Türk edebiyatının geleneğinde yıllıklar önemli bir yer tutar. Yıllıklarda bir yılın edebi dökümü yapılır, o yıl yayımlanan eserlerden seçmeler yayımlanır, yıl içinde yaşanan edebiyat tartışmaları özetlenirdi. Yıllıklarda bir de soruşturma bölümleri olurdu. Parşömen Edebiyat olarak, yıllıkların soruşturma kısmını yaşatmak ve sürdürmek niyetiyle başladığımız ve bu yıl dördüncüsünü yayımladığımız yıl sonu edebiyat soruşturmalarının, geleceğin edebiyat okurları ve araştırmacıları için verimli bir kaynak olacağına inanıyoruz.

Soruşturmanın son sorusunu bilhassa çok önemsiyoruz. Sorunları dile getirmenin eleştiri kültürümüzün gelişmesine, birlikte düşünmeye ve giderek çözümler üretmeye varacağını umuyoruz.

Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, yayın emekçilerine, kitapçılara edebiyatımızın halini sorduk. 2023’ün edebiyat açısından daha verimli bir yıl olması temennisiyle…

Nurhan Suerdem

Yıl içinde yayımlanan ve hak ettiği ilgiyi görmediğini düşündüğünüz kitapları, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Bu sene yoğunluğumdan yıl içinde basılan kitaplardan okuyabildiklerim azdı. Daha çok mevcut kitaplarıma yöneldim. Bu nedenle 2022’de yayımlanmasa da içime dert olan bir kitapla, Emine Özdamar’ın Hayat Bir Kervansaray romanı ile başlamak istiyorum. İletişim Yayınları’ndan Ayşe Sabuncuoğlu’nun çevirisiyle Ocak 2015 tarihinde basılmış. Emine Özdamar, Almanya’da yaşayan ve eserlerini Almanca yazan, orada çok iyi tanınan ve ödüller alan bir yazar. Son olarak 2022’de Almanya’nın en prestijli edebiyat ödüllerinden olan Alman Dil ve Şiir Akademisi’nin Georg-Büchner Ödülü’ne layık görüldü. Ne yazık ki ülkemizde yeterince okunmamış. Üçüncü baskısını ancak altı yıl sonra, Şubat 2021’de yapabilmiş. Benim için de aynısı oldu ve yeni okudum. Hicap duydum. Emine Özdamar, Annie Ernaux’un Seneler’inde olduğu gibi otobiyografik bir roman yazmış, elbette aynı değil. Ama okuduğumda neden bir Seneler kadar ilgi görmüyor diye sormadan edemedim. Hak ediyor çünkü. Devamı niteliğinde Almanya’daki hayatını anlatan ikinci romanı da Haliçli Köprü. Ona henüz başlamadım. Hayat Bir Kervansaray arka planına 1940-1960 yıllarını alıp gündelik hayatın içinden bir kız çocuğunun büyüme hikâyesini anlatıyor. Feminist okumalara da açık bir kitap. Deyimler, atasözleri, şarkılar, duaların da arada yer aldığı, kimi zaman büyülü gerçekçiliğe varabilecek anlatımı, özgün diliyle çok iyi bir roman. Almancayı Türkçe yazmış Emine Özdamar. Daha çok okunmalı.

Öykü için Doğan Yarıcı’nın Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Miyop isimli küçürek/minimal öykülerden oluşan kitabının da yeterli ilgiyi görmediğini düşünüyorum. Doğan Yarıcı bu kitabında sözcüklerle, sözcüklerin sesiyle, dille oynamış. Mesele ettiği konuları nasıl anlatacağının üzerinde çalışmış. Ferit Edgü’nün minimal öykülerini çağrıştırdı bana.

İnceleme kitapları içinde Asuman Susam’ın 2021 yılında Everest Yayınları’ndan çıkan Açıklığa Doğru kitabını söyleyebilirim. Asuman Susam, hem insan hem de bir şair ve edebiyatçı olarak fikirlerine çok değer verdiğim bir yazar. Sakin, sözcüklerini özenli seçerek, derinlikli analizleriyle bize söylediklerine kulak vermek gerek. Bu kitapta sadece okuduğu şiirler değil mektuplar öykü, romanlar üzerine okurken yazarak düşündüklerini paylaşmış. Örneğin Clarice Lispector’un Yıldızın Saati romanını bir de Asuman Susam’ın gözüyle okumak eminim ufuk açıcı olacaktır. Herkes okumalı. Hele de inceleme yazılarına açlık duyduğumuz bir ortamda bize sunulan bu fırsatı kaçırmamalıyız.

