Parşömen’in 2019 yılından beri sürdürdüğü soruşturmalara verilen yanıtların önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. 2025’te hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Bu yıl da okurlara, yazarlara, şairlere, çevirmenlere yönelttik sorularımızı.
İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

Okuma biçimleriniz değişip buna bağlı okuduklarınız bir birikim oluşturdukça kitaplarla ilgili listeleme hastalığından kurtulup haritalar çıkarmaya başlıyorsunuz. Hazine değeri keşifler bence buna bağlı. Zamana bağlı güdülenme, manipülasyonlar ve sınırlılıktan kurtuluş, özgürleşmiş bir okuma evreni “şahsi ve muhterem”dir. Bunu önemsiyorum.
Burada nedenleriyle anılan yapıtlar kayda değerse de bir yıl aralığında, bense uzundur bu sınırı geriye doğru aşındırma kararlılığındayım, kasıtlı bir demodelik. Belki okumayı ve okuduklarımızı bir ara buradan da konuşabiliriz. Kabulü zor bir teklif bu, farkındayım. Ama ortak şikâyetmiş gibi görünen “piyasa” dinamikleri ve çarpık yapılanan endüstri çarkının öğütücülüğü içinden çıkmanın bir yolunun nasıl bir okur, nasıl bir okuma sorularına bildiğimizden, piyasa değerlerinden, ezberimizden saparak yanıtlar aramak olduğunu düşünüyorum.
Okuma önerilerimi, sınırları belirlenmiş sorunuza göre yanıtladım ama.
“Olay” sözcüğünün beni durduran bir yanı olduğunu daha önceki yıllarda da yazmıştım buradan. Bir yineleme olacaksa da olsun, sözcüğün bir büyüklüğe, akıştaki olumlu olumsuz ani sapmalara işaret ediyor olmasıyla sorunum var. Bu büyüklükleri kısa bir süre sonra unutuyorum da. Ama hayatın olağan akışında beni değiştiren, bende yeni düşünceler, önemlisi yazma arzusu uyandıran, farklı duyguları tecrübe etmemi sağlayan edebiyat içi karşılaşmaları olaylardan daha önemli buluyorum. Kurulan edebi yakınlıklar, oluşan yeni mecralar, mahfiller, metinler… anlamı ve değeri buralarda arıyorum.
Büyük durumlar, olaylar, kırılma anlarına sakladığımız duygular, duygulanımlar yerine dikkatimizi, özenimizi, açıklığımız ve çıkarsız dürüstlüğümüzü olağanın içindeki karşılaşmalara versek her şey anlamını, değerini yitirmişken yeni yönler seçmek, yollar açmak, anlam ve değer üretmek için edebiyat belki o zaman umutvar bir şey olabilir.
Toplumsal dinamiklerin olduğu gibi yansıdığı yerlerden biri edebiyat. Yapıtın tekillik taşıyan, salt okuma eylemine gelene kadarki türlü evresi, ciddi bir emek içeriyor. Yakın zamanda yaşanan ifşalardan sonra edebiyatın tüm süreçlerine, edebiyat içi eyleyişlere dair toplumsal cinsiyet odaklı eşitsizliklere dikkat çekme, bunları ortadan kaldırma ve konuya dair başta sektör ve bileşenleriyle işbirlikleri kurma kararıyla oluşan Kadın+ Edebiyatçılar grubunun sesi, kararlı çabası bu yılın önemli kazançlarından biri oldu. Yol uzun, kararlılık tam. Bunu dönüştürücü bir iyilik olarak düşünmeli.
“Olay” gibi “ortam” sözcüğü de çağrıştırdığı tüm anlamlarıyla uzağımda. Ortamlarda olmanın da ortamlara bakmanın da yanıltıcılığı apaçık. Hem bunun meselemiz olan yazmak, okumak, düşünmek, eleştirmek, üretmekle ilgisi yok. Her toplum, dönem zaten kendi meşrebince o ortamları yaratıyor, hemen ardından sorunlarını da. Bu, bitmez. Ve neyse ki hayat gezindiğimiz arayüzlerden ibaret değil.
Yazarın, şairin, eleştirmenin tek aracı dil. O, tavrını dille taşır. Kişisel olarak şimdi ve gelecek için dünyanın hoyratlığından, kötürümlüğünden ve bataklığından bizi çıkarabilecek şeyin “ihtimam etiği” olduğuna inanıyorum uzundur. Ben’in bir muhatap olarak “sen”i görürkenki tavrı ve dili o ihtimamla bizi ya iyileştirip onaracak ya da daha kötü günlerimiz olacak.
