Parşömen’in beş yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, geleceğin edebiyat okurları ve araştırmacıları için önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizim içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl neler okuduk? İz bırakan olaylar, kitaplar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, yayın emekçilerine sorduk.
Yeni yıl herkese sağlık, huzur ve mutluluk getirsin…

2023 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Filistin meselesi de tüm kahrediciliğiyle yeniden gündemdeyken Gassan Kanafani’nin kısa romanı Güneşteki Adamlar’ı anmak isterim 2023’te çıkan kitaplar söz konusu olunca. 1948 felaketi sonrasında Filistinlilerin bireysel hikâyeleri ne kadar farklılaşsa da tarihsel koşulların onları içinden çıkılmaz bir kara yazgıda tekrar tekrar buluşturacağını insanın zihnine kurşun gibi nakşeden ağır bir anlatı Güneşteki Adamlar.
Bizim trajikomik kara yazgımızın bir nişanesi olarak da seçim gündemine denk getirilen “Sandıkları Korumak” kitabını hatırlatmak isterim. Bu ikincisini okumadım tabii. İyi ki de okumamışım, daha çok sinirim bozulacakmış.
Size göre 2023 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?
2023 yılının tartışmasız en önemli edebiyat olayı 6 Şubat depreminde normal insanlar kekelemeden söyleyecek söz bulamazken bir grup yazarın Gazete Oksijen sayfalarında depremin edebiyatını yapmasıydı. İçlerinden bazıları sonradan özür diledi dilemesine, gelgelelim şahsiyet çiğliğiyle kabiliyetsizliklerinin eşsiz bir bileşimi olarak ortaya koydukları rezil metinleri bir de savunmaya kalkanlar, “karşı saldırıya” geçenler oldu. Hadiseye tepki verenlerin edebiyatın gücünden anlamadığı gibi klişe argümanlarla bezeli, edebiyatın o ana dek bir gücü varsa da elden ayaktan düşmesine sebep olacak kadar bayat yazılar da yazıldı sonra. Çünkü fikir ve sanat yoldaşlığı değil, birbirine sapkınca bağlı, birbirinin onayına muhtaç, psikolojik sorunlu müritlerle dolu ezoterik bir Amerikan tarikatı gibi bir örgütlenme onlarınki.
Bugünün “edebiyat camiasının” yüz yıllık cumhuriyet tarihinin en narsisistik, en arsız, en izansız yazar zümresi olduğunun kanıtı olarak bu hadise, adi sözcük deneyleri yapmak için on binlerce yurttaşımızın soğumamış cenazesini öğütmeyi göze almış bu Doktor Mengele edebiyatı, çürüyen toplumsal ahlakımızdan yayılan berbat kokuyu iyice kesifleştirdi. İnsanın koku hafızası güçlüdür, bu olayı asla unutmayacağım.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Sanırım yukarıdaki olay bu soruya vereceğim yanıtı yeterince karşılıyor.
