Hiciv üstadımız Şair Eşref’in çok sevdiğim bir dörtlüğü var:
“Eylemem ölsem de kizbi ihtiyâr
Doğruyu söyler-gezer bir şâirim
Bir güzel mazmun bulunca Eşrefâ,
Kendimi hicv eylemezsem kâfirim!”
Doğrudur, Şair Eşref bu, kırıp geçirmedik adam bırakmıyor memlekette. Hatta işin ucu en sonunda gelip Padişaha bile dayanıyor:
“Padişahım! Bir dırahta döndü kim güya vatan,
Daima bir baltadan bir şahı hâli kalmıyor
Gam değil amma bu mülkün böyle elden gitmesi
Git gide zulmetmeye elde ahali kalmıyor.”
Padişahı bile hicvetmekten çekinmeyen Şair Eşref’in, daha da ileri giderek “bir güzel mazmun bulunca” kendi kendini de hedef tahtasına oturtup oturtmadığını bilemiyoruz. Ama bunun pek çok kişi için erişilmez bir fazilet olduğunu hepimiz kabul ediyoruz.
Bunu başarabilenlerden biri büyük Alman şairi Bertolt Brecht olsa gerektir.
Brecht, önce kendi ülkesine, sonra da bütün dünyanın başına musallat olan bir belâdan kaçarken birçok yabancı ülkede (Danimarka, İsveç, Finlandiya, ABD, İsviçre) sürgün hayatı yaşadıktan sonra 1949 yılında, ömrünü adadığı sosyalizm idealine yakın gördüğü Demokratik Almanya Cumhuriyeti’ne (Doğu Almanya) yerleşti.
Bu şartlarda Brecht’in “kafasına göre” bir rejime kavuştuğu ve artık rahat duracağı düşünülebilir, değil mi? Ama ne gezer! 1953’te Doğu Almanya’da baş gösteren işçi ayaklanmasından sonra yazdığı aşağıdaki şiir hiç de öyle olmadığını gösteriyor:
The Solution
After the uprising of the 17th June
The Secretary of the Writers Union
Had leaflets distributed in the Stalinallee
Stating that the people
Had forfeited the confidence of the government
And could win it back only
By redoubled efforts. Would it not be easier
In that case for the government
To dissolve the people
And elect another?

Bu şiiri ilk okuduğumda, Brecht gibi sarsılmaz bir “komünist”ten hiç beklenmeyecek böyle bir ironik tepkiyi anlamamış ve “Acaba bir çeviri hatası olabilir mi?” diye tereddüt etmiştim. Ama çeşitli kaynaklardan, olan biteni iyice tahkik ettikten sonra, bu şiirin tam da yukarıda kast ettiğim “kendi kendini eleştiri”ye çok güzel bir örnek olabileceğini düşündüm ve Türkçeye çevirdim.
Meşruiyet İçinde Çare Tükenmez
17 Haziran ayaklanmasından sonra
Yazarlar Birliği Sekreteri
Bildiri dağıttı Stalin Bulvarı’nda:
Bu nankör halk, kıymetini bilmemiş ve
Hükümetin güvenini kaybetmişti maalesef.
Ve onu tekrar kazanmak içün
İki misli çalışmalıymış artık…
Ama böyle durumlarda
Yapılacak şey belli aslında:
Halk hükümeti değiştiremediğine göre
Hükümet halkı feshedip
Yeni bir halk seçmeli kendisine.
Bertolt Brecht
Türkçesi: Mehmet Aslan
