Bulgakov’un “Korkunç Bir Öykü” alt başlığını taşıyan Köpek Kalbi yazarın sansürden kaçmak için bir tür otosansür inşa etmesine rağmen 60 sene boyunca Rusya’da yasaklı kalan bir hayvan hakları ihlali öyküsü. İnsan-hayvan melezlemesinin odağında biyoetiğin hiçe sayıldığı bir deney etrafında şekillenen öykü aynı zamanda medeniyetin bir sapma olup olmadığını Bolşevizmin hicvini yaparak sorgulatmakta.

Mihail Bulgakov

Bulgakov çağdaşı birçok Rus yazar gibi tıp kökenli bir kalem. Ancak tek iş olarak yazma eylemini benimsediği için hekimliği kısa zamanda bırakmış. Yine de “ideal Sovyet insanının” gerek kültürel gerek biyolojik anlamda bilfiil yaratılmaya çalışıldığı bir dönemde biyoetiğin esamesi okunmazken bu konuyu masaya yatırmış. Bu bağlamda uzun hikâye / novella sayılabilecek eserin konusuna kısaca bakmakta fayda var: Gençleştirme operasyonları yapan bir profesör, bir gün sokakta çelimsiz bir köpek görür ve onu ofis olarak da kullandığı evine götürür. Ardından köpeğe lobotomi işlemiyle bir erkeğin hipofiz bezlerini, sonra da testislerini nakleder. Böylece köpek Şarik zamanla bir insana, Şarikov’a evrilir. Ancak bu deney olağanüstü bir gelişme olarak görülse de Şarikov, ona hipofiz bezleri nakledilen adamın kötü özelliklerine sahip olacaktır zira bu kişi sabıkalı bir alkoliktir. Şarikov küfürlü konuşur, sarhoş olur, kadınları taciz eder, insanları kandırır ve dolandırır. Bir yandan da kedi gördüğü vakit dayanamaz, onları kovalar ve onlara saldırır. Bu özellikleriyle bir köpeğin içgüdülerine ve ahlaksız bir insanın davranışlarına sahip olan bir melez tür olarak karşımıza çıkar. Profesör Filipp Filippoviç Preobrajenski [ki bu soyad Rusçada değişim anlamına gelir] ve yardımcısı Doktor Bormental onu ne kadar medenileştirmek isteseler de sosyal evrim sürecinin aksi istikametinde ilerlemektedir Şarikov. Burada ilkin tıbbi amaçlardan sıyrılıp tıbbı aştığı için tıp etiğinden ayrılarak mesleki etik sahasına giren biyoetik bir ihlale rastlarız. Bir köpek, rızası olmadan insana dönüştürülmüştür. Nitekim bunu Şarikov olduktan sonra da kendi ağzıyla belirterek profesöre karşı dava açma hakkının olduğunu söyler.

Bu bağlamda, Köpek Kalbi’nin 1925 yılında yazıldığını düşünürsek Sovyet döneminin ideal Sovyet insanı arayışında olduğu bir döneme tekabül ettiğini, gençleştirme deneylerinin ve ameliyatlarının çokça yapıldığını ve hayvan-insan melezlemesi üzerine çalışıldığını görürüz. Öyle ki İlya İvanov gibi bazı biyologlar sırf bu iş için Afrika’ya gitmiş, önce maymunlara insan spermi, ardından rejimin yasaklarını çiğneyerek Afrikalı kadınlara maymun spermi nakletmiş, devletin emirlerini hiçe saydığı için de 1930’da tutuklanmıştır. Kitaptaki profesör de bu tarihsel benzerlerine denk düşen bir tutumla türcü bakış açısıyla köpeğe lobotomi yapmayı kendinde hak görmüştür. Köpeklerin türcü bir bakış açısıyla öteki kılınması, üstelik ortaya çıkan melezin kendileri gibi davranmaması profesör ve yardımcısı için Şarikov’u medeniyet dairesinden çıkarmak için yeterlidir:

“Gelişimin en alt basamağında duruyorsunuz,” diye bağırdı Filipp Filipoviç. “Daha oluşumu devam eden, zihinsel açıdan zayıf bir varlıksınız; davranışlarınızın hepsi hayvani, üstelik üniversite eğitimli iki insanın yanında, dayanılması mümkün olamayacak bir görgüsüzlükle bölüşme hakkında kozmik ölçüde ve kozmik aptallıkta tavsiyelerde bulunma hakkını görüyorsunuz kendinizde… Bu arada diş tozunu da yutuverdiniz…” (s.99)

Oysa Şarikov onların kast ettiği medeni yaşam tarzının tam karşısında yer almaktadır. Söylediklerinden hareketle yaşadığı evdeki zımni kurallara uymaya karşı çıktığı, üstelik bu törensel yaşam tarzını alaya aldığı anlaşılmaktadır:

“Sizde her şey törendeymiş gibi; peçete şuraya, kravat buraya, yok ‘özür dilerim’ yok ‘lütfen-mersi’; yaşama uygun davranmaksa nerdeee? Çarlık rejimindeki gibi kendinize eziyet ediyorsunuz.” (s.95)

