2025’te hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, şairlere, çevirmenlere yönelttik sorularımızı.

İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

Meltem Dağcı

2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Selcan Kırnal – Zürafa Sesi: 2025 yılında Manos Kitap ve DİSK/Gıda-İş Sendikası tarafından düzenlenen Sennur Sezer Emek-Direniş Şiir ve Öykü Ödülleri’nde öykü dalında birinciliğe layık görüldü. Bu ödülü anlamlı kılan şey Sezer’in direnişle birlikte yan yana anılması ve bunu edebiyatın merkezine kondurması. Zürafa Sesi’nde kapitalizm, emek, kadınların sorunlarını merkeze alan politik bir duruş ve günümüz gerçekliğini gösteren öyküler mevcut. Metinlerarası göndermeler hayli çok.

Melisa Parlak – Limen Labirenti: Eşik mekân kavramını Parlak’ın romanıyla birlikte duydum. Korku türünün bir alt katmanı olan liminal (eşik) mekânı sorgulama ve öğrenmeme yardımcı oldu. Romandaki karakterle birlikte yaşadığım zihinsel sıçramalar birçok eşikten geçmeme sebep oldu. Açılan kapılar ve odalar insanın bilinçaltında nasıl sonsuz bir oda olabileceğini gösteriyordu. Bu yönüyle baktım romanın hikâyesine.

Uğur Kılınç – Son Gece Öyküleri (antoloji): Editörlüğünü Gamze Omurtak’ın ve derlemesini Uğur Kılınç’ın yaptığı bir antoloji. Bu antolojinin şöyle de bir kıymetli yönü var. 25m2 Akademi’nin “Birlikte Yazıyoruz ve Yayımlıyoruz/Korku Edebiyatında Öykü Atölyesi”nde bir araya gelen 18 katılımcının yazdıkları öykülerden oluşuyor. Spekülatif kurgu sevenlerin dikkatine.

Necla Akdeniz – En Eski Oda: Kuir temaları odağına alan bir öykü kitabıdır. Akdeniz’in öykülerinde kuir karakterler, norm dışı kimlikler ve doğa/insan ilişkileri edebiyatının merkezinde. Kitapta cinsiyetin akışkanlığı, cinsel kimlikler üzerinden ele alınış biçimi, anlatıcı sesinin cinsiyetsiz ya da çoklu kullanımı, cinsiyet rollerine ve ataerkil ilişki normlarını üreten kalıplara dikkat çeken meselelerle kurgulanmış öyküler yer alıyor. Kuir edebiyat yazın alanını dolduran bir öykü kitabı.

Meltem Vatan Demirci – Zümrüt Küpeler ve Cüceler: Demirci ilk öykü kitabında, Anadolu’nun efsanevi geleneklerini ve sözlü anlatımları kadın karakterlerle birleştiriyor. Büyülü gerçekçilikle harmanlanan bir kurgu dünyasının kapısını aralıyor. Gerçeküstü öyküleri seveceksiniz.

Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?

Kadın+ Edebiyatçıların, ”Kadın+ Edebiyatçılar: Bir Yere Gitmiyor, Israr Ediyoruz! Yayın Sektörünün Tüm Bileşenlerini Cinsel Taciz Ve Şiddeti Önlemek İçin Adım Atmaya Çağırıyoruz” çağrısı çok kıymetliydi. Yayıncılık alanındaki örgütler, dernekler, sendikalar ve yayınevleri; cinsel taciz, şiddet ve ayrımcılığa karşı bağlayıcı politika belgeleri hazırlamaya, şikâyet mekanizmaları kurmaya ve bütçe ayırmaya davet ettiler. Bu yılın önemli, örgütlü bir hareketi.

Sevgili çevirmen Nuray Önoğlu’nun Margaret Atwood’tan dilimize çevirdiği Kalpten şiir kitabı sevindirici bir haber. Yine Roket Bilimkurgu Dergisi’nin 7. sayısı geçtiğimiz haftalarda çıktı. 10. sayıda yayım hayatına son vereceklerini duyurdular. Aklıma ilk gelenler bunlar.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Sorunlar hiçbir zaman bitmez. On yıl sonra da o günün şartlarına göre farklı sorunlar konuşulacaktır. Bugün, ne yapabilirim diye düşünüyorum. Kendi merceğimden baktığımda edebiyattaki sorunlara rağmen kenarda, dergilerin köşelerinde, butik yayınevlerinde, feminist ve spekülatif alanlarda çok canlı bir yapı var. Hem okur hem de yazar köşesinden, bu alanların genişletilmesiyle ilgili adımları pratiğe dökme çabası için neler mümkün.