Parşömen’in 2019 yılından beri sürdürdüğü soruşturmalara verilen yanıtların önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. 2025’te hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, şairlere, yayın emekçilerine yönelttik sorularımızı.

İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2026.

Elif Derviş

2025 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiğiniz beş tanesini, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Meltem Gürle – İrlanda Defteri (Can Yayınları, Mart 2025) Bugüne kadar okuduğum en keyifli, en dolu, en çeşitli içeriğe sahip deneme/anı kitabı bu olabilir. Edebiyattan tarihe, politikadan günlük yaşama pek çok şeye ilişkin, kısa ama çok doyurucu yazılar var içinde. Meltem Gürle sayesinde hem çok sevdiğim yazarlara yeni bir gözle bakma şansı buldum, hem zaten meraklısı olduğum İrlanda’ya ilişkin nefis yazılar okumuş oldum, hem de pek çok yazarla tanıştım. Daha sonra tekrar tekrar okuyacağıma emin olduğum bir kitap İrlanda Defteri.

Elizabeth O’Connor – Balinanın Ölümü (Timaş Yayınları, Kasım 2024. Türkçesi: Sevinç Sanem Erzurumlu) Okurken bana hem işlediği temalar, hem de geçtiği coğrafyalar nedeniyle 2022 yapımı The Banshees of Inisherin adlı filmi anımsatan, insanların yalnızlıklarını, çıkmazlarını, umut edilecek pek bir şey kalmadığında bile hayal kırıklığı yaşama pahasına ufak umutlara nasıl tutunduklarını son derece sade ama çarpıcı bir dille anlatan, bir adaya/savaşa/geçmişe/aileye/kendine sıkışma hallerini ve ilişkilerin karmaşıklığını, yıkıcılığını derin bir hüzünle anlatan bir roman.

Hwang BoReum – Sade Bir Hayat (Athica Yayınları, Eylül 2025. Türkçesi: Müge Kübra Oğuz) Hayatın çokça yorduğu bir sırada sesli kitap olarak karşıma çıktı Sade Bir Hayat. Adıydı beni çeken ve tereddütsüz dinlemeye başladım. Yazarı kimmiş diye bakınca gördüm ki geçen yılın soruşturmasında bahsini geçirdiğim Hyunam-Dong Kitabevi’nin yazarı Güney Koreli Hwang Bo-Reum. Gerçekten adı gibi sade, iddiasız, ama iyi hissettiren, kayda değer bir şey anlatmazmış görünümünde epey bir şeyi sorgulatan sakin bir kitap. Çokça Bo-Reum’un kendi günlük yaşantısından ve yazarlık/hayat deneyimlerinden izlerle yazma meseleleri üzerine hoş tespitler var.

Jenny Diski – Trendeki Yabancı: Amerika’yı Katederken Kesintilerle Hayal Kurup Sigara İçmek (Aralık 2024, Everest Yayınları. Türkçesi: Nurhayat Çalışkan) Yazar Jenny Diski’nin yaptığı uzun bir yolcuğu anlatan deneme/anı kitabı. Gemide başlıyor, tüm Amerika Birleşik Devletleri’ni baştan sona kateden tren yolculuklarıyla devam ediyor. Uzun yolculukta yol kesintisiz devam ederken nasıl arada kitabınızı bırakıp camdan dışarı bakar, hayatınızda olup biten üzerine düşünürsünüz, bu kitap da biraz öyle bir his yaratıyor.

Martin MacInnes – Yükseliş (Ağustos 2025, Yapı Kredi Yayınları. Türkçesi: Ebru Kılıç) İskoç yazarın okuduğum ilk kitabı. İçinde hem edebiyatta, filmde, resimde görmeye bayıldığım deniz var, hem kendini ve dünyayı tanımaya çalışan insanoğlunun mücadelesi, bitmek bilmez hırsı, hem de iklim krizi ve başka dünyaların/varlıkların/sistemlerin olasılığı. Kitap, sarsıcı bir dille anlatılan çocukluk travmalarıyla ve romanın geri kalanına hazırlık mahiyetindeki çevre betimlemeleriyle açılıyor. Detaylar inanılmaz; hazırlık aşamasında epey araştırma yapmış belli ki MacInnes. Sadece bilim/bilimkurgu temasıyla ilerleseymiş benim için bu kadar ilgi çekici olur muymuş bilmiyorum, zira beni en çok etkileyen şey, kitabın insan doğasının zayıf ve güçlü yanlarını araştırması, çocuklukta yaşandı bitti sanılan şeylerin yetişkinliği nasıl etkilediğine tanıklık etmemizi sağlayan ilgi çekici, derinlikli karakterler yaratabilmiş olması oldu.

Size göre 2025 yılının önemli, dikkat çeken, üzerinde konuşmaya değer edebiyat olayları, konuları nelerdi?

Ülkemizden Selim İleri ve Pınar Kür’ün, dünyadan da Mario Vargas Llosa ve Tom Robbins’in vefat haberleri ilk aklıma gelenler. Bir de hepimizin okuduğu intihal vb konular. Kendi adıma şöyle bir durum var: Instagram hesabımı sileli epey oldu; o nedenle ortamda ne olup bittiğinden ancak birileri söylerse haberdar oluyorum. Uzaklaştıktan sonra kişisel/taraflı yorum içeren şeylerin ne çok olduğunu daha net fark ettiğim bir sözde bilgi akışı varmış orada. Bu bilinçli uzaklaşma nedeniyle bu yıl önemli birtakım gelişmeleri kaçırmışsam, soruşturmadaki diğer arkadaşların cevaplarından okurum artık.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Bana göre gücü sessiz sakinliğinden gelen edebiyatın gürültülü, anlamsız hırs ve rekabet gösterilerine şahit olması, çeşitli alanlarda ilginç tekelci oluşumlar, edebiyatı ve yazmayı kendi halinde, mütevazı bir uğraş olmaktan çıkarıp gösteri dünyasının bir parçasıymış gibi kullanma halleri vs. Bir de, doğrudan edebiyat ortamıyla ilgisi olmasa da, kitap fiyatları daha ne kadar artabilir acaba derken 100 TL’ye bir kitap bile alamayacak hale gelmiş olmamız.

Burada bana da yer aradığınız için teşekkürlerimle ve herkese gönüllerince bir yeni yıl dileklerimle.