Nitelikli yayıncılık yapma uğraşında olan yayınevlerini daha yakından tanımak için başlattığımız söyleşi dizimizde, bu seferki konuğumuz Eksik Harf Yayınları genel yayın yönetmeni Hakan Kaya.

Eksik Harf Yayınları ne zaman, kimler tarafından kuruldu?
Eksik Harf, bir anlık bir kararla kurulmadı. Bir hevesin, bir boşluğun ya da geçici bir itirazın sonucu hiç olmadı. Arkasında birikmiş bir yorgunluk, keskinleşmiş bir sezgi ve uzun yıllara yayılan bir itiraz vardı. Onlarca yayınevinde çalışmış, sayısız kitabın mutfağında bulunmuş biri olarak tanıklık ettiğim şeyler giderek daha rahatsız edici hâle geliyordu: okurla bağın kopması, yayıncılığın bir piyasa refleksine indirgenmesi, edebiyatın ahbap-çavuş ilişkileri içinde dolaşıma sokulması. Metnin değil, ismin; nitelik değil, çevrenin belirleyici olması.
Bu, görmezden gelinecek bir durum değildi.
Bir sabah uyandım. Rutin bir sabah. Yataktan kalktım, elimi yüzümü yıkadım, aynaya baktım. Kendime “neden” diye sormadım. O soru çoktan cevaplanmıştı. Sorduğum şey şuydu: Ne zaman?
Eksik Harf, işte o sorunun cevabıdır.
Uzun süredir planlanan, ertelenmiş ama hiç vazgeçilmemiş bir yayın alanı açma fikrinin somutlaşmasıdır. Georges Perec’in eksik harf fikri bizim için yalnızca bir ilham değil, bir tavırdı: bilinçli bir eksiltme, kasıtlı bir dışarıda bırakma, gürültüden çekilme hâli.
Ama altını özellikle çiziyoruz:
Eksik Harf bir anlık heves değildir.
Eksik Harf Yayınları’nı kurmaya nasıl karar verdiniz? Yayınevi politikanızı nasıl tanımlarsınız?
Kışkırtıcı.
En iyi tanım bu.
İyi edebiyat rahatsız eder. Vücudu karıncalaştırır, yerinde durdurmaz. Biz bu düşünceyle yola çıktık. İddialı cümleler kurmaya gerek yok.
Bizce mesele basit: iyi edebiyat, iyi yazar ve iyi okur. Özet bu.
Deneysele alan açan, biçimle uğraşan; geleneği bozan ama gerektiğinde onunla selamlaşmayı bilen metinler yayımlamaya çalışıyoruz. Gürültünün değil metnin peşindeyiz. Güvenli olanın değil, risk alanın.
Eksik Harf, rahatsız olmayı göze alanlar için var.




Piyasa koşullarının çetin olduğunu biliyoruz. Karşılaştığınız zorluklar neler? Bunlarla nasıl mücadele etmeyi planlıyorsunuz?
Yayıncılık baştan sona zorlu bir süreç. Bunu romantize etmiyoruz.
Ama bizim en büyük avantajımız, dışarıya ihtiyaç duymadan yol alabilmemiz.
Editörlüğü de, redaksiyonu da, tasarımı da, anlatıyı da ekip içinde kuruyoruz. Sosyal medya dahil her aşama içeriden yürüyor. Bu sayede kitap üretimi ve tanıtım dışında yüklenen bir maliyetimiz olmuyor. Bağımsızlığımız biraz da buradan geliyor.
Kolay değil, farkındayız. Ama iyi edebiyat bir yolunu bulur. Bu süreci aşacağımıza, zamanla daha sakin ve daha sağlam bir zemine kavuşacağımıza inanıyoruz.
Yayınevinize dosya göndermek isteyen yazarların bilmesi gerekenler nelerdir?
Rahat olsunlar. Ama şu bilinmeli: Bizim için belirleyici olan, daha önce ne yaptığınız değil; bu metinle ne yapabileceğinizdir. Geçmiş, referans ya da birikim elbette vardır ama belirleyici değildir. Asıl nokta metindir. Metnin taşıdığı risk, açtığı alan, kurduğu dil. Biz geriye değil, metnin ileriye doğru açtığı ihtimale bakıyoruz.
Önümüzdeki dönemde yayımlamayı düşündüğünüz kitaplar hakkında bilgi verebilir misiniz?
Heyecanlı bir süreç bizi bekliyor.
Türkiye’nin, bizce, en güçlü isimlerinden birinin kitabını yayına hazırlıyoruz. Yayınevimizin manifestosu sayılabilecek bir metin. Bu yüzden biraz korkuyoruz; çünkü o dosyanın hakkını vermek istiyoruz. Çeviri ve teorik alanda ilerlemeye özen göstereceğiz. Ama şiir ve öykü, odağımızın merkezinde durmaya devam edecek. Roman yayınlamıyoruz. Daha doğrusu, düz kurgusal romanlar yayınlamıyoruz. Biçimsel bir yenilik taşıyan, diliyle risk alan bir roman varsa, ancak o zaman.
Eksik Harf, metnin cesaretine bakar.
