Parşömen’in 2019 yılından beri sürdürdüğü soruşturmalara verilen yanıtların önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. 2025’te hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Bu yıl da okurlara, yazarlara, şairlere, çevirmenlere yönelttik sorularımızı.
İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
2025 Kasım ayında basılan Gönülde Kitap, Necati Tosuner’in Alakarga Yayınları’ndan çıkan deneme kitabı. Yazarın dilini seviyorum. Bu kitapla hem geçmişe gidiyoruz hem de öykünün inceliklerini öğreniyoruz.

2025 Mayıs ayında 58. baskısından okuduğum Yaşamak, Yu Hua’nın Jaguar Kitap tarafından yayımlanan romanı. Çin kültürünü ve edebiyatını daha iyi anlamak için okuduklarımdan.
Atakan Boran, Anlaşılmayan, Vacilando Yayınları. Kasım ayında piyasaya çıktı. İçinde 14 güzel öykü var.
Son olarak 2025’de vefat eden Norveçli yazar Dag Solstad’ın Mahcubiyet ve Haysiyet’ini 2024 baskısından bu yıl okudum. Yazarın, bir cümle bile fazlalık içermeden metne yerleştirdiği detaylar, ufacık bir jest göstermek suretiyle karakterin nasıl biri olduğunu anlatma yetisi, kitaplarını okurken hayranlık duymamı sağlıyor.
Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?
İçinden geçtiğimiz bu dönem maalesef, yaşamın her alanına sirayet etmiş çürüme, adaletsizlik, değer kaybı, krizler ve toplumsal çöküşün hızlandığı günlerden oluşuyor. Bu karanlık gerçeği edebiyatına yansıtan, eserleriyle buraya dikkat çeken bir isimlerden biri olarak Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Krasznahorkai’yi söylemek isterim. Hintli yazar Banu Mushtaq Uluslararası Booker Kurgu Ödülü’nü kazandı. İlk defa bu ödül öyküye verilmiş oldu. Ülkemizden Ayfer Tunç’un Aziz Bey Hadisesi eseriyle Fransa’dan aldığı ödülle mutlu olduk. Diğer yandan yayınevim Vacilando’nun da dahil olduğu ve her türlü olumsuz ekonomik şarta rağmen yolda olmayı sürdürebilen bağımsız, küçük, butik yayınevlerinin varoluş başarılarını da takdire değer bulduğumu söylemek isterim.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Ekonomik olarak kötüye gidişin yanısıra gözümüzün önünde şahit olduğumuz haksız, hukuksuz uygulamalar, derinleşen yoksulluk ve toplumda iyice bozulan gelir dağılımı, insanları çaresiz ve umutsuz kıldı. Bu duygular bir yere kadar edebiyat yoluyla kendine alan bulup sızsa da bir noktadan sonra derdin merhemi olmaktan çıkıyor. Çünkü düzeltilmesi gereken yapısal sorunlar o kadar genişleyip derinleşiyor ki hayatı güzelleştirecek, yaşam zevklerini inceltecek olan sanat, temel ihtiyaçlara erişimin zorlaştığı ve ortada yaşantılanacak bir şey kalmadığında işlevini yitiriyor. İnsanlar duyarsızlaştıkça, bencillik ve hazza yönelik bir yaşam, ötekini görmeyi engelledikçe, duyuları tetikleyen sanat, gösteri toplumunun gösteriş nesnesinden öteye gidememe durumuyla baş başa kalıyor. Birbirini okuyarak birbirini alkışlayan, bir grup zümre içinde hem alıcısı hem satıcısı oluşmuş, bu yüzden yaşadığı topluma dokunamayan bir sanat. Ezcümle bunun sebebini ekonomi-politiğe bağladığım için çaresini de daha yaşanılır insanca bir ülkenin yeniden kurulmasıyla mümkün görüyorum.
