Parşömen’in 7 yıldır sürdürdüğü soruşturmalara verilen yanıtların edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz.
Bu yıl da okurlara, yazarlara, yayın emekçilerine ve akademisyenlere yönelttik sorularımızı.
İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Alejo Carpentier’in Bu Dünyanın Krallığı adındaki kült eseri yılın başında Sia Kitap’tan çıktı. Bu kitabın önsözü, Büyülü gerçekçiliğin manifestosu olarak kabul ediliyor. Akımın “harika gerçek” tanımlamasından bugüne aldığı yolu görmek ve Orta Amerika’nın sömürgeleştirilme sürecine tanıklık etmek bakımından önemli bir kitap.

Ayşegül Savaş çok ilginç bir yazar. Türkçeye Yeşim Seber’in çevirdiği Beyaza Beyaz (White On White) iki kadının sanat üzerine kısa konuşmalarla başlayan arkadaşlıklarının sürpriz sona doğru evrilişini anlatıyor. Bir yandan da Ingeborg Bachmann’ın “Faşizm iki kişi arasındaki ilişkide başlar,” sözünü hatırlıyoruz. Yazarın Amerika’da ses getiren The Anthropologists adlı kitabının yine İş-Kültür Yayınları’ndan çıkacağını öğrendim. Merakla bekliyorum.
Yıl içinde okuduğum en güzel şiirler Mert Tutucu’ya ait. Santrale Bağlanmak İçin Gökyüzünü Kuşlayın kitabı, 2025 Sennur Sezer Emek ve Direniş Şiir Ödülü’nü aldı. “Çünkü bir insan yirmilerindeyse ve üstelik şairse / Muhakkak âşıktır ve biraz borcu vardır” diyen Mert Tutucu, özenle takip edilmesi gereken genç şairlerden.

J. M. Coetzee’nin “modern İngiliz edebiyatının ustası” olarak andığı V. S. Naipaul, Miguel Sokağı adlı kitabında, Trinidad’ta geçen çocukluk ve gençlik yıllarından aldığı ilhamla, aynı kurmaca muhitte geçen 17 öykü yazmış. 2001 Nobel Edebiyat Ödülü almış olan Naipaul’ün kaleminden çıkan öyküler derinden derine İngiliz sömürgeciliğini irdeliyor.
Ayşegül Devecioğlu’nun ilk polisiyesi Kuma Daireler Çizen’di. Gülün Hayaleti ile bu çabayı sürdürüyor yazar. Öykülerini çok özletmez umarım ama Devecioğlu ne yazsa okurum.
Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?
Selim İleri ve Pınar Kür’ün ölümleri edebiyat dünyasının önemli kayıpları oldu.
Yılın başında Litera Edebiyat bir “kehanet listesi” yayımlamıştı; kehanetlerin çoğu doğru çıktı: Link.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Ödül düşkünlüğünün, kitap pazarlama stratejisi olarak daha fazla benimsenmesinin iyi okurluğu öldüren, eleştirel düşüncenin önünü kapatan yanının daha görünür olduğunu söylemek gerekiyor. İyi edebiyat çoğu zaman etiketli / ödüllü olmayan kitaplardan çıkıyor. Bir de sayıları çok artan okuma atölyeleri var. Tabiri caizse mahallelere kadar yayılmış durumda. Her birinin sadece sosyalleşme mekânı değil, aynı zamanda gerçek edebiyatı konuşma, öğrenme, hatta yaratma birimi olmasını dilerim.
