
Başladığım kitaba daha önce başlamışım. Unuttum. Hatırlamıyorum. Bu odada mı yoksa salonda mı? Keşke cümlelerin altını nerede çizdiğimizi de yazsak. “Bu cümleleri salondaki koltukta okudum ve altlarını burada çiziyorum.”
Neden olmasın? Yapamadıklarım çoğalıyor. Bu evde. Tam bu odada. Ablam eve bütün neşesiyle girdiğinde ben salonda, annem mutfaktaydı. Ben geldim derken m harflerini bastırdı. Bak bak bak, gamzeleri çıkıyor şu an. Cevap vermedim. Çelik kapı çıt etti. Montunu astı, çantasını koydu, ayakkabılarını dışarıda bıraktı. Mutfak kapısını açıp kokularla ilgili tatlı cümleler kurdu. Başımı arkaya atmış ablamı izliyordum. Gözlerim kapalıydı. “N’aber,” dedi ve odasına gitti. Bugün kesin iş yerinde güzel bir şey olmuştur. Ya da hafif bir flört. “Kız yoksa,” desem hemen anlatır. Halim yok. Evimi özledim ben. Başladığım kitaba yeniden başladım bugün. Aynı sayfada koltuğun kenarına koymuş olamam değil mi. Olamam. Aynı yerde sıkılmış, sanmam. Annemin dizine yattım. “Ben bu kitabı okudum,” dedi. Doğruldum, “Sevdin mi?” diye sordum. “Bilmem, güzeldi,” derken kelimeleri fark etmeden salıncağın inişi gibi havadan aşağıya indirivermesini seviyorum. “Sıkılıyor musun?” diye sordum. Ona da aynısını söyledi. “Bilmem,” dedi. M harfleri ne annemde ne bende gamze oluşturuyordu.
Annem ile daha önce aynı kitabı okumuş olamayız. Annemi kitap okurken görmediğimi fark ettim. Belki de okuduk. “Anne, biz seninle aynı yollardan geçtik mi kız,” dedim. Kız demeden önce böyle artistlik bir laf etmemeliydim. Mesela şöyle, anne, ne oldu bizim komşunun kızı, kocası yaramaz diyordunuz. Annem sustu. Bak susmalarımız benziyor ha. Ablam bizim gibi susmuyor. Hâlâ odasında, görüyor musun? “Ablaaaa,” desem, seneleri geriye alabilir miyim? “Anneee,” desem annem iyi olur mu? Ablam odasından çıktı. Koridoru yavaşça geçti. Salona geldi. “Bugün iş yerindeki çocuk,” dedi, “bana yemek teklif etti.” Gamzeleri çıktı. Annemle birbirimize baktık. Gülmeye başladık. “Ne oldu, insan bir şey söyler be,” diye naz yaptı ablam. Dur dur, söylerim bekle, diye işaret ettim. Annem hâlâ gülüyordu. Memeleri sallanıyordu, hey Allah’ım geldi şeytan, gitmiyor hahaha, derken. Tövbe.
“İyi, git sen, biz iki dul kitap okuruz, taze fasulye de yaptım,” dedi. Eliyle memelerini tutuyordu. Annem. Kitap gülerken zıplamasından ötürü parkeye düştü.
Halil Yörükoğlu