Ancak tüm bu görgü kurallarının ve kibarlığın, kendi tabiriyle “yaşama uygun” olmaklığın arkasında Profesör Preobrajenski gençleştirme ameliyatlarıyla üst düzey makamlarda çevre edinen, edindiği bu çevre sayesinde birçok imtiyaza sahip olan bir kimsedir. Öyle ki ortak mülkiyet altında herkesin tek odada yaşadığı bir apartmanda hizmetlisiyle birlikte tam yedi odada yaşamakta, devrim ertesinde tipik bir burjuva hayatı sürmektedir. Üstelik değersiz sayılan bir köpeğin canlı bedeni; iyi bir geçmişe sahip olmadığı için de toplumun ötelediği bir adamın cansız bedeni üzerinde tasarruf hakkını kendinde bulur. Böyle bakıldığında bu biyoetik ihlaller kendisini de bir suçlu yapmakta, “medeniyet” başlığı altında topladığı tüm nitelikler birer kapak resmine dönüşmektedir. Bu açıdan ilerlersek iktidar savaşı, tabiatı boyunduruğuna alma gibi hususlarla birlikte insan türünün bütün dürtüsel yönünü, en ilkel içgüdülerini de temsil eder. Kısaca, Freudyen gözlükle tüm bu uygarlık edebiyatı dürtülerin baskılandığı bir tür sapma olarak da yorumlanabilir. Yine bu gözlük takıldığında Şarikov’un profesörün bütün itirazlarına rağmen ona “baba” diye hitap etmesi [Köpek iken profesörü İlah olarak görmekteyken] düşündürücüdür.

“Siz de hep aynı… Tükürme. Sigara içme. Oraya gitme… Ne oluyor yani? Tramvayda gibi. Neden yaşamama izin vermiyorsunuz? ‘Babacım’ konusunda ise haksızsınız. Ameliyat yapmanızı ben mi istedim?” diye havladı adam. “Ne güzel iş! Hayvanı yakala, kafasını bıçakla dilimle sonra da tiksin. Ameliyat izni verdim mi size? Üstelik (adam devamını getirmek için bir şey arar gibi tavana bakındı) yakınlarım da vermedi. Aslında size dava açma hakkına bile sahibim.” (s.78-79)

Son olarak Şarikov’un Bolşevizm ile ilişkisine de kısaca değinmekte fayda var. Profesör’ün imtiyazlarından rahatsız olan Binyönkur Başkanı Şvonder ve yardımcılarından oluşan genç bir grup ona sık sık gerçek haklarını hatırlatarak Şarikov üzerinden Profesör’ün konfor alanını daraltmaya, imtiyazlarını sınırlandırmaya çalışır. Nitekim Şarikov bir muhbir olarak kullanılmak adına vatandaş olarak kabul edilmiş, üstelik hiyerarşi içerisinde bir yer edinerek temizleme birim müdürü olmuştur. Başka bir deyişle Şarikov farklı kutuplar arasında meşru [artık bir yurttaştır] bir oyun alanı olarak görülmektedir.

Bu özellikleriyle, Bolşevizm altında şekillenen toplumu farklı veçhelerde eleştiren eser 1925’te yazılsa da 1987’ye kadar Rusya’da yasaklı kalmıştır. Esasen Bulgakov’un eserlerinde fantastiğe yaklaşması sansürden kaçınmak için olsa dahi bu kaçış denemesinde başarılı olamamıştır yazar. Yine de Bulgakov, görüşlerini onu anlayacak okurlara ulaştırmak için kalem oynatırken her zaman sansürü göz önünde bulundurarak bir tür otosansür geliştirmiştir. Bir görüşe göre ona üslubunu kazandıran bu otosansür tedbiri olmuştur. Günümüz gözlüğünden bakınca biyoetik, türcülük gibi modern sayılabilecek sahalarda çokça kapı açan bir novella olmakla birlikte aslında tarihin yitik öznelerini de gözler önüne serer Köpek Kalbi. Adsız bir köpek iken köpek Şarik olan, ardından Temizleme Müdürü Şarikov’a dönüşen ve nihayetinde Köpek Şarikov olan işbu varlık tüm yönleriyle yitik bir özne, var ile yok arasında etkisiz bir oluş yahut kılınıştır. Ancak her ne kadar yitik bir özne olsa da kitabın alt başlığında belirtildiği gibi bu öyküyü korkunç yapan asli unsur melez türde atan insan kalbi yani insan-oluştur:

“[…] Şarikov şimdi köpeklik kalıntılarını gösteriyor, şunu bilin ki kedi konusu, yaptıklarının içinde en iyisi. Bilin ki korkunç olan, artık onda köpek değil, insan kalbi olmasıdır. Hem de doğada bulunan en berbatından.” (s.114)

Böylelikle o yitik özne, var olduğu yanılsamasına saplanıp kalmış olan öteki öznelerin o sözde ideallerinin hepsini boşa çıkartarak Bolveşizm döneminde yüceltilen bütün değerlerin ne derece anlamsız olduğunu bilfiil ispatladıktan sonra yeniden bir köpeğe dönüştürülmüştür.

Metin Yetkin

Alıntılarda esas alınan baskı: Mihail Bulgakov, Köpek Kalbi, Çev. Uğur Büke, Can Yayınları, 3. basım, 2023.

“Korkunç Bir Öykü” alt başlığı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları baskısında (Çeviren: Mustafa Kemal Yılmaz) bulunmaktadır.