John Banville’in “Tekillikler” adlı romanı Sia Kitap tarafından yayımlandı. Romanı, çevirmeni Ayça Çınaroğlu ile konuştuk.

Tekillikler’i çevirmeye nasıl karar verdiniz?

Daha önce çevirdiğim çoğu kitap gibi Tekillikler’i çevirmemi de yayınevi önerdi. Daha önce Banville’in Sır ve Gizli Konuklar kitaplarını çevirmiştim. Her ne kadar yazarın üslubu bu iki kitapta birbirinden çok farklı olsa da Banville’in tarzına aşinaydım, o yüzden severek kabul ettim.

Çevirmen olarak kendinizden kısaca bahseder misiniz? Ne tür kitaplar çeviriyorsunuz? Yazarlara sorulur, biz de çevirmen olarak size soralım: Bir çeviri rutininiz var mı?

Yıllarca moleküler biyoloji konusunda araştırmacı olarak çalıştıktan sonra (bunun üç yılı yurt dışında, bir gökdelenin yirmi beşinci katındaki penceresiz bir laboratuvarda geçti) hayatımda köklü bir değişiklik yapıp PEN Türkiye’nin çeviri atölyesine katıldım ve oradaki hocalarımın da desteği ve yüreklendirmesiyle çeviriye başladım. Şimdiye kadar kurgusal edebiyat ve otobiyografik roman dışında bir çeviri yapmadım, zaten kuramsal kitap veya şiir çevirisinin altından kalkabileceğimi ya da hakkını verebileceğimi de sanmıyorum. Genelde sabah saatlerinde çalışmayı seviyorum. Kafe gibi kalabalık ve gürültülü ortamlarda (çay ve kahveyi bedava verseler de) çalışamam, asla müzik açamam çünkü ilgim doğrudan müziğe kayar (hele de sevdiğim bir müzikse içimden eşlik etmeden duramam), ama kütüphane ve toplu çalışma salonlarında (örneğin, reklamını yapmadan geçemeyeceğim Kadıköy Belediyesi’nin yeri İDEA’da) çok rahat, hatta ev ortamından daha verimli çalışabiliyorum. Yeni bir kitaba başladığımda birkaç gün içinde çeviri hızımı belirliyorum ve her hafta aşağı yukarı kaç sayfa çevireceğime karar verip programımı aksatmamaya çalışıyorum. Önceleri yeni bir kitabı çevirmeye başlamadan önce metni başından sonuna kadar okur sonra çeviriye girişirdim, ama sonra bunun heyecanımı baltaladığını fark ettim. Artık merakımı taze tutmak için kitabı baştan okumuyor, çeviriyle birlikte ilerliyorum. Tabii bu durumda ara ara geriye dönüp değişiklikler yapmak da gerekiyor ama bence buna değiyor.

Tekillikler’in çevirisine gelelim. Nasıl bir süreçti, ne kadar sürdü, ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Tekillikler’in çevirisi epey yavaş ilerledi diyebilirim, zaten çok hızlı çalışabilen bir çevirmen değilim. John Banville, Benjamin Black mahlasıyla yazdığı kitaplarla karşılaştırıldığında, kendi adıyla yayımladığı eserleri daha girift bir üslupla, daha karmaşık cümlelerle yazıyor, çevirisi de daha zorlayıcı oluyor. Üstelik Banville bu kitabında artık kullanılmayan, tedavülden kalkmış sözcükleri de bol miktarda kullanmış. Kitabın daha ilk paragrafında iki kelime oyunu olması gözümü epey korkutmuştu ancak bunların da bir şekilde üstesinden gelmeye çalıştım. Tekillikler kitabı, Sonsuzluklar ve Tutanak Defteri adlarıyla yayımlanan kitapları bir noktada çakıştıran devam kitabı niteliğinde, ayrıca önceki diğer kitaplarından karakterler de yer yer boy gösteriyor, isimleri geçiyor. Doğrudan gerekli olmasa da çeviri sırasında elimden geldiğince bu kitapları ya da onlar hakkında yazılmış eleştirileri okumaya çalıştım.

Çevirmeden önce okuduğunuz, sevdiğiniz, aşina olduğunuz bir yazar mıydı John Banville? Yoksa çevirmeye karar verdikten sonra mı tanıdınız?

2021 yılında Sır’ı çevirmeye başlayana kadar John Banville’in kitaplarını okumamıştım ama sonradan bu bol ödüllü, Nobel Edebiyat Ödülü için sıklıkla adı geçen yazarı tanıdım. Daha önce çevrilmiş birkaç kitabını ve yazarla yapılmış röportajları okudum ya da dinledim.

John Banville orijinal dilinde nasıl bir yazar sizce? Dil kullanımı, üslubu, öne çıkan özellikleri neler?

John Banville’in hem kendi adıyla, hem de Benjamin Black takma adıyla yazdığı kitaplar var. Benjamin Black mahlasıyla yazdıkları daha kolay okunan, daha sürükleyici denebilecek çoğu polisiye türünde kitaplar. Banville’in kendisi de zaten Benjamin Black’in daha hızlı yazdığını söylüyor. Banville ise daha “ağır edebiyat” yapıyor, genelde Nabokov ve Beckett ile karşılaştırılıyor; klasik metinlere, düşünürlere ve sanatçılara atıfta bulunuyor, uzun ve karmaşık cümlelerle yazıyor. Ama her iki tarzda da