Parşömen’in 6 yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizler içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, kitapçılara, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk. Savaşların ve katliamların gölgesinde bir yıl geçirdik. İyi kitaplar okuyacağımız, barışın hüküm sürdüğü bir yıl olsun 2025.

2024 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Zamanımın çoğu okumakla geçiyor. Yine de çok yetersiz. Babamın mesleği nedeniyle (kütüphanecilik) işin hep okuma kısmında oldum. Hep eksik, hep yetersiz. Geçmişin kitaplarına çok fazla dalıyorum. Böylece, unutulmaz şair ve yazarları anmış oluyorum. Onlara ve babama bağlılığımı da gösterdiğimi düşünüyorum. Nasıl ki ikinci Yeni şairlerinden kopamıyorsam, ‘50 Kuşağı öykücülerinden de vazgeçemiyorum. Kısa kelimelerle etkileyici atmosferler kurdukları için mi, aydın-köylü ilişkisine, kentsoylulara gerçekçi yaklaştıkları için mi, Türkçeyi iyi ve duru kullandıkları için mi, bilinmez. “Her devrin kitabı” dediğim eserler var. Hâlâ yaşarlığa sahip cümlelerle dolu. Dönüp onlara bakmayı seviyorum. Pekâlâ, günümüze dönelim. Yeni çıkan kitapları da takip etmeye çalışıyorum. Şiir, benim hayatımda tartışmasız çok büyük bir yer tutar. “Şiir sevmiyorum” diyenlere üzülerek bakarım çünkü şiir üç satırla yaratılan üç kitap demektir. Yaşıma göre daha genç şairleri ilgiyle okuyorum. Yeni fikir akımları, modern teoriler, “metamodernizm”le ilgili söylemler, estetik… Hepsi var. Gençlerin çoğu modern çağa ayak uyduruyor. Ortaya derinlemesine işlenmiş, somut tamlamalarla dolu şiirler çıkıyor. Okudukça öğreniyorum. Araştırıyorum. Şair arkadaşlarıma soruyorum. Okurluk da yazarlık gibi bitmeyen bir süreç çünkü. Evet, bu sene okuduğum kitaplara gelince:
Cevdet Karal, Tanrının Kurduğu Saatler, Büyüyenay Yayınları, Şiir
Cevdet Bey, çok şık bir davranışla şiir kitabını adresime göndermişti. Bunu asla unutmam.
Emre Söylemez, Korkunç İyi, Edebi Şeyler, Şiir
Emre, benden küçük olduğu için “yeni şiirleri” ondan öğreniyorum genelde. Her defasında sıkılmadan cevap veriyor, sağ olsun.
Bâki Ayhan, Hasta Sevgili Kış, Vapur Yayınları, Şiir
Bâki Hocamla sosyal medyada konuşuyoruz ara ara. Çok saygı duyduğum bir akademisyen. Bir o kadar güçlü etkisi olan şiirleri var. Kitabındaki iç resimler de olağanüstü.
Oğulcan Kütük, Dimdik Bakma Rehberi, Everest, Şiir
Rıdvan Ardıç, Gerileme Çağrısı, Epona Yayıncılık, Şiir
Zeynep Oktay, Birlerken, Epona Yayıncılık, Şiir
Asuman Susam, Gülten, Livera Yayınları
Asuman Susam, Duygu Kankaytsın, İncelikler Tarihi, Gülten Akın Şiiri
Ömer Erdem, Yakınlıklar, İthaki Yayınları, Deneme
İlhami Algör, Aziz İnsanlık, Okumalar, Değinmeler, İletişim
Ayşen Işık, Ne Yeni Ne Başka, İletişim, Öykü
İlhan Sami Çomak, Geldim Sana, Manos, Şiir
Cengis T. Asiltürk, Karnavalın Ortasındaki Adam Ünsal Oskay, İnkılap
Antik Çağdan Günümüze Mizahın Kültürel Tarihi, Çeviren: Kadir Gülen, Fol
Arda Erel, Senin Hakkında Bir Hikâye, Literatür Hayat, Roman
Yazarların Okuma Kültürü, Kimi Okudular, Nasıl Yazdılar?, Editör: Mehlika Karagözoğlu Aslıyüksek, Vakıfbank Kültür Yayınları
Size göre 2024 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?
Çok sevdiğim yazar Füruzan’ın bu dünyadan ayrılması (11 Şubat 2024).
Yine değerli şair Süreyya Berfe’nin vefatı (9 Ocak 2024).
Ve tabii İlhan Sami Çomak’ın otuz yıl sonra özgürlüğüne kavuşması.
Düzenli olarak takip ettiğiniz bir edebiyat dergisi var mı?
Parşömen, Buzdokuz, Mahal dergi, Olağan Şiir, Grapon Şiir, 160. Kilometre dergisi, Yeni e dergisi, Kafagöz Şiirsanat, VeVeya dergi, Kuledibi Sanat.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Klasik bir söylem ama sosyal medya, takip ettiğiniz kişinin, “eğrisini, doğrusunu” göstermeye yetiyor çoğu zaman. Kitabını okur ya da okumazsınız ancak öncelikle “attığı tweetin” imla kuralına, yazım hatasına bakıyorum ben. Türkçeyi nasıl kullandığına. Çünkü koca koca adamlar, akademisyenler, öğretim görevlileri doğru düzgün cümle kuramıyor. Kursa da, -de -da’yı ayıramıyor. Tabii ki bildiğim hocaları tenzih ediyorum. Hayır, gayet ciddi bir konuyla ilgili paylaşım yaptığında, cümlesindeki bozukluk, o cümleyi geçersiz kılıyor bana göre. Örnek alınan bir kişi olması gerekiyor çünkü. Böyle şeylerden kıyamet kopmaz ama “dildeki bozulma, hem o sorunların göstergesidir hem de dolaylı olarak nedeni.” Bakıyorsunuz, “An itibarıyle” şeklinde yazıyor. Halbuki “An itibarıyla” yazılır. Bilmemek ayıp değil. Sözlüğe bak, yazım kılavuzuna bak. Diğer türlü isminin önündeki sıfat bomboş bir anlama geliyor. Hoş, TDK de kendinde düzenlemeler yapıyor. Sürekli değiştiriyor, ekliyor. Yine de yazıda ölçüt aldığımız bir kurum. Ben, sevgili hocam Suha Çalkıvik’i takip ediyorum bunun için. Soruyorum. Yazdıklarını okuyorum. Bulunmaz bir değer kendisi. Necmiye Alpay da öyle. Dilsel ve yazınsal düzeyde pürüzsüz olursak Türkçenin doğasıyla da bağdaşır yazdıklarımız.
