İlk kitabın heyecanı ayrıdır. Kâğıt oyunu oynayanlar bilir, ilk elin günahı olmaz. İlk kitaplar tıpkı sonrakiler gibi kusurlarıyla güzeldir. Kendimize ait güzel yanlışlarımız olmazsa ne anlamı var yazmanın? Yazarlık bize özgü hatalarımızla, acemiliğimizle birlikte bir uzun yolda yürümek değil mi zaten?
İlk öykü kitapları yayımlanmış yazarlarla 2015 yılından beri “İlk Göz Ağrısı” söyleşileri yapıyor, ilk kitaplarının heyecanını paylaşıyoruz. Ahmet Rıfat İlhan, 183. konuğumuz.

Yazmaya nasıl başladınız, yazdıklarınızı yayımlamaya ne zaman karar verdiniz?
On yıl oldu yazmaya başlayalı. ODTÜ Mezunları Derneği Edebiyat Kulübü’nün moderatörü psikolog Sayın Şule İzgi Şahin’in açtığı bir atölye ve şair Ertuğrul Rast sayesinde öyküyle tanıştım. Daha önce çoğu insan gibi okumalarım roman ağırlıklıydı. Öykünün küçük ama derinlikli, kendine özgü dünyasına dalınca bir daha bırakamadım kendisini. Bundan bir yıl sonra yazdıklarımın artık belli bir düzeye ulaştığına ikna olunca yayımlatmaya karar verdim.
Yazma uğraşınızı neden başka bir türde değil de öyküde yoğunlaştırdınız? Köpük Beyazı ilk kitabınız mı?
Öykü diğer türlere göre daha sanatsal geldi bana. Dediğim gibi öykünün küçük ama derinlikli, kendine özgü bir dünyası var. Bilim, sanat ve felsefeye kapısı ardına kadar açık. Bunlardan oldukça yararlandım yazarken. Köpük Beyazı, Muhtelif Kitap etiketiyle 2025 yılının Aralık ayında çıkan ilk öykü kitabım. Bundan önce yayımlanan iki de şiir kitabım var.
Yayınevini nasıl belirlediniz? Köpük Beyazı’nın yayımlanma sürecinde neler yaşadınız?
Editörü olan yayınevi seçtim diyebilirim. Birlikte çalışabileceğim, öykülerime seviye atlatacak, metinlerime gerçekten editörlük yapacak birini aradım yıllarca. Bu arada okurları arasında bulunduğum, büyük sermayeli ve bütçeli yayınevlerine kendimi pek yakın bulduğumu söyleyemem. Bununla birlikte dosyamı birkaçına gönderdim. Bazılarından olumlu geri dönüşler de aldım. Ancak bu yayınevlerinin çok sayıdaki yazarları arasında kaybolmaktansa gözüm daha çok yayın hayatına yeni başlayan yayınevlerindeydi. Ayrıca yeni yayınevlerinin başlangıcından itibaren kitaplarının hepsini alıp okuma alışkanlığım takıntı düzeyindedir. Bu sırada Muhtelif Kitap’la tanıştım. Niceliği değil niteliği önceleyen bir yayınevi. Başında da Devrim Horlu gibi bir ustanın olduğunu öğrenince seçim kriterlerimin tamamı karşılanmış oldu. Köpük Beyazı dosyamı kendilerine gönderdim. Hazırlığı dokuz yıl süren dosyamın beğenilmesinin ardından kabul edilip yayın programına alınması, editörlük, kapak tasarımı, dizgi, mizanpaj gibi süreçler bir yıl sürdü. Bu zor süreçleri kolay atlatmamı sağladı Devrim Horlu. Hiç unutamayacağım güzel sözleriyle beni hep teşvik etti. İnancımı ve güvenimi artırdı. Motivasyonumu yükseltti. Böylece yolu benim için katlanılabilir, zevkli ve eğlenceli hâle getirdi. Ama hepsinden önemlisi bana gerçek bir editörle çalışma zevki yaşattı. Bu nedenle kendisi ve ekibine minnettarım.

Kitabın yayıma hazırlanma sürecinde bir editörünüz oldu mu?
Evet, Köpük Beyazı’na Devrim Horlu editörlük ve yol arkadaşlığı yaptı dediğim gibi. Kendisinin öykü dosyama nitelik açısından seviye atlattığını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.
Dergiler için edebiyatın mutfağı denir. Siz salona, misafirlerin karşısına çıkmadan önce mutfakta ne kadar zaman geçirdiniz?
Mutfakta yani dergilerin içinde dokuz yıl zaman geçirdim. Öykülerim; Buluntu Kutusu, Çayyolu-Cüneyne, Çığ, Ecinniler, Edebiyatist, Edebiyat Atölyesi, Edebiyat Gazetesi, Edebiyat Haber, Edebiyat Nöbeti, Eskişehir Sanat, Hece Öykü, Hişt Hişt, İshak Edebiyat, KafkaOkur, Kayıp Rıhtım, KE, Kil Tablet, Lacivert Öykü ve Şiir, Luna Yayınları Seçki Kitabı, NotaBene Yayınları Seçki Kitabı, Oggito, Öykümen, Öykü Gazetesi, Prolog, Trendeki Yabancı, Varlık ve YirmiBirMart dergi ve internet sitelerinde yer aldı. Şimdi de mutfakta hazırladıklarımla salonda, değerli misafirlerimin karşısındayım.
Köpük Beyazı’yla birlikte hayatınızda neler değişti? Neler ummuştunuz, ne buldunuz?
Köpük Beyazı yeni çıktığından hayatımda henüz pek bir şeyin değiştiğini söyleyemem ama özellikle bu kitapla artık yarınlara kaldığım duygusunu yaşıyorum diyebilirim. Bu da her türlü övgü ve eleştirinin ötesinde kanımca.
Bundan sonraki çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz? Öyküye devam mı edeceksiniz, başka türlerde kalem oynatmayı düşünüyor musunuz?
Öykü ve şiir vazgeçilmezlerim ama aldığım geri bildirimler doğrultusunda artık öyküye biraz daha fazla ağırlık vermeyi düşünüyor ve istiyorum. Hoş bir sohbet tadındaki bu güzel söyleşiyle bana verdiğiniz imkân için çok teşekkür ediyorum. Yarınlarda hep birlikte olmak dileğiyle…

Ahmet Rıfat İlhan,bu zorlu yolda başarılarınızın devamını diliorum.
Sevgili Ahmet Rıfat,ilk kitap için kutluyor, devamını diliyorum.
Yolun açık, şansın bol olsun…