İlk kitabın heyecanı ayrıdır. Kâğıt oyunu oynayanlar bilir, ilk elin günahı olmaz. İlk kitaplar tıpkı sonrakiler gibi kusurlarıyla güzeldir. Kendimize ait güzel yanlışlarımız olmazsa ne anlamı var yazmanın? Yazarlık bize özgü hatalarımızla, acemiliğimizle birlikte bir uzun yolda yürümek değil mi zaten?
İlk öykü kitapları yayımlanmış yazarlarla 2015 yılından beri “İlk Göz Ağrısı” söyleşileri yapıyor, ilk kitaplarının heyecanını paylaşıyoruz. Nuray Elçin, 184. konuğumuz.

İlk kitabınız yayımlandı. Öncelikle tebrik ederiz. Bu süreç nasıl gelişti, biraz anlatabilir misiniz? Yazmaya nasıl başladınız, yazdıklarınızı yayımlamaya ne zaman karar verdiniz?
Öncelikle çok teşekkür ederim. Gerçekten ilk göz ağrım ve bu heyecanı, mutluluğu paylaşabilmek çok kıymetli. Yazmak sanıyorum ki okumanın doğurduğu bir süreç. Yüzlerce yazardan farklı türlerde yüzlerce kitap okudum bugüne kadar ve her seferinde bir olaya bir duruma ve tabii en önemlisi insana nasıl bambaşka bir taraftan bakabildiklerine şahit oldum. O zamana kadar kendim için yazdığım küçük notlar, cümleler, paragraflar zamanla can bulup bir öykü karakteri oldu ve kendi dünyasını yarattı.
Yayımlamaya karar verme süreci kendiliğinden oldu. Ben bu öyküyü çok sevdim dedim ve o öyküyü göndermeye karar verdim. İlk öyküm Edebiyatist Dergisi’nde yayımlandı ve yazdıklarımın başkaları tarafından okununca asıl yerini bulduğunu o zaman fark ettim.
Yazma uğraşınızı neden başka bir türde değil de öyküde yoğunlaştırdınız?
Öykülerin kısacık alanda harikalar yaratabilmesini çok seviyorum. Bazen tek bir an, bazen koca bir hayat kısa metinde anlatılabiliyor. Öykü yazarken “Bunu daha fazla uzatmamalıyım” dediğim, yazmak istediğim duyguyu verebildiğim bir yer var orada durmayı seviyorum. Öykülerde küçük kırılma anlarının uzun cümlelerden, paragraflardan daha etkili olduğu bir alan var. Bu yüzden öykü yazmak tam kararında hafif bir tatlı yemek gibi ve bana daha yakın diyebilirim.
Yayınevini nasıl belirlediniz? İlk kitabınızın yayımlanma sürecinde neler yaşadınız?
Dosya göndermeye karar verdiğim andan itibaren aklımda olan, gönlümün istediği birkaç yayınevi vardı. Sel Yayınları da onlardan bir tanesiydi. Süreç, nereye gideceğini bilmeden çıkılan bir yol gibiydi. Dosya gidiyor sonrası heyecanlı, endişeli bir bekleyiş süreci oluyor. Kabul ve edisyon aşamasından itibaren ise en güzel kısım beklemek. Her detayı, yolun tüm ayrımları keyifli, heyecanlı geçti. Geriye dönüp bakınca, bir de kitabımla ilgili güzel geri dönüşleri görünce yaşadığım bütün duyguların hakkını vermişim diyorum.

Kitabın yayıma hazırlanma sürecinde bir editörünüz oldu mu?
Evet, kitabımın yayıma hazırlanma sürecinde editörüm Zarife Biliz’di. Onunla çalışmak benim için çok öğretici ve güven vericiydi. Öykülerime hem titiz hem de incitmeden yaklaştı. Bana alan tanıyarak, kendi dilimden uzaklaşmadan çalıştığımız bir edisyon süreci geçirdik. Sevgili editörüme bir kez daha çok teşekkür ediyorum.
Dergiler için edebiyatın mutfağı denir. Siz salona, misafirlerin karşısına çıkmadan önce mutfakta ne kadar zaman geçirdiniz?
Dergiler yolumu bulmama çok yardım etti. İlk öyküm yayımlandıktan sonra o tatlı heyecan ve mutlulukla yaklaşık iki buçuk yıl boyunca hem online hem matbu dergilerde yer buldum kendime. Dosya gönderme sürecinde yaşadığım bekleyiş o zamanlar dergiler için geçerliydi. Dergiler sabırlı olmayı öğretti. Bir metnin hemen olmayabileceğini, bazen defalarca yazılıp atılması gerektiğini orada öğrendim. Mutfakta geçirilen zamanın yazıyı güçlendirdiğine inanıyorum. Kabuller aldım, bazen reddedildi gönderdiğim öyküler ama hepsi de gerekliydi. Mutfakta geçirilen zamanın yazıyı güçlendirdiğine inanıyorum. Hiç vazgeçmeden bazen üzülerek bazen sevinerek bekledim. En sonunda öyküler okuyanlara ulaşınca hepsine değiyor.
İlk kitabınızla hayatınızda neler değişti? Neler ummuştunuz, ne buldunuz?
İlk göz ağrısı işte, onca zaman beklemiş ve tam da olması gereken zamanda doğmuş gibi. Umduğum kitabı elime aldığımda “her şeye değdi” demekti ve bu oldu. Bunun dışında tabii ki okurlardan gelen küçük mesajlar, bir öyküde kendini bulan insanların varlığını görmek beni çok mutlu etti. Beklediğimden daha sahici karşılaşmalar yaşadım. Herkes farklı bir öyküyü diğerlerinden daha çok seviyor bu beni ayrıca mutlu ediyor. Güzel geri dönüşler alıyorum ve her seferinde yeniden heyecanlanıyorum. Aslında öykülerim artık kendi yerlerini buluyor.
Bundan sonraki çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz? Öyküye devam mı edeceksiniz, başka türlerde kalem oynatmayı düşünüyor musunuz?
Benim için öykünün yeri her zaman çok ayrı. O dinamiği çok seviyorum bu yüzden öyküler hep olacak ama belki uzun uzun yazacağım bir hikâye çıkacak karşıma ve her şeyi bırakıp ona odaklanacağım. Bununla ilgili net ve keskin bir cümle kuramıyorum şu an için. Yeni öykülerde ve belki bir romanda buluşabilmek dileğiyle diyeyim.
