Parşömen’in 7 yıldır sürdürdüğü soruşturmalara verilen yanıtların edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz.
Bu yıl da okurlara, yazarlara, yayın emekçilerine, çevirmenlere ve akademisyenlere yönelttik sorularımızı.
İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Bu sene okuyup çok sevdiğim kitaplardan biri, Mahir Ünsal Eriş’ten Tatil Kitabı oldu, hani ilkokuldayken alıp yaz boyu içindeki okuma parçalarını okuyup, matematik problemlerini çözdüğümüz tatil kitapları vardı ya, roman adını onlardan alıyor ve ailesiyle birlikte Almanya’da yaşayan sekiz yaşındaki Münevver’in Türkiye’deki akrabalarının yanında geçirdiği bir dönemi konu ediyor. Arka planda 80’ler Türkiye’si var. Münevver’in kitaplara olan tutkusunu, İbo’ya olan hayranlığını ve sevgisini kendi çocukluğumla özdeşleştirdim desem yalan olmaz. Öylesine naif, öylesine içten bir hikayeydi ki, ruhumda bir yerlere dokundu.
Bu sene keyifle okuduğum bir diğer roman ise Clara Dupont-Monod’un kaleme aldığı ve eşim Bahadırhan Bozkurt’un Türkçeye kazandırdığı, Taşların Anlattığı isimli kitap. İltimas mı geçiyorsun diye sorarsanız, kendisinin çevirdiği onca kitap arasından özellikle buna vurulmuş olmamın bir nedeni olsa gerek. Kitap Fransa’nın ücra bir köyünde, sessiz sakin bir hayat süren bir aileye odaklanıyor. Üçüncü çocuklarının doğmasıyla ailenin hayatlarının seyri değişiyor. Bizler ise tüm bu hikâyeyi taşların ağzından dinliyoruz. Kitabın Fransızca adı alışmak, uymak, intibak etmek gibi anlamlara gelen S’adapter, ama bana kalırsa Türkçe başlığı içeriğe çok uygundu. Yazarın, çok zor bir konuyu, duygu sömürüsü yapmadan anlatmış olması beni çok etkiledi sanırım.
Sevdiğim kitaplardan bir diğeri ise Shubhangi Swarup’ın kaleme aldığı Hasret Koordinatları, romanda en sonunda hepsi birbirine bağlanan farklı farklı hayatlara dair hikayeleri okuyoruz. Bu hikayeler arasında ben en çok Chanda Devi ve Grija Prasad’ın aşkına vuruldum, kendi içinde tutku ve huzur doluydu, ne ironi… Diğer karakterlerin her biri de benim için çok özeldi. Kitabın çevirisini yaptığım için, karakterlerle sıradan bir okurdan daha içli dışlı olmuş olabilir, kahkahalarım gözyaşlarıma karışırken tarafsızlığımı kaybetmiş olabilirim.

Son olarak paylaşmak istediğim eser ise R.F. Kuang’ın kaleme aldığı ve Türkçeye Güneş Becerik Demirel tarafından çevrilen Babil – Oxford Çevirmenler Devriminin Gizemli Hikâyesi, roman 2022 yılında kaynak dilde yayımlandığı ve Türkçeye 2024 yılında çevrildiği için sayılır mı bilmiyorum ama yine de önermek istedim. Romanı bana çok sevdiğim bir meslektaşım önerdi. Alalı bir süre olmuştu, ama bir türlü elim gitmemişti, ancak bir okumaya başlayınca sular seller gibi aktı, bunda çevirmenin de payı olduğunu söylemeliyim. Çevirinin hiçbir zaman sadece ileti aktarımı olmadığını, çevirmenlerin toplum inşasındaki yerini, gerçek bilgiler üzerinden fantastik bir kurguyla anlatan bu romanı çok ama çok sevdim.
Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?
Benim dikkatimi çeken edebiyat olaylarından biri Ayfer Tunç’un Fransa-Türkiye Edebiyat ödülüne layık görülmesi diyebilirim. Burada bir Türk yazarın Fransa’dan ödül almasının neden olduğu gurur kadar çevirinin bu durumda oynadığı belirleyici rol de beni etkiledi. Bu ödül, eserleri farklı kültürlerde yankı uyandıran ve “kendi kültürel bağlamını evrensel bir düzeye çıkartabilen” yazar ve eserlerine veriliyor. Ayfer Tunç’un Fransa’da bu ödülü alması ise Annie Ernaux’yu ilk okuduğumda hissettiğim duyguyla örtüşüyor. Ernaux’nun Seneler eserini Siren İdemen çevirisinden okuduğumda aklıma Ayfer Tunç’ın Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek romanı gelmişti hemen. Durum her ne kadar sadece bununla sınırlı olmasa da bu paralellik bile tek başına Tunç’un sesinin Fransa’da nasıl yankı bulduğunu bence gösteriyor.
Bir diğeri ise Türkiye’nin önde gelen edebiyatçılarının taciz ve güç istismarına ilişkin ortak olarak yayımladıkları bildiri. Belirgin güç ilişkilerinin ve gayri resmi hiyerarşilerin yer alabileceği bir alanda yaşanan bu vakalar son derece üzücüydü. Hakkında konuşması zor ama üzerinde kafa yorulması gereken bir konu olduğu için burada da gündeme getirmek istedim.
Bir de belki pek kimsenin haberinin olmadığı ama beni derinden etkileyen bir kayıp yaşandı edebiyat dünyasında. Yıllardır derslerde çevirisini yapıp üzerinde tartıştığımız, tam bir modern chick-lit serisi olan Shopaholic/Alışverişkolik serisinin yazarı, Sophie Kinsella mahlası ile yazan Madeleine Sophie Wickham 2025’in son aylarında 55 yaşında bizlere veda etti. Çok üzgünüm. Huzur içinde uyusun.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Bu soruyu gerçek edebiyatçı ve yazarlara bırakmak isterim.
