İlk kitabın heyecanı ayrıdır. Kâğıt oyunu oynayanlar bilir, ilk elin günahı olmaz. İlk kitaplar tıpkı sonrakiler gibi kusurlarıyla güzeldir. Kendimize ait güzel yanlışlarımız olmazsa ne anlamı var yazmanın? Yazarlık bize özgü hatalarımızla, acemiliğimizle birlikte bir uzun yolda yürümek değil mi zaten?

İlk öykü kitapları yayımlanmış yazarlarla 2015 yılından beri “İlk Göz Ağrısı” söyleşileri yapıyor, ilk kitaplarının heyecanını paylaşıyoruz. Nevra Gözde, 185. konuğumuz.

Nevra Gözde

İlk kitabınız yayımlandı. Öncelikle tebrik ederiz. Bu süreç nasıl gelişti, biraz anlatabilir misiniz? Yazmaya nasıl başladınız, yazdıklarınızı yayımlamaya ne zaman karar verdiniz?

Teşekkür ederim. İlkokulda Jules Verne’nin Esrarlı Ada kitabını okuduğumu ve kitabı bitirdikten sonra arka kapağına bakakaldığımı hatırlıyorum. İçimdeki yazma güdüsünü o ana dek götürebilirim. En azından hatrımda kaldığı kadarıyla.

Asıl çıkışım lisede oldu. Edebiyat hocamın, yazdıklarımızı istersek kendisine gönderebileceğimizi söylemesi beni harekete geçirdi. Düzenli olarak yazmaya ve okumaya başladım. Daha sonra pandemi girdi, evden de olsa hep edebiyatla ilgili bir şeylerin parçası olmaya çalıştım. Bu da benim edebiyatla aramdaki bağı kuvvetlendirdi. Dergiler aldım, yayımlamayacaklarını bilmeme rağmen eleştirilerini duymak için öykülerimi gönderdim. Ve yuvarlana yuvarlana devam ettim.

Yazma uğraşınızı neden başka bir türde değil de öyküde yoğunlaştırdınız?

Başlangıçta öykü benim neler yapıp neler yapamadığımı test edebileceğim elverişli bir oyun alanıydı. Öykü yazarak neleri becerip neleri beceremediğimi, neler yazabildiğimi görmek istemiştim. Okumak ve yazmak el ele giderken bir sürü iyi kurmacaya denk geldim. Oğuz Atay’ın “Korkuyu Beklerken”ini, Tomris Uyar’ın “Şahmeran”ını, Borges’in “Öteki” başlıklı öyküsünü okurken bir çeşit çarpılma yaşadım. Göğsümde inanılmaz bir coşku hissettim. Bu coşkuyu bir daha hissetmek için roman yazmayı gözüm kesmedi, bana çabucak bir şey lazımdı. Öykü tam da ihtiyaç duyduğum şeydi.

Yayınevini nasıl belirlediniz? İlk kitabınızın yayımlanma sürecinde neler yaşadınız?

Yayınevini belirlerken öykü kitaplarını beğendiğim Ketebe ön plandaydı. Dört yıl boyunca yazdığım öykülere bugünden bakmak, onları dönüştürücü bir gözle yeniden okumak, kendi edebiyat anlayışım üzerine düşünmemi sağladı. Nelerden etkilendiğimi, neleri okuyabileceğimi, dosyanın oluştuğu dört sene içerisinde nasıl şeyler yazmaya yöneldiğimi, bundan sonrası için neler yapabileceğimi sordum kendime. Muhtemelen edebiyat hayatımın sonuna kadar da sormaya devam edeceğim.

Kitabın yayıma hazırlanma sürecinde bir editörünüz oldu mu?

Evet oldu. Sevgili editörüm Hacer Selçuk ile güzel bir editoryal süreç geçirdik. Çok titiz çalıştı. Öykülerimin onun tecrübesinde ve anlam dünyasında nasıl karşılık bulduğunu duymak, benim de kitaba ve metinlere bakışımı etkiledi. Buradan da teşekkür ediyorum kendisine.

Dergiler için edebiyatın mutfağı denir. Siz salona, misafirlerin karşısına çıkmadan önce mutfakta ne kadar zaman geçirdiniz?

İlk öyküm 2020 senesinin Haziran ayında yayımlanmıştı. 15 yaşındaydım. Beş buçuk senedir mutfaktaydım denebilir yani. Erken yaşta dergilere öykü gönderme atılımında bulunmak benim için yazmanın düzenli bir şeye dönüşmesine sebep oldu. Ardından Olağan Hikâye ve Post Öykü’de öykülerim yayımlandı. Özellikle Post Öykü’de yazmak, o çevrede bulunmak öyküye bakışımı ciddi anlamda etkiledi.

İlk kitabınızla hayatınızda neler değişti? Neler ummuştunuz, ne buldunuz?

Aslında hiçbir şey değişmedi, her şey yine aynı sıradanlığıyla akıp gitmeye devam ediyor. Yer yerinden oynamadı, oynamayacağını da biliyordum. Fakat artık ayaklarımın yere bastığını hissediyorum. Kitap beni nereye, nasıl götürecek bilmiyorum ama artık okurların önünde bir dergi kapağının ardında değil, kendi adımla varım. Daha büyük bir şeye cüret ettim.

Bundan sonraki çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz? Öyküden mi devam edeceksiniz? Başka türlerde kalem oynatmayı düşünüyor musunuz?

Şu anda üstünde çalıştığım birkaç öykü var fakat bundan sonra bir roman yazmak isterim. Roman nasıl yazılır sorusunun cevabını merak ettiğim için heyecanlı ve sancılı bir süreç olur muhtemelen. Öyküye devam edebilirim, novella da yazabilirim. Bütün kapılar ardına kadar açık.