Deneme kitapları içinde İlhan Durusel’in Otlar Çağırıyor kitabını söyleyebilirim. 2014’te Aylak Adam yayınlarınca basılan bu kitap İthaki Yayınlar’ından bu sene genişletilerek tekrar basıldı. Şiirlerini severek okuduğum, Parşömen Edebiyatta’ki yazılarını zevkle takip ettiğim yazarın bu deneme kitabını daha önce okumamıştım. Yazarın dil oyunlarını seviyorum. Deneme kitabı okumak isteyenlere öneririm.

Bu sene yeni şiir kitabı almadım. Bu da benim utancım olarak burada dursun. Mevcut şiir kitaplarına zaman zaman göz gezdirmenin dışında geçen sene aldığım, YKY’den Ahmet Cemal çevirisiyle basılan Ingeborg Bachman’ın Toplu Şiirler’ini okuyorum. Radyo Oyunları’yla beraber. Malina’yı henüz okumamış biri olarak, bu okumalarım yazarın eserlerine tersten bir başlangıç oldu belki, bilmiyorum.

Size göre 2022 yılının önemli edebiyat ya da yayıncılık olayları nelerdi?

Bu sene Ahmet Tulgar’ın bir yazar, gazeteci ve insan olarak kaybı beni çok sarstı. O da yaşarken kıymeti bilinenlerden değil ne yazık ki. Keşke öldükten sonra arkasından yazılanları yaşarken duyabilseydi. Sevgili Onur Bütün, çok iyi dostu olan Ahmet Tulgar’ı yaşatmak için kolları sıvadı. İlk iş Adalar Belediyesi ile görüşmelerin sonucu olumu bir adım atıldı ve Adalar Belediyesi Ahmet Tulgar için bir kütüphane açma sözü verdi. Gerisi de gelecek diye umuyorum. Yıl kapanmadan önemli bir gelişme.

Hazır söz kütüphaneye gelmişken, İBB’nin açtığı kütüphaneleri anmadan geçmek istemedim. Bu girişimi değerli buluyorum. İçlerinde en çok Sevgi Soysal Kütüphanesi’ne sevindim. Bu ayrımcılığım mazur görülür herhalde. Ayrıca Adalet Ağaoğlu, Leyla Erbil kütüphanesi de fena olmaz diyerek maruzatımı belirteyim. Belki duyan olur. Bu kütüphaneler, her çeşit kitapla birlikte edebi eserlerin de daha çok insana ulaşmasını, maddi nedenlerle kitap alamayanların da kitap okumasını sağlayacak. Bu çabanın tüm şehirlere yayılmasını çok isterim.

2022 Nobel edebiyat ödülünü Annie Ernaux’un alması benim için de çok önemliydi. Severek, hayranlıkla okuduğum kitaplarının ötesinde, bir kadın yazarın hak ederek bu ödülü alması, Nobel edebiyat ödüllerinde erkek hegemonyasına on altıncı darbenin vurulması beni çok mutlu etti. Nobel Edebiyat ödülü dünyasında bir şeyler değişiyor herhalde.

Ülkemizde ise her zaman öykülerini büyük bir zevkle okuduğum Kamil Erdem’in Sait Faik Hikâye Armağanı’nın yanı sıra Yunus Nadi Öykü Ödülünü de alması önemli diğer bir olaydı. Yazmanın, yaş ne olursa olsun yazmaktan, daha iyisini denemekten vazgeçmemenin simgesi benim için.

Sanat Kritik’in “Ölümünün Ellinci Yılında Suat Derviş Anması” çerçevesinde düzenlediği çeşitli etkinlikler dikkate değerdi. Özellikle Aynalı Geçit’te açılan sergi, bizim fotoğraflarla, yazılarla, etkili bir Suat Derviş biyografisine ulaşmamızı sağladı. Bu arada İthaki Yayınları’ndan basılan Suat Derviş kitaplarını da unutamamak gerek. Diğer yandan bu sene yeni sonlanan Nilüfer Belediyesi Sait Faik Sempozyumu keşke orada olabilseydim, paneli izleyebilseydim dedirtti. Murat Gülsoy’un twitter hesabından paylaştığı kapanış konuşması da, ayrıntılarını bilmediğim Sait Faik’in askeri mahkemede yargılanmasını, olaya neden olan öykü üzerinden anlatması çok iyiydi. Keşke “Çelme” öyküsünün tamamını okuma şansımız olsa. Tüm panelistlerin konuşmasını Nilüfer Belediyesinin Youtube’daki sayfasından (link) izlemek mümkün.

