Parşömen’in 7 yıldır sürdürdüğü soruşturmalara verilen yanıtların edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz.
Bu yıl da okurlara, yazarlara, yayın emekçilerine ve akademisyenlere yönelttik sorularımızı.
İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Teşekkür ederim. Son yıllarda hem fiziken hem zihnen edebiyat dünyamıza biraz uzak kaldığımdan soruşturma da yanıtlayamamıştım. 2025 yılında okuduğum kitapların pek azı bu sene içinde basılmış, yine de aralarından en beğendiklerimi kısaca sıralayayım.
Arslanhane: Bir Hükümdarın Doğuşu (Christopher de Bellaigue, YKY, Bahar Tırnakçı çevirmiş), sanırım 2024 sonlarında yayımlanmış olsa da ikinci baskısını bu sene buldu. Tarihi bir belgesel kitapla kurgu arasında gidip gelen (Sultan Süleyman ve Makbul İbrahim devri) geçirgen bir anlatı Arslanhane. Bir gazetecinin kaleminden bu esneklik ve iyi planlama, bir yazar olarak benim en çok dikkatimi çeken nokta.

Yine bir tarihi kurgu olarak bizde bu sene yeniden basılan Shōgun (James Clavell, Holden, Seda Çıngay Mellor çevirmiş), dizisi itibariyle canlandırılması anlamlı bir kitaptı ama kitabın tek başına TV’den çok daha büyük bir şanı var. Kitabın parçası olduğu Asian Saga yazarın, İkinci Dünya Savaşı’nda esir düştüğü Japonya’ya ailesiyle yeniden dönüşü ve geçmişindeki korkunç travmaları türünün en iyilerinden edebi eserlere dönüştürebilme yetisinin eseri. Bir Avrupalının Avrupamerkezci bakıştan kaçabilmesi epey zordur elbet ya edebi açıdan çok kuvvetli bir kitap ve türle ilgilenen yazarlar için kıymetli.
Sarıyüz (R. F. Kuang, İthaki, Elif Ersavcı çevirmiş), bence bizde tüm yönleriyle hakkıyla tartışılmayan bir kitap oldu ve potansiyelini yitirdi. Hakkında yazılanlar gördüğüm kadarıyla ya faydasız tanıtım ya intihal, yazının etiği vb. çerçevesinde ilerledi. Ancak yabancı basında Yellowface “literary gatekeeping” ekseninde ve aslında hepimizin hep şikâyet ettiği o edebiyat dünyasının tutulmuş köşe başlarından muztarip tartışıldığını gördüm. Ve nihayetinde bir insan olarak yazarın bu dünyada verdiği hayatta kalma savaşı. June bu savaşta yenik düşüyor. Ve gerçek edebiyatın ne, gerçek yazarın kim olduğu, kimin yazıp kimin yazamayacağı, çoğu ödülün kime gidip gidemeyeceği tüm dünyada bazı çevrelerce belirlenirken biz de bu sene itibariyle hala bu akımın bir kopyası olmaya devam ediyoruz herhalde.
Son olarak Türkçede daha çok Vigdis Hjorth okuyabilmek hakkımız diyerek Annem Öldü mü’yü de anacağım (Siren, Dilek Başak çevirmiş), her ne kadar benim için çok tekrarlı kitapların çok da iyi bir örneği olmamış olsa da.
Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?
Malum intihal davası çok ilgimi çekiyordu baştan beri, tarafların nitelikleri ya da kitaplar değil de böyle bir dava sürdürülürken kullanılacak teknikler, kararın belirlenişi ve yayın dünyasına, yazarlara etkisi. Nitekim intihal kararı verildi. Etkisi ne olur, hiç ummadığımız anda kendimizi bu iki tarafın birinde bulmak daha mı kolaylaştı, göreceğiz.
Hala nitelikli olduğunu düşündüğüm bazı edebiyat ödüllerinin kısa listelerinde daha çok yaşıtımın yer bulabiliyor olması beni bu sene de mutlu etti, sanırım edebiyatımızda bir nesil artık değişiyor, ben de bu değişimi selamlıyor, kucaklıyorum.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Bu korkunç ekonomik zorluk ve düşünsel baskı ortamında edebiyata sirayet eden sorunlar, sorunların doğurduğu şiddet sarmalı yayıncıdan okura dek uzanıyor. Yayıncı editöre, editör yazara, yazar okura saygı duymuyor. Tekrara düşmeyeceğim.
Her şeye rağmen asgari nezaketini hala yitirmemiş olan edebiyat dünyası emekçilerine, tasarımcısından yazarına, çok sevgiler, iyi seneler.