Okuduklarıma gelince…
Bendeki kişisel değerinin, anlamının dışında, edebiyatımız için özel bir metin Miray Çakıroğlu’nun Annem’i (Metis). En başta anmak isterim. Ölüm, bize ne yapar gibi ağır bir soruya peki, biz ölüm karşısında edebiyatla ne yaparız sorusuyla yanıtlar arayan Annem üzerine düşündüklerim yakın bir zamanda geniş bir metin olarak yayımlanacak. Şimdilik bu kadarla yetineyim.
Poetika üzerine bu yıl yayımlanan çalışmalardan en dikkat çekici olanı, Erhan Altan’ın Şiirin Olay Ufku -Bir Paradigma Değişimi- (Everest) yapıtıydı. Denemenin olanaklarının insanda nasıl düşünme sıçramaları yarattığına dair, şiir üzerine yazılmış en yaratıcı metinlerden sayılacaktır uzun yıllar. Merak edenler için metne dair düşündüğüm yazının linkini bırakmak isterim: Link.
Başka bir büyük emek ve yaratıcı çalışma Nazmi Ağıl’dan geldi. Bana Hiç Yazmayan Dünyaya, Emily Dickinson – Şiirler, Çeviri Kararları, Yorumlar (Koç Üniversitesi Yayınları). Hem şiir okurları, hem çeviri şiir ilgilileri hem de şairler için muazzam bir çalışma. Yapıt, Dickinson’ın şiir çevirilerinin yanı sıra bir çevirmenin metne yaklaşma incelikleri, çeviri süreciyle şiirin başka türden yeniden inşası üzerine düşünmeleri içeriyor. Ayrıca şiirlerin taşıdığı duygu ve duygulanımların, metaforların eş ve ardışık zamanlı benzerleriyle, yani şiirsel yakınlıklar ve akrabalıklarla da buluşturuyor bizi.

İlhan Berk Aksak Çizgi – Yeni Söyleşiler. YKY’den Yalçın Armağan’ın hazırladığı bir derleme. Berk Şiiri için değerli bir kaynak olmanın yanı sıra, 65 yıla yayılan gazete ve dergilerde kalmış söyleşi, soruşturma yanıtlarıyla dönem okumasına da olanak veren bir şiir tarihi çalışması. Bu çalışmayı okuyup Berk şiiriyle yeniden bağ kuranlar, günümüz şiirindeki gerçek ve has yakınlıkları, yanılsamalı kurulan bağları belki daha iyi görecektir. Bu tür edebiyat tarihlerinin ne denli önemli olduğunu – ama hakiki okur için- sosyal medya bize yeniden gösterdi. Bir döneme, şaire, metne vasat demek, onu tasfiye etmek için önce doğru bir bilme gerektiğini anlamak, edebiyatın kanaatlerimizden büyük ve derin olduğunu anımsamak için de okunabilir Aksak Çizgi.
Ücra’ça – Şiir Üzerine Konuşmalar (160.KM) da şiir üzerine düşünmek isteyenlerin kitaplarındandı. Bülent Keçeli ve Murat Üstübal’ın 2002-2005 ve 2009-2015 arasında çıkardıkları Ücra dergisindeki konuşmalarından oluşan, şiir üzerine diyaloglar, arayışlar kitabı. Bıraktıkları sorular, itirazlar, yorum ve değerlendirmeler yakın dönem şiirini derin düşünmek için değerli. Okuyacaklar, İkinci Yeni ile ilgili önemli sorular ve sağlam, mesnetli eleştirel yaklaşımları da görecektir.
Anmasam olmaz diğer kitaplar da Hayriye Ünal’ın Eleştirinin Yeni Yasaları (A7), Enis Akın’ın Turgut Uyar Şiirinin Oluşumu (YKY) ve Hasan Bülent Kahraman’ın Bakışlı Bir Kedi Beyaz- İkinci Yeni Şiire Yeni Bakışlar (160.KM).
Son olarak Parşömen’e teşekkür ederim. Sorular kanıksanmış gibi görünse de yanıtlarımızla sonraya kayıtlar bırakıyor olmamız iyidir. Hatta buralarda birbirimizi ağırlamaktan çok daha önemli ve iyidir.
Farkında olduğumuz tüm olumsuzluklara rağmen herkese kutuplaştırıcı, çatışmacı dilden uzak, yazının ve yazarın haysiyetinin odağa konduğu, çoklu düşünme biçimlerine açık, onarıcı taze bir dile vardığımız, hakiki karşılaşmaların açıklığından birbirimize baktığımız gelecek zamanlar diliyorum.
