2025’te hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Bu yıl da okurlara, yazarlara, şairlere, çevirmenlere yönelttik sorularımızı.
İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
2025 yılı benim için felsefe doktorası macerasıyla geçtiği için ne yazık ki edebiyata, kurmacaya pek vakit ayıramadım. Bu neşeli soruşturmada, bazen pek sıkıcı beyefendiler olabilen Kant’tan, Fichte’den bahsetmek de uygun olmaz herhalde. O nedenle son dönemde okuduğum kitaplardan, tarih aralığını biraz esneterek madem öyle, kısaca bahsedeyim. Sona Ertekin’in Her Şey Dans Ediyor adlı romanını zengin anlatısı ve katmanlı yapısı ile beğendim. Bildik bir dünyayı başka bir gözle, alışık olmadığımız karakterlerle anlatması hoştu.
Buna tezat olarak sade ve yalın yapısıyla Can Öktemer’in Hayat, Evren ve Sezen Hakkında romanını da sevdim. Eserde otobiyografi ile kurmaca, gerçek ile gerçeküstü arasındaki ince çizgiler vardı ve bunlar arasındaki geçişler kahramanca kurgulanmıştı.

En çok sevindiğim baskılardan birine yine 2025’te kavuştum. Thomas Wolfe’nin Eve Bak, Melek adlı romanı sonunda Türkçeye çevrildi. Romanda, söz konusu vakitsizliğim nedeniyle, henüz pek ilerleyemesem de çok sevdiğim bu metni kendi dilimde okuyabilmek fikri beni heyecanlandırdı, heyecanlandırıyor.
Bu aralar masamda Gamze Efe’nin yeni yayımlanan öykü kitabı Sustuğum Yerden de var. Onu da 2026 soruşturmasına yetiştirebilmeyi umuyorum.
Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?
Fakültede edebiyatçı kimliğim nedeniyle bu yıl bana şu iki konu sıkça soruldu. Biri Bob Dylan’ın kazandığı Nobel ödülü, diğeri ise Elif Şafak-Mine Kırıkkanat arasındaki intihal davası. Birincisi hakkında çok şey bildiğim ikincisi hakkında ise pek bir şey bilmediğim için bu soruları genelde cevapsız bıraktım. Dylan ödülünü alalı neredeyse 10 yıl oluyor. Onun başka bir hikâyesi vardı ama son yıllarda Nobel alan hemen hemen her yazar hakkında hak etti-etmedi mevzusu uzun uzun konuşuluyor. Bunun dışında, gündemi çok daha büyük meseleler meşgul ettiğinden edebiyat olayları, özneleri çok ünlü kişiler olmadığı sürece önümüze pek gelmiyor. Sözün kısası, bu yıl edebiyatta sahiden önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer bir şey olduysa bile ben onu kaçırdım.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Edebiyat ortamımız şahane. (Gülüşmeler). Elbette ben de bu soruşturmada fikir beyan eden pek çok yazar, okur, yayıncı gibi, etrafımda birçok sorun görüyorum. Yine de saymaya kalkarsam, işin mutfak kısmında fiilen bulunmadığım için bunlar en iyi ihtimalle “benim tahminlerden” öteye gidemezler. Ancak şu da var ki, gördüklerim duyduklarım bana büyük meselenin ekonomik olduğunu düşündürüyor. Tüm kötülüklerin anası o sanki. Klişeleşmiş bir şekilde, sektörde ekonomik kriz var, demiyorum. Sektörün tamamen iktisadi bir yön aldığını söylemek istiyorum. Maliyetlerin düşürülmesi, kar marjının önceliği gibi konuların sanat eserinin biricikliği, üslubun değeri gibi konuların önüne geçtiğini düşünüyorum. Böyle bir iklimin doğal sonuçları ise dünyaya daha başka türlü bakmak isteyen bizlere, “edebiyat ortamımızdaki sorunlar”mış gibi yansıyorlar.
