Parşömen’in 7 yıldır sürdürdüğü soruşturmalara verilen yanıtların edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. 2025’te hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, yayın emekçilerine, şairlere, çevirmenlere ve akademisyenlere yönelttik sorularımızı.

İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

Çağatay Yılmaz

2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Alejandro Zambra, Bir Noel Hikâyesi: Zambra’nın önceki romanları gibi akıl oyunlarıyla oluşturduğu bir kitap; yazarlık hayatının başlangıç yıllarındaki (2002) editörüyle ilişkisini anlatarak başladığı Bir Noel Hikâyesi’ne yeni editörünün dipnotlarla hem yazara hem (dolaylı olarak) ilk editörüne de müdahil olduğu çok hoş bir kurmaca.

Jean-Baptiste Del Amo, Adamın Oğlu: Bir nedenle ayrıldığı evine yıllar sonra dönen bir adam karısını ve hiç tanımadığı oğlunu yanına alır, çocukluğunu geçirdiği ve babasından miras kalan dağ başında travmalarla dolu olan bir eve götürüp geçmişte hesaplaşamadığı bir hayatı yaşamaya çalışır. Adama babasından miras kalan yalnızca ev değil şiddettir de. Romanın girişi homo sapien’i anlatan bir belgesel gibi başlıyor, günümüzde devam ediyor. Ama anlatılan, üç yüz bin yıldır taşıdığımız, üstünü örttüğümüz ilkel benliğimiz.

Selva Almada, Bir Nehir Değil: İki eski dost, yıllar önce birlikte çıktıkları balık avında kaza sonucu nehirde gözleri önünde boğulan arkadaşlarının oğlunu da alarak bir balık avına çıkarlar. Geçmişte yaşananların eksiklerini tamamlamaya ya da hatalarını telafi etmeye çabalarken başka yerlere savrulurlar.

Buket Arbatlı, Korkunun Kıyılarında: Tarihin kaynaklık ettiği öyküler yazmak gerçekten zor. Çoğu olay kendi katı gerçekliğiyle durduğu yerde duruyor. En az iki tarafı olan savaş ya da toplumsal değişimlerin kahramanlarını taraflardan seçmek, onların dilini kullanarak onları insanileştirmek, altı öyküyle bütüncül bakışı yakalamak bir beceri gerektiriyor.

Bryan S. Turner, Sosyoloji Sözlüğü: Sözlüğe “bakılır” ama bir başvuru kaynağı olması dışında ben onu okumayı da seviyorum. Beşinci kitap hakkımı bir sözlükten, verilmiş büyük bir emekten yana kullandım. Turner’ın Genel Editör unvanıyla hazırladığı sözlüğün uzun “Giriş” bölümünden derdini en iyi anlatabildiğini düşündüğüm şu satırların altını çizmişim: “…hem yirminci yüzyıl boyunca hem de içinde olduğumuz yüzyılda birçok sosyoloji eleştirmeni belirli aralıklarla sosyolojinin bir kriz içinde olduğunu ve hatta ölmek üzere olduğunu söyleyip durdu. Bir jargona meyilli olduğu söylendi, ya da eleştirmenlerce sırf bir ortak akıl olduğu iddia edildi. Zamanında ders verdiğim Cambridge’den bir doğa bilimciye bir sosyoloji sözlüğünün editörlüğünü üstlendiğimi söylediğimde bütün ciddiyetini takınıp tüm sözlük için yeterince kavram ve terim olup olmadığını sormuştu. Editör olarak benim asıl sorunum ise dışarda bırakacağım şeyleri düşünmekti.”

Bir not: Sözlük, bir sözlüğün güven veren boyut ve sayfa sayısına sahip: 17×24,5 cm, 1010 sayfa : )

Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?

Bir tanesini seçeceğim: Bursa Uluslararası Edebiyat Festivali. İstanbul dışında önemli bir odak noktası oluşturdu. İletişimlerini de iyi yaptılar. 2025 yılı için “Cesaret” olarak seçilen festival temasını 2026 yılı için daha şimdiden belirlemesi (Şiddet), web sayfasında duyurmuş olması “geçen yıl işlerin iyi gittiğini” gösteriyor.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Hayatta kalmak çok zor.