Parşömen’in 7 yıldır sürdürdüğü soruşturmalara verilen yanıtların edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. 2025’te hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Bu yıl da okurlara, yazarlara, yayın emekçilerine, şairlere, çevirmenlere ve akademisyenlere yönelttik sorularımızı.
İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Annem / Miray Çakıroğlu
Metis Yayınları’ndan çıkan kitabı oldukça beğenerek okudum. Dilini çok sevdim, bunda şair olmasının etkisi var elbette. Bakın ölümü nasıl ifade etmiş: “Annem kendini dünyadan sıyırarak bizi dünyanın alışık olmadığımız bir halinde yeniden hayata getirdi. Şimdi bu dünyayı baştan öğrenmemiz gerekiyor.”
Birbirimize Her Şeyi Söyleyebilirdik / Judith Hermann
Anlatıyla başladık anlatıdan gidebiliriz. İlknur Özdemir’in çevirdiği ve Sia Kitap’tan çıkan eser yazarın anılarından oluşuyor. Kitabın adı içindeki bir cümleden alınmış. Biyografi okumayı ve Hermann’ın kalemini sevdiğim için bu kitabı da severek okudum.

Doymakbilmez / Eliza Clark
Tuğçe Nida Gökırmak’ın çevirdiği ve Medusa Yayınları’ndan çıkan eseri keyifle okudum. Eliza Clark yaratıcı bir yazar. İlginç ve cesur metinleri sevdiğimden dolayı sevdim tabii ki.
Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?
Bence bu sene kitap kulüplerinin yılıydı. Görülen o ki daha da çoğalacak ve yaygınlaşacaklar.
İlk olarak birkutukitap.com’dan bahsedebilirim. Yıllardır var ama bu yıl çok fazla ilgi gördü, abone sayısı on bini aştı. Her ay en az üç kitabı adrese gönderiyorlar ve o ay tüm aboneler beraber aynı kitabı okuyor.
İkinci olarak da booklove’dan bahsedeyim. Beraber kitap okuyup üzerine çevrimiçi konuşmak benim de atölyemde ara ara yaptığım bir şeydi. Bu yüzden böyle oluşumları önemsiyorum ve destekliyorum.
Üçüncüsü de YKY kitap kulübü. Cem Alpan’ın İstanbul’da ve Ankara’da yüz yüze yaptığı buluşmalar çok değerli.
Daha sayamayacağım kadar çok kitap kulübü var. Hepsi birbirinden kıymetli. Sanırım en eskisi Diyaloglar. Murat Gülsoy ve Ayfer Tunç on yıllardır muhteşem bir iş yapıyor.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Büyük bir kibir sorunu var. Kimse kimseyi beğenmiyor. Yazarlar okurları beğenmiyor, okurlar yazarları. Yayınevleri yazarları beğenmiyor, yazarlar yayıncıları. Bir de editörler ve çevirmenler var. Onlar da birilerini beğenmiyor, onların da beğenmeyenleri var. Durum böyle ama herkes birbirine muhtaç. Bu yüzden kimse ses çıkaramıyor. Böyle bir ortamda sorunları nasıl tartışabiliriz?