Yayıncılık için ise söyleyebileceğim; bu soruşturmayı cevaplayan herkesin dile getirdiği gibi ekonomik kriz ve bunun kitap piyasasına yansıması. İstanbul Kitap Fuarı’nda yaşadıklarım bunu daha da açıkça ortaya koydu. Aslında bugünkü ortamda her şey çok pahalı ve kitabın ham maddesi kâğıt fiyatının euro bazında kaç misli arttığı ve bunun TL karşılığı dikkate alındığında bu fiyatlar normal. Bizler, bu ülkenin halkı her gün fakirleşiyoruz. Onun için kitabın arka yüzünde yazılanlar değil sadece, fiyat etiketi de önemli oluyor. Almak istediği kitabı, listesinde olan kitabı fiyatı nedeniyle standa bırakan nice insan gördüm. Sorunu yayıncılarda, kitap fiyatlarındaki artışta değil esas bizi günden güne fakirleştiren, bunu da bir beis görmeden yapan, verdiği maaş artışına daha doğrusu maaş farkına fakir fukarayı sevindirmek olarak bakan hükümette aramak gerekir.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar ve eksiklikler görüyorsunuz?

Edebiyat ortamının sorunları, dile getirilen şikâyetler değişmiyor. Farklı bir konuyla başlamak istiyorum. Tüyap İstanbul Kitap Fuarına Selahattin Demirtaş için dayanışma imzasına gittiğimde bir Wattpad yazarının binlerce insanın katılımıyla çığlık alkış bağırışlarla gerçekleştiği imza gününe şahit oldum. Bunu twitter’da da paylaştım. Böyle bir nesil yetişiyor. Edebiyat bu gençlere nasıl ulaşacak sorusu hepimizin aklını kurcaladı. Evet, içlerinden ergenlik heyecanları geçince edebiyata yönelen, iyi kitap okuyan gençlerimiz olacaktır ama bu çoğunluğun içinde yüzdesi ne olacaktır. Önemli olan bu. Sorunun cevabını bilemiyorum, bu bilinmezlik ürkütüyor. Bir taraftan bu gerçekler varken, kitap tanıtımlarında sosyal medyayı kullanan yazarlar eleştiriliyor, küçümseniyor. Şu anda bu yazdıklarım da sosyal medyada paylaşılacak ve okunacak. Siyasi, toplumsal, ekonomik kültür sanat, spor, ölüm ilanı dahil aklımıza ne gelirse her konuda bir paylaşım ve etkileşim yeri olarak sosyal medya kabulünün kitap tanıtımına gelince kınamaya dönüşmesini, küçümsenmesini anlamakta zorluk çekiyorum. Özellikle de, eskiden önemli bir mecra olan kitap eklerinin yetersiz kaldığı, doyurucu eleştiri ve inceleme yazılarının yok denecek kadar az olduğu bir ortamda kitabının okuruna ulaşması için elbette yazarlar da paylaşım yapacak. Bu konuyu eleştirirken önemli olan kıstas belki ifrat ve tefrit olabilir.

Diğer taraftan söyleşilerde, yazar arkadaşlarla konuştuğumuz, ortamlarda dile getirdiğim bir hususu burada da paylaşmak istiyorum. Edebiyatçılara, akademisyenlere bir çağrım var: Daha sonraki yıllarda, gelecek kuşakların şimdi olduğu gibi falanca yazar da zamanında farkına varılmamış, görmezden gelinmiş haydi biz şimdi kollarımızı sıvayalım, bu yazarı tanıtalım dememesi için çağdaş yazarlar hakkında da inceleme, eleştiri yazısı yazılmasını, tez konularında, makalelerde çağdaşların eserlerinin de ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Çok iyi şair, romancı, öykücülerimiz var. Hem onları hem de bilmediklerimizi keşfederek geleceğe taşımak önemli. Yazanlar var, sağ olsunlar ama azlar. Bugün örneğin Ahmet Hamdi Tanpınar ve onun gibi çok değerli yazarlarımızın eserleri hakkında şimdiye kadar yazılanların üstüne yeni bir tuğla ekleyecek yeni yazıların incelemelerin yanı sıra artık çağdaş yazarlara da artan ölçüde yer açılmalı çağrımı yineliyorum.

Okuyanlara teşekkür ederim. Bambaşka konuları dile getireceğimiz günlerin gelmesi dileğiyle herkese iyi yıllar.