Gökhan Arslan

1.

hangisi daha korkunçtur? akmaktan vazgeçmiş bir derenin anlattıkları mı, yoksa renklerini kaybetmiş bir gökkuşağının kalbinden geçenler mi? tepemde dolanıyor kara bulutlar ve ateş yağmurları.

2.

çöktüm toprağa, dizimle iyice oydum. tırnaklarımı sapladım dünyanın etine. içinden gelmiyor, dedim sabahın sabah olmadan önceki şarkısı.

3.

uçuşan kuşlara sevdalandın, vurulan kuşlara da. denizin yasını tutan bir taşa âşık oldun. fısıldaşan badem ağaçlarına, fırtınadan arta kalmış suskun bir şehre, sakalda ağarmış birkaç tele, bir güneş lekesine, kurumuş yapraklara, her şeye… bir ben kaldım.

4.

otların yeni yeni sararmaya başladığı bir çayırda, bir dolunay gecesi oturup senden konuşuyoruz üç kişi. ben, tarla kuşu ve yılanın az önce attığı derisi.

5.

erkek arıların babası yoktur, diyor ihtiyar arıcı, çocukların önüne bir çanak balı koyarken. sevişirken arıları da aramıza alsak diyorum. boğazımda vızıltılar, biraz daha büyüse ağzımda ağzın.

6.

avluda, duvarın hemen dibinde, iki kütüğe tutturulmuş, paslı çivileriyle bir tahta masa. üstünde nane kurutuyor bahçenin hanımı. az sonra yağmur indirecek ve bir kıymık batacak kalem parmağına, giderken açık bıraktığın ahşap kapıdan.

7.

her sabah mektuplarından birini okuyorum gözümü açar açmaz. uyku odayı terk etmeden ve güneş başını uzatmadan iğdelerin arasından.

8.

sana yazdığım her şeyin ömrümde yazdığım son şey olmasını istiyorum. ne tuhaf, hiç bitmiyor sonlarım.

9.

telefon her çaldığında bir martı havalanıyor içimden. sonra asfaltın ortasında görüyorum onu. başı kopmuş bir çivi gibi duruyor, son sürat giden bir tırın kırdığı boynu.

10.

beni mi daha çok seviyorsun yoksa dağlarca’yı mı, diye soruyorum. kafanı çevirip dağlara bakıyorsun hiç konuşmadan. dağlarca’yı daha çok sev, diyorum. ben seni dağlarca seviyorum.

11.

her şeyin önemi azalıyor zamanla. mektupların, şiirlerin, şarkıların, filmlerin… daha dün deniz kenarında koşturan bir attım sana yazdıklarımda, bugünse kendi mezarımı kazıyorum kırık ayağımla.

12.

kıyıdan sürekli uzaklaşan bir ada gibisin. sürgünüm her gün biraz daha uzayacak demek bu.

13.

seni bekliyordum. dağlardan getirdiği ıssızlıkla bir sokak çaldı kapımı.

14.

koca bir yaz geçti. takvimi değişti leyleklerin. ne kadar da köhneymiş şu gövdem, bir gecekondunun bacasında bırakılmış bir yuva gibi.

15.

sırdaşım olacaksın sandım, sırrım oldun.

16.

biliyorum, yine sana yazılmamış gibi okuyacaksın bu satırları. üstünden dumanlar tüten bir enkaz kalacak bu yazdıklarımdan geriye.

17.

bütün balıkçılar renk körüdür diyor, her şeyi lacivert görürler. kalın parmaklarının arasından suya damlar mürekkep. bir balıkçının elleriyle okşamak istiyorum seni.

18.

belinden yukarısı çıplaktı, belinden aşağısı yazılmamış bir şiir. okuduğum bütün kitapları unuttum. hangi rüzgâr nereden eser, nasıl anlaşılır ağaçların yaşı, yazıyı kim buldu bunca işin gücün arasında? hâreli bir göl gibi uzanıyordun yatağında. o gece söndü şehrin bütün ışıkları.