktaki Gergedan romanında ise kayıp bir kedinin izinin sürüldüğünü görüyoruz.
KURGU OYUNLARI
Kurgudan söz ederken Mehmet Atilla’nın tam anlamıyla bir kurgu ustası olduğunu, aksamayan sağlam kurgular oluşturduğunu söylemeliyiz. Gençlerin ve çocukların dünyasında özgün ve farklı kurguların değeri ayrıdır. Yazar, öyle farklı kurgulara, öyle ilgi çekici kurgu oyunlarına ve metin içi kurgu katmanlarına yer veriyor ki, okurlarını şaşırtıyor; zaman zaman onları okuduğu metne yabancılaştırarak gerçekliğin ne olduğu konusunda düşünsel/zihinsel bir sorgulamaya yöneltiyor. Yüzümde Kırlangıç Gölgesi içindeki “yazar” karakterinin, roman olayları boyunca sakin bir evde yazdığını bildiğimiz eserinin, romanın bitiminde, adının Yüzümde Kırlangıç Gölgesi olduğunu öğreniyor, yazılması sürecine uzaktan uzağa tanık olduğumuz romanın elimizde tuttuğumuz roman olduğunu fark ediyoruz. Kurmaca ve gerçeklik düzlemlerinin birbirine temas etmesinden dolayı ayrı heyecan yaşıyoruz.

Hayal Rüzgârları romanında metin içi gerçeklik düzleminin yavaşça hayal düzlemine geçmesi ve böylece apayrı bir barış güzelliğine açılmamız da heyecan verici. Cep telefonundaki sesin görüntülü çağrısına uyarak Ege adalarında barış için harekete geçen Meltem’in hayal düzleminde yaşadıklarının, gerçeklik düzleminde de olabileceğini, böyle bir olabilirlik taşıdığını görüyor; umudu canlı tutuyoruz. Yap Boz Çocukları romanında ise, insan dışındaki çoklu anlatıcılar; zeytin ağacı, kuşlar vb. yoluyla gerçekliğin farklı katmanlarına ulaşılabileceğini görüyoruz.
Kalbimdeki Kelebek’te yılın aylarının kişiler şeklinde somutlaştırılıp konuşturulması ve onların, romanın çocuk karakterine yardım etmesi dikkatimizi çekiyor; akıp giden zamanı temsil eden kavramların somutlaştırılması, insana dönüştürülmesi ilgi uyandırıyor. Parktaki Gergedan romanında yazar yine kurgu oyunlarıyla okuru şaşırtıyor ve çarpıcı bir metin oluşturuyor. Şimdiki zamandan gelecek zamana uzanan, yani henüz gerçekleşmemiş olayların anlatıldığını görüyoruz; ama parktaki yaşlı adamın zihninde yer alıyor olan biten her şey. Çocuk karakterlerin büyümüş ve yetişkin olmuş hallerini görüyoruz, ama onların hepsi, parktaki yaşlı adamın zihninde geziyor asıl olarak. Düşler ve gerçekler bir arada, birbiri içinde yer alıyor; “şimdi”den geleceğe uzanan olaylar, sonuçta yine şimdiki zamana dönüyor. Öykü kişilerinin zihninde canlandırdıkları, hayal ettikleri kişilerin de metne dahil olması da sıra dışı bir durumu oluşturuyor.
YENİDEN YAZMA ÇALIŞMALARI
Mehmet Atilla özgün bir yazardır, onun öykü ve romanlarında anlattığı, işlediği olaylar, durumlar ve kişiler, özgünlüğü ile öne çıkmaktadır. Metin içi dünyada zaman zaman alıntılarla veya anımsatmalarla başka yazarlara, özellikle Bodrum’da yaşamış olan Halikarnas Balıkçısı, Azra Erhat gibi yazarlara selam göndermesi, eserlerine ayrı bir anlam zenginliği katmaktadır. Kendi doğup büyüdüğü coğrafyanın doğal, tarihsel ve kültürel renklerine başta Yüzümde Kırlangıç Gölgesi romanı olmak üzere eserlerinde sıklıkla yer vermesi, yazarın Bodrum’a vefa duygusunu da göstermektedir.

Mehmet Atilla, özgün olmasının yanı sıra deneysel edebi çalışmalara da imza atmış ve “edebiyatta yeniden yazma” dediğimiz zor bir çalışma içine girerek dünya edebiyatının, bir anlamda insanlığın başlıca klasik eserlerini mesela Don Kişot, Tom Sawyer, Mercan Adası, Gulliver’in Gezileri gibi romanları, küçük okurların anlayacağı şekilde sadeleştirmiş ve yeniden yazmıştır. Böylece ilk kez bu değerli yapıtlarla karşılaşan ve onlar hakkında bir fikir edinen küçük okur, daha sonraki yıllarda, ergenlik ve yetişkinlik döneminde bu yapıtları bütünlüklü bir şekilde okuma ve anlama konusunda daha meraklı ve istekli olacaktır.
DÜŞSELLİK VE GERÇEKÇİLİK
Mehmet Atilla gerçekçi bir yazar, konularını hayatın içinde alıp işliyor. Toplumsal meselelere de çocuk dünyasından bakarak yer veriyor. Zaman zaman düşselliğe açıldığını görüyoruz ama o düşsellik her zaman yeryüzüne dair gerçeklere dokunan bir düşsellik.
Mesela Yap Boz Çocukları’nda zeytin ağacı, bülbül, kırlangıç, güvercin, serçe gibi kuşların anlatıcı olduklarını, gözlemledikleri olayları, sözü birbirlerinden alarak sırayla anlattıklarını görüyoruz. Bu masalsılığın içinde inanılmaz bir gerçekçiliğe yer verildiğine tanık olmak insanı şaşırtıyor. Yazar, söz konusu romanında toplumsal meselelere yoğun olarak yer veriyor; çocuk işçileri, yoksulluğu, zor koşullarda sefil bir yaşam sürdüren emekçileri, düşük ücretleri, mevsimlik işçilerin dramlarını, iş kazalarını, kaybolan çocukları aynı ilgili, duyarlı ve sorumlu bakış açısıyla işliyor.
TEKNOLOJİ
Yazarın yapıtlarında teknolojik unsurlar, teknolojik gelişmeler ve teknolojiyi başarıyla kullanan bilgi çağının çocukları sık sık yer alıyor. Teknik öğretmen olarak okullarda öğrencilerine yıllarca emek veren Mehmet Atilla’nın çağın teknolojik gelişmelerine roman ve öykülerinde yer vermesi kadar doğal bir şey olamaz diye düşünüyorum. Bir bakıyoruz çocuk karakterle sanal saklambaç oynayan bir bilgisayar çıkıyor karşımıza, bir bakıyoruz cep telefonundan gelen gizemli sinyaller ve görüntülerle barış elçisi çocuklar savaşı durdurmak için harekete geçiyorlar. Başka bir romanda ise robotik kodlama yarışmasına katılan, harika bir ekip çalışmasını gerçekleştiren okul çocuklarının başarılarına odaklanıyoruz. Farklı kültürlerdeki ailelerden gelen bu çocukların kendi aralarındaki dayanışma ve dostlukları, ön yargılı ebeveynlerine örnek oluyor. Mehmet Atilla’nın “çocuk bilim kurgusu” olarak nitelendirebileceğimiz kitapları da var. Tansel Tozan adlı kahramanıyla öne çıkan bu kitaplar Uçan Dalgalar, Tuhaf Yaratıklar Çiftliği, Havlayan Harfleradlarıyla üç kitaplıkbir seri oluşturarak çocukların ilgisine sunuluyor.
SONUÇ
Sonuçta, Mehmet Atilla, çocuklara ve gençlere güzellikleri, iyilikleri, erdemi gösteren bir yazardır. Ülkemizde Mehmet Atilla gibi çocuk edebiyatı alanında, sorumluluğunun bilincinde, dikkatli, duyarlı, yetenekli ve başarılı birçok yazarın olması çok sevinilecek bir durumdur. Çünkü geleceğimizi şekillendirecek olan çocuklar, böyle bilinçli ve sorumlu yazarların kitaplarıyla kişiliklerini bulacak ve yarınlarımızı kuracaklardır. Mehmet Atilla’nın kitapları karamsar değildir; zor koşullar ve olaylar anlatılsa da mücadele sonucunda ulaşılanlar, hep güzelliklerdir. Yazılan her çocuk kitabı bence böyle olmalı; içinde bir umut taşımalı, bir ışık gizlemelidir. Çünkü çocuklar insanlığın, yarınların umutlarıdır.
Hülya Soyşekerci
4 Ekim 2024’te Bodrum’da gerçekleştirilen “Bir Yazar (Mehmet Atilla) İki Eleştirmen (Hülya Soyşekerci- Semiramis Yağcıoğlu)” başlıklı paneldeki sunum metnimin düzenlenmiş şeklidir.
