Parşömen’in 7 yıldır sürdürdüğü soruşturmalara verilen yanıtların edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz.
Bu yıl da okurlara, yazarlara, yayın emekçilerine ve akademisyenlere yönelttik sorularımızı.
İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Teşekkürle başlayayım… Soruşturmaya katılan sevdiğimiz isimlerin arasında olmak, Parşömen çatısı altında buluşmak büyük mutluluk. Bu hususta Parşömen’e minnettarım.
Ne yazık ki her zaman olduğu üzere yılı geriden takip ediyorum. Bu nedenle yolum genellikle eski kitaplarla kesişiyor. Güncel kitap listemi ise Twitter’daki dostların önerileriyle genişletiyorum. (Hepsi kendini biliyor : ) ) Şimdiye kadar hep sevdiğim kitaplara, yazarlara denk geldim böylece.
Az sayıda okuduğum yenilerden birkaç kitap saymayı deneyeyim: Fethi Demir’in Edisyon Kitap’tan çıkan Benim Adım Nobel’ini pek sevdim. Oldukça anlaşılır bir şekilde Orhan Pamuk edebiyatçılığını ele alan, yazarın kitaplarına, yazar üzerine tartışmalara, tabii Nobel yolculuğuna değinen bir çalışma. Pamuk külliyatına henüz başlamamışlar (veya benim gibi az okumuşlar) için ideal olduğu kadar, yazar üzerine sık düşünenlere de hitap edebilir.
Şu sıra arkadaşım Selcan Kırnal’ın Sennur Sezer Emek-Direniş Öykü Ödülü alan ve Manos Kitap’ın yayımladığı eseri Zürafa Sesi’ni okuyorum. Twitter’da bazen yazarların/kitapların hikâyesiz, dertsiz olması tartışılır: Kendi adıma derdi olan kitapları, yazarları bulma konusunda yetersiz olduğumu düşünüyorum. Ama bu, bahsi geçen kitapların az oldukları anlamına gelmeyebilir. Zürafa Sesi okuduğum öykülerinde tam da böylesi bir tartışmaya cevap olabilecek nitelikte olduğunu kanıtladı. Hem derdi var hem de edebiyat, anlatım üzerine çokça zihin yorulmuş. İşin kolayına kaçılmamış. Sıkı çalışılmış metinler.

JBC Yayıncılık’ın güzel sürprizi Batman – Dylan Dog Cilt I’i büyük keyifle okudum. Roberto Reccihioni’nin yazdığı, Gigi Cavenago ile Werther Dell’Edera’nın çizdiği, Tunç Pekmen’in çevirdiği (elbette isimlere googledan baktım 🙂 ) eser kendi adıma büyük sürpriz oldu. Bayıldığım iki karakterin; geceleri yaşayan, kâbuslarla uğraşan Batman ile Dylan Dog’un yan yana gelmesi bile benim için yeterli. Hikâyenin henüz tam açılmamasına karşın ikinci cildi ümitle bekliyorum.
Inwan Youn tarafından yazılan, Kyungil Yang’ın çizdiği, Burcu Çobanoğlu’nun çevirdiği, Artemis Yayınları çatısı altında yayımlanan Ada serisinin ikinci cildini de büyük heyecanla okudum. Gizem dozu epey yüksek, aksiyon sahneleri, korku unsurları yerli yerinde. Evet klişe noktalar da var belki ama pek umurumda değil açıkçası. Beklediğimden fazlasını buldum. Korku-gerilim türüyle ilişkim bir öyle bir böyle… Kitaplarda bile ürküyorum, yalnız, türden vazgeçemiyorum.
Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?
Soruya tam olarak nasıl cevap verebilirim, emin değilim… Öyle fazla şey oluyor ve sıradan bir okur olarak kıyıdan köşeden takip etmesi, hatırlaması öyle zor oluyor ki… İntihal davasından sansür krizine geniş bir yelpaze mevcut. Hepsinin dışında, bugünün şartlarında bir şekilde kitap okuyabilmek, yazarlıkla, yayıncılıkla ilgilenebilmek; yaşamı sürdürmeye gayret ederken hepsini yapabilmek mucize gibi gelmeye başladı. Belki, yazarından okuruna, editöründen tasarımcısına herkesin bir şekilde direnebilmesi ama birleşememesi konuşulabilir. Butik yayınevlerinin hala yayıncılık yapmayı sürdürülebilmeleri konuşulabilir. Ülkedeki özgürlüksüz/hukuksuz/haksız ortamın edebiyat dünyasına bir kâbus gibi çöktüğü de konuşulabilir.
Kendi küçük ölçeğimdeyse, manga basan yayınevlerinin artmasını hem konuşmaya değer hem mutluluk verici buluyorum.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Elbette yine birçok sorundan bahsedebiliriz… Dışarıdan takip etmeme karşın en önemli sorunlardan birinin alanda çalışan insanların hakların gasp edilmesi, üç kuruşa tamah etmelerinin beklenmesi, birçoğunun, özellikle çevirmenlerin (çoğunlukla herkes hakkının altında alıyor) ücretlerini alma hususunda yaşadığı zorluklar öncelikli. Genele baktığımdaysa, (iyi edebiyat nedir bilmiyorum lakin) bu sorunlara çözüm üretme çabasıyla iyi edebiyat tartışmalarının beraber yürütülmesi gerektiği kanaatindeyim.
