Kitabın sonunda yer alıp kitaba ismini de veren “Masovra” şiiri Onur Akyıl poetikasının –şimdilik– en yetkin örneği konumunda. Yaklaşık otuz yılı bulan yazın hayatının, şiirsel açıdan en dolu, en damıtılmış çalışması. Gereksiz sözcük israfının, okuyucuyu tuzağa çekecek ses oyunlarının, Neo-İkinci Yeni öykünmelerin olmadığı; okuyanda duvara toslama hissi uyandıracak, hayatın içinden ve canlı şiirler.

Onur Akyıl sessiz ama devrimci şiirini sürdürüyor gene. Kişiliği gibi gürültüden uzak, yüreği gibi devrimci. Son kitabı Masovra da bu geleneğin en belirgin örneğini teşkil ediyor.
Akyıl’ın son yıllarda köşesine çekilmiş bir tavrı benimsediğini görsek de bu durum, niteliksel ve niceliksel üretimi açısından bir eksiklik yaratmış değil. Geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden eğitimci babası Mehmet Kamil Akyıl’a adadığı Masovra da bu sürecin önemli bir vesikası. Öncelikle son yıllarda Onur Akyıl şiirinde belirginleşen birtakım karakteristik özellikler, bu kitapta zirve noktasını bularak çıkıyor karşımıza: ezber şiirsellikten uzak kendine özgü rahat söyleyiş, klasik kıta ve mısra geleneğinden ayrı duran biçim, şiirin melodik açıdan daha çok devrik bir anlatımla verilmesi ve şairi yer yer şiirin kıskacından çıkarıp felsefi disipline yaklaştıran derin bir anlatım:
“bak diyor, görünüyor göğün içi. sanki horoz uyarıyor
günü. düşünmek, dünyanın en tenha isyanı.
bak diyor,
görünüyor olmayışı zamanın. aynı ırmakta iki kere
yıkanılır ama sevişilmez aynı tutkuyla iki kere.” (heraklaitos, s.9)
Dünyanın farkında, aşkın ve felsefenin ne’liğine dair emek harcanmış mısralar. Onur Akyıl’ın yalnız şiirlerde değil, roman, öykü, hatta biyografi çalışmalarında da aradığı öz’e içkin bir yansıma. Bunun yanında kitabın bütününe egemen bir tanrı sorgusu / hesaplaşması da söz konusu. Öyle ki pek çok yerde tanrı kelimesi ile de karşı karşıya geliyoruz. Onur Akyıl temsil ettiği dünya görüşü itibariyle muhafazakâr bir edebiyatçı değil. Ancak bu, onun şiirinde din ve inanç merkezli sorgulamalar yapmasına engel değil:
“insan yorumlamak zorunda dünyayı,
camın ardı böyle
duruyor. kuşkusuz yeryüzünde de tanrı, tanrı.” (yüksek titreşimli kaldırım, s.12)
“tanrı sonsuz ama hangi cephede savaşıyor
anlamak zor,
bu yüzden yalnızlık bile imkansız.” (ispanya iç anısı, s.13)
“ölebilirdik birlikte de ama ben eğittim şeytanımı.
isa da çarmıhında insandı.” (louis lingg, s.14)
“tanrım isa’ya yaptıklarını bana yapma,
beni de yalnız bırakma çarmıhta.
çünkü ben anılmak istemiyorum
ve istemiyorum kutsal kalmak da.” (sonuç, s.82-83)
Bunun yanında Masovra’da bizlere sunulan şiir, okuyucunun insan yanını da besleyen, evrendeki umutsuz, yalnız, çaresiz, ölümlü durumumuzun da farkında olan bir şiir:
“her şey tamam ama beni nereden tanıyor
yokluğunuz.” (yüksek titreşimli kaldırım, s.12)
“önce umudu kaybet
çünkü o beslenmek ister.
bize ise açlığı lazım
öfkenin.” (sana bıraktığım not, s.18)
“dünyasına katılmak zor dünyanın
korkuyorum iyileşmekten.” (dans dans dans, s.40)
“en yetenekli düşmanı insan, insanın.
üstelik farkında bile değil, insan
olduğunu insanın.” (savaş, s.75)
“ölenler uzun yaşıyor ölmeyenlerden.” (beklenmeyen günün türküsü, s.29)
“çelişki
en güzel ispat, olmadığımıza.” (orta düzey bir açıklama, s.35)

Bakıldığında evrensel insan haliyle alakalı süzgeçten geçirilmiş, doygun bir sesle ünlenen mısralar. Yalnızca varoluşumuzu sorgulamakla da kalmaz Onur Akyıl, varoluşumuzun en güzel illüzyonu olan aşk üzerine de bazı söyleyişler getirir:
“zor olan bunlar da değil, zor olan aşk. çünkü
ölümsüzlük sunuyor insana, küçümsüyor
tanrıyı. zincirleri eğip büküyor ve yağmalıyor
özgürlükteki sahteliği.” (zafer şiiri, s.42)
“görüyoruz, aşkla düzeliyor günah. biri yerimize
çağırıyor tanrıyı. Korkacak kadar ışıltılı
kadınların teni. çark dönüyor gözlerinde
uyanışın.” (katar, s.70)
Hepsinden öte, Onur Akyıl yaşadığı çağın ayırdında olan ve ideolojik tercihini halktan yana kullandığını belli etmekte beis görmeyen, ne tarafta durduğunu sakınmaya söyleyen, aydın tarafı olan bir şairdir. Bunu daha evvelki pek çok eserinde gördüğümüz gibi Masovra’da da görürüz:
“tarihin üzerine kızıl bir örtü. sonra yarattığı sessizlik
yoksulların.” (ilk yorum, s.22)
“yolcu zamanın
kendisi. fakat en büyük giz ellerinde işçilerin.” (sevgiliye not, s.60)
“zafer günü dikilecek tek bayrak
anıları olacak öldürenlerin, korkuyu.” (masovra, s.84)
Kitabın sonunda yer alıp kitaba ismini de veren “Masovra” şiiri Onur Akyıl poetikasının –şimdilik– en yetkin örneği konumunda. Yaklaşık otuz yılı bulan yazın hayatının, şiirsel açıdan en dolu, en damıtılmış çalışması. Gereksiz sözcük israfının, okuyucuyu tuzağa çekecek ses oyunlarının, Neo-İkinci Yeni öykünmelerin olmadığı; okuyanda duvara toslama hissi uyandıracak, hayatın içinden ve canlı şiirler.
Mustafa Seyfi
