“Haftasonu şiir çalışır / Pazartesi romantik”
kıvılcım kurgular – yıldırım baskılar

C446 Güze Güzelleme
Nara Karşı Konuşma
Kara nar! Kara nar!
Kararan nar!
Kanaya kanaya kızar nar!
Kızar nar!
İki Basamak
Herkes bilir aşka inananlar kelimelere de inanır. Beylikler kurulurken kaygılanan bizden değildir. Değildir. Kayıtlarda hepsi.
Henüz çok erkendi ama hatırladık nerede olduğumuzu. Farkına vardık o bitmeyen haftaların çileli pazartesi sabahlarının.
Ne kilitler açtım, ne eşikler geçtim hayatımda ben şimdi şu önümdeki iki basamak merdivene bakıyorum hayatımın en zor sınavı bu kallavi basamak. Sana bu söylediğimi bir daha duyarsan başka bir yerde daha yumuşak daha inandırıcı bir dille hatırla bunu ilk defa nerede duyduğunu hatırla seni ne kadar sevdiğimi. Beni yukarı çağırma.
Cennete Doğru Tedirgin
Bengü ve Döndü diye kızlarımız vardı. Yalnız ama mutlu bir hayat yaşardık gümüş kayaların bittiği kırsal kesimin başladığı belde.
Suyumuz kendimizindi, bir pınar akardı arazimizden. Suda şavkıyan kızlarımızın incinur suretinden yuvar yuvar inciler var derlerdi pınarımızda.
İncinurun peşinde hayatını göktaşı aramaya adamış saçları tarçın renkli çocuklar gelirdi yaz bitti dendiğinde. Bazen erenlerin cenneti bize çok gördüğünü düşünürdük sitemle. Burayı seviyoruz ama akıl verin derdik bize, nasıl gideriz oraya? Nasıl kalırız orada sonsuza kadar, ne kadar var sonsuza? Sedirde yer isteyen çocuklarız, istenmeyen değiliz belki, ama öyle geleceğiz diye de sevinilmemiş. Gidersek ferahlamaz kimse ama üzülen de olmaz fazla. Çocuklara çoban çorabı ören Çatalköylü Çamlınine, bir tek o, o üzülür yünleri yapakları elinde kaldı ziyan olacak diye. Fakirler içindir cennet diyorlar, orası ümit diyarı. Bayramlıklarımızı giymişiz tiril tiril, ellerimizde külah dondurma, kaymaklı. Okumamız motor, yazımız okunaklı.
Kim Karşılar
Sen de onlar gibi yap onlar gibi çocuklar yaşlı karı-kocalar gibi. Vitrin camında kendini görünce gurur duy. Kapıya gel, zile basma, kapıyı çalma, sabır, açılacaktır. Manavgat’ta akraban var, ziyaret et onu, sevindir, bostanına bahçesine gir, her şeyi dalında tat. Isırık at elmaya ağaçta ve öylece bırak.
Gelip geç sırnaşık bir berduş gibi arka koltuğunda mahşeri faytonun. Düşünme nereye varacağını, düşünme son durağı. Karadul kocasını öldürür. Bu, romantik gelsin sana. İnan, iman et buna.
Adamotları dulavratotları sarmış yol kıyılarını. Ölü taklidi yapan bir kedi. Bu geceden sağ çıkarsa bundan sonra ölüm bulmaz onu. Bulsa, bugün vadesi dolsa, doğru cennete gitse kim karşılar onu? Peki ya seni? Kim, ama kim? Uzun sırma saçlı partizan kardeşlerin.
İlhan Durusel
