Parşömen’in 6 yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizler içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, kitapçılara, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.

Savaşların ve katliamların gölgesinde bir yıl geçirdik. İyi kitaplar okuyacağımız, barışın hüküm sürdüğü bir yıl olsun 2025.

Şenay Eroğlu Aksoy

2024 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Ayhan Geçkin’in Dünyalararasında ve Will Heinrich’in Kralın Laneti adlı kısa romanları. Fleur Jaeggy Tanrı Korkusu adlı öykü kitabı, bu üçünden kısaca söz etmek isterim. Üslup açısından birbirinin uzağına düşen kitapların belleğimde dolanıp durmasının sebebi her birinin mesele ettiği, kurgunun parçası kılmayı hedeflediği düşünceyi etkileyici bir üslupla ele almış olmaları. Dünyalararasında’nın anlamı derine çekerken okuru metinle kalmaya çağıran atmosfer yaratma ve dili çoğaltma becerisi. Kralın Laneti’nin insanlığın uzun yıllardır üzerinde kafa yorup edebiyata konu ettiği şiddet ve entelektüel akıl arasındaki mesafenin hızla kapanabileceği meselesini, etkileyici bir kurguyla bir kez daha hatırlatması, yeniden düşündürmesiydi. Tanrı Kokusu’ndaki öykülerse insan ömrünün en sarsıcı olayları aktarılırken okur, olay ve yazar arasındaki mesafeyi yazarın imzasını taşıyacak bir üsluba dönüştüren anlatımı.

Size göre 2024 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?

Edebiyat olayı neydi bilmiyorum ama bin yıldır kavramsal olarak belleklerimize çakılı savaş, emperyalizm, insan hakları, adalet, demokrasi, yurtsuzluk, mültecilik vb. kavramların gücü elinde tutanlar tarafından nasıl da iki yüzlülükle kullanıldığını yakından bakarak deneyimledik. Yoksulun daha yoksul olduğu, büyük bölüşüm savaşlarındaysa zayıf olanların cesetlerinin ortalara saçıldığı, azıcık vicdanlı olanlarınsa kahrından öldüğü bir yıl geçirdik.

Düzenli olarak takip ettiğiniz bir edebiyat dergisi var mı?

Notos, kitap-lık ve internet gazetelerinin kitap ekleri, Oggito, Edebiyat Haber, Parşömen, gençlerin çıkardığı kimi fanzinler –Kibrit Fanzin onlardan biri– takip etmeye çalışıyorum.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Genel olarak ülkenin içine düştüğü yozlaşmadan edebiyatın da nasibini aldığını düşünüyorum.Yazarlık kurslarının bu denli yaygınlaşması, sağlam bir editörlük çalışması olmadan –ki bu ikisi birbirine ters bana kalırsa– parayla basılan kitap sayısının hızla artması nitelik sorununu ortaya çıkarıyor. Okurun işi geçmişe göre daha zor bana kalırsa. Sosyal medya aracılığıyla hızla örgütlenebilseler de nitelik yoksunu azgın bir popülizmden kurtulamıyorlar çoğunlukla. İçinden geçtiğimiz dijital çağ insan metabolizmasına hiç de uymayan bir hızla hareket etmeye zorluyor herkesi. Böyle olması birçok şeyi tüketim nesnesine dönüştürürken köksüzleştiriyor. Köklenmek usul usul ve zamana yayılan bir şey ama çağımızda pek de mümkün görünmüyor bu. Bize ve yaşama iyi geleni bulana dek buralarda debelenecemişiz gibi bir his var içimde. Yakın uzak ilişkilerin belirlediği kitaplaşma ya da görünür olma avantajı iyi edebiyatı bin yıldır olduğu gibi geriye itse de ne gam, iyi olan metinler karınca adımlarıyla gelip yerlerine yerleşiyorlar önünde sonunda.