Parşömen’in 6 yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizler içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, kitapçılara, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.
Savaşların ve katliamların gölgesinde bir yıl geçirdik… İyi kitaplar okuyacağımız, barışın hüküm sürdüğü bir yıl olsun 2025.

2024 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
2024 benim geçmiş yıllardaki okumalarıma döndüğüm bir yıl oldu. Olur da Parşömen yaşamaya devam ederse 2025 yılının sonundaki soruşturmada iki yıllık bir değerlendirme yapabilirim diye düşünüyorum. Yine de okuyanları listesiz bırakmamak adına bu seneki okumalarımdan aklıma ilk etapta gelen şu kitapları sıralayabilirim:
Yürümeye Övgü, David Le Breton
Kum Kitabı, J. L. Borges
Seksek, J. Cortâzar
Kambur, Necati Tosuner
Kaos’un Kutsal Kitabı, Albert Caraco
Tüm Ders Notları, Ferit Edgü
Gövde’m, Enis Batur
Ankara, Mon Amour!, Şükran Yiğit
Size göre 2024 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?
Ortaçağ Akdeniz’inde bir efsaneye göre, üç zeytin ağacı diken kişiye, bu ağaçların ruhları bir lütuf bahşederdi. Rivayete göre, kişi uyumadan önce yüzünü ya da resmini gördüğü kişiyi rüyasında görebilir ve ertesi gün onun hayatından kısa bir kesite tanıklık edebilirdi. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için, rüyada görülen kişinin o gün mutlaka zeytin ağaçlarıyla ilgili bir şey yapmış olması, yani zeytin dikmiş, sulamış ya da zeytin toplamış olması gerekirdi.
Dileğim, 2024 yılında bir efsanenin gün yüzüne çıkmış olmasıydı. Olmadı. Evet, bu paragrafta anlatılan efsane de gerçek değil. Yine de bu anlattığım efsaneye ben dahil iki kişi inanıyoruz ya da -mış gibi yapıyoruz.
Gerçeklere gelecek olursak, ilk gençlik yıllarımdan beri tutkuyla okuduğum Ferit Edgü’nün hayatını kaybetmiş olması.
Yavuz Ekinci’nin kaleme aldığı Rüyası Bölünenler adlı romanı nedeniyle açılan davada mahkeme heyetinin davanın reddine karar vermesi. İlk değildi yaşadığımız coğrafyada bir kitabın basım, dağıtım, satış yasağına tabi tutulup hali hazırda basılı nüshaların toplatılması, umarım son olur. Ekinci’nin mahkemede yapmış olduğu savunma da ders niteliğinde, dileyen internetten bulup okuyabilir.
Düzenli olarak takip ettiğiniz bir edebiyat dergisi var mı?
Bu devri birkaç yıl evvel kapattım. Artık dosya konularına bağlı olarak dergi takibi yapıyorum.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Sussam gönül razı değil, söylesem de tesiri yok.
Her şeye rağmen, Parşömen iyi ki var!
