Hüsnü Arkan’ın yeni romanı “Atıf Bey ve Diğer Muhteremler” Sia Kitap etiketiyle raflarda.

Tanıtım bülteninden:
Birbirini takip eden, birbirini içeren, sırayı birbirine veren hikâyelerden oluşan bir roman, Atıf Bey ve Diğer Muhteremler.
1964 yılının Orta Anadolu’sundan insan resimleri; babasını, abisini öldüren idamlık bir çocuk, ilk kez ağır ceza savunması üstlenen bir avukat, kiminin hikâyesi idamlığın hikâyesine karışan tipler, cezaevi koşulları, kedilerin gözünden bizim büyük dünyamız. O dünyanın renkleri, birbirine dönüşen, birbirini anlatan aykırı kahramanlar.
Hüsnü Arkan’ın bu son romanı, okuru alt metinlerine çağıran, tamamlayabileceği boşluklar sunan, geçmişin izlerini, Ermeni meselesini, şiddeti, toplumsal çözülmeleri sorgulayan ironik bir metin.
Verdiği bir röportajda “Adalet denen şeyi insanlara öğretebilirsiniz. Biraz zaman alır. İyi yazarlar dört yüz yıldır uğraşıyor. Bizim kuşak da fena değil. Uğraşıyoruz,” diyen Hüsnü Arkan’ın son romanı Atıf Bey ve Diğer Muhteremler, okuru alt metinlerine çağıran, tamamlayabileceği boşluklar sunan, geçmişin izlerini, Ermeni meselesini, şiddeti, toplumsal çözülmeleri sorgulayan ironik bir metin.
“Kalabalıklardan oldum olası hoşlanmam. Mecbur kalırsam öyle yanlarında durur susarım. Bizim icra işlerinde de konuşulmaz zaten, itiraz filan hepsi yazılı usule tâbidir. Utangaçlıktan mı susarım, kibirden mi, hakikaten bilmiyorum. Sıkıntıdan da olabilir… Kimseye uzun uzadıya bir şey anlatmam. Kimseyi hakiki bir alakayla dinlemek içimden gelmez. İnsana kendi aklı, kendi izânı yetmelidir. Hakkımda neler düşündüklerini merak etmem. Konuşmaktan âciz miyim, mânâsız şeyler söylemekten mi korkuyorum? Merak etmem. Ne düşünürlerse düşünsünler… Göz göze bile gelmem. İçime bakıyorlarmış gibi oluyor. Bu yüzden muhatabım azdır. Bu yüzden onları anlamak, dinlemek ve dinletmek zahmetine sokmam. Bu yüzden geçimi kolay biriyim. İlle konuşacaksam kendi kendime konuşurum.”
