Parşömen’in beş yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, geleceğin edebiyat okurları ve araştırmacıları için önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizim içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl neler okuduk? İz bırakan olaylar, kitaplar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, yayın emekçilerine sorduk.

Yeni yıl herkese sağlık, huzur ve mutluluk getirsin…

Halil Yörükoğlu

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Merhaba Parşömen.

Üç, iki, bir şeklinde gitmek istiyorum.

Yani üçüncü soruya cevap vererek başlayacağım.

Kendimi daha iyi anlatmak için daha uzun ifade etmeliyim.

A) Edebiyat ortamı nedir?

Bir ülke sınırları içinde yaşayan ve kitap okuyan birilerine, yazarları sorduğunuzda, o birinin aklına gelen isimlere ve bu isimlerin, kendi arasındaki sınırlarına, fiskoslarına, güzelliklerine, kötülüklerine, toplantılarına, kulislerine, ürettiklerine ve literatüre kattıklarına genel bir ifadeyle edebiyat ortamı diyebiliriz. Ya da ben öyle diyorum. Hemen belirteyim bir ülkede bir alanda isminizin geçmesi her şeyle ilgilidir. Aklınıza gelen her iyi ve kötü durum ve etken ile bu mümkün olabilir. Bu izahımı daha iyi anlatabilmem için geçen günlerde yazar ve şair 30-40 kişinin olduğu bir fotoğraf vardı ona bakabilirsiniz. Eksiklerine rağmen ülkemizin edebiyat ortamı o fotoğraftır. Ki bu asla sataşma değildir. Kavgadan kaçmak için demiyorum. Hiçbiriyle ilgili bir derdim yok. Yazarlarımız şairlerimizdir. İyi ki varlardır. Tespit yapıyorum.

A.1 Butik Edebiyat Ortamı

Akla gelen edebiyat ortamı tanımıyla ortak paydası olsa da bu küme için yeni bir tanım yapmam gerekir. Şöyle ki: İrili ufaklı yayınevleri tarafından dosyaları yayımlanan, özünde iyi niyetli olduğunu varsaydığımız çeşitli meslek gruplardan oluşan, yazan çizen, toplanan, kardeşlerine destek olan, yeri gelince yukarıdaki abilerine ablalarına selam çakan, ekseriyetle öykü yazan, mahalleciliğe kolektif çalışmaya inanan, bazısı yetenekli bazısı çalışkan, toplamda iki bin ya da üç bin kişiye kitabı ulaşan, yazar denildiğinde çok da akla gelmeyen ama umudunu koruyan insanlardan oluşur. Bu da takdir edersiniz ki benim tespitim. Eksiği ve fazlası olabilir.

Bu iki tespiti ya da tanımı, iki kümeyi de farklı şekillerde etkileyen ve yönlendiren ve muhtemelen bunun farkında olmayan okur sorunu için yaptım. Çünkü bence edebiyatımızın en büyük problemi okur problemidir.

Bir okur grubu kitapçıda kendisine sunulan kitabı okuyorsa

Yetişkin biri olarak yazar kadrosu yoksa

Ne okuyacağını bilmiyorsa

İndirimli diye kitap alıp tepeler diziyorsa

İyiyle kötüyü mukayese edecek, dil, kulak, tat doygunluğu bulunmuyorsa

Sahip olduğu dili bilmiyorsa

Arabesk bir edebiyatın peşinden lokma açılan ilk günler gibi story story geziyorsa

Bir kitabı yazarıyla etkileşim kurmak ya da kurma ihtimalinden dolayı ediniyorsa

Herhangi bir eseri yazarıyla arkadaş olduğu için paylaşıyorsa

Yazarla sosyal medyadan takipleşebildiği için kitaptan bir aforizma bulup etiketleyip, “yok mu bizi de paylaşan bak bugün boş kaldık” diyen yazarın gününü güzelleştirmek için harekete geçiyorsa

Bir iletide ismi geçen yazar, okuru allayıp pullayıp, kitaplığına gönderiyorsa

Yazarlık ile okurluk arasındaki fark bir telefona sahip olmak kadar azaldıysa

Okurun kitap okuma hevesini yazarın sosyal medya kullanımı etkiliyorsa

Bütün bunlara rağmen okur, iyiyi kötüyü ayırt edecek bir gurmeliğe sahip değilse

Hepsini geçtim hele bir de okuduğunu da anlamıyorsa

se se se se de sa sa sa sa

Bence ciddi bir okur sorunu vardır.

Not: Zaman bizi her şeyi ikinci kez açıklama durumuna soktu. Kendimi çok önemseyip ya okursunuz bunları da beni ciddiye alırsınız ondan dolayı ikinci kez açıklıyorum gibi bir derdim yok. Sadece doğru anlaşılmak için diyorum. Çünkü ben içinde bulunduğumuz çağın gereklerine inanan buna saygı duyan okunmanın birilerine ulaşmanın paylaşılmanın kıymetini ve önemini bilecek ve bununla beraber kimin iyi okur kimin kötü okur meselesinin de ayrımında olacak biriyim. Ki bu iyilik kötülük kavramı da kendi içinde tartışılır.

Not: Herkes istediğini yazsın ve okusun bunla ilgili de hiç sorunum yok ve olamaz.

Bütün bunları çok duygusal bir yerden söylüyorum. Oturduğum yerden hiç bilmediğim okura laf atma sebebim, şahit olduğum yazarlık müessesesinin, isminin geçtiği her şeyi paylaşan bir sosyal medya uzmanlığına dönüşmesinden rahatsız olmamdır. Edebiyat adına da kendi adıma da. Ne edebiyatı kutsuyorum ne kendimi. Sadece bu güzel sanat dalını çok seviyor ve önemsiyorum.

Yazdıkları okunmayan, iki bin kişiye ulaşınca bayram eden bu insanları bu hale getiren günümüz okurudur. Günümüz okurunu ya da günümüzün az sonra yazarı olacak olan okurunu da bu hale getiren yazmanın öğrenilebilirliğine inanmış fellik fellik konu arayan yazarlardır. Ama bir saniye bence bunların hepsinin temeli sosyal medyadır. Haliyle Amerikadır.

Sonuç olarak edebiyat iyidir.

Size göre 2023 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?

Bence 2023 yılının iki önemli edebiyat olayı var. Birincisi İthaki Yayınları emekçilerinin işten çıkarılma süreçleridir. Ki bu konuda twit atmayı unuttum. Allah beni affetsin.

İkincisi de arkadaşım olan Eyüp Tosun’un gazete arşivlerinden, meraklı meraklı bir gazeteci gibi kazıyarak artık sayısını unuttuğum kadar çok olan Melih Cevdet Anday eserini ortaya çıkarması ve okurumuzla buluşturmasıdır.

2023 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Kendimi iyi hissetmediğimde genellikle deneme, anlatı, günce ve mektup okurum. Uzun zamandır kendimi iyi hissetmiyorum sanırım. Şaka şaka yeni biber dolması yedim. Gayet iyiyim. Ve bu seneyi de arkadaşlarımın da aralarında olduğu deneme kitaplarıyla ve edebiyatımızın bir sürü usta yazarının bu dediğim türdeki örnekleriyle geçirdim. İlla isim vermem gerekirse bol bol Salâh Birsel ve İslam Çupi okudum. Bence İslam Çupi iyi bir edebiyatçı.

Teşekkür ediyorum. Parşömen’e nice güzel seneler diliyorum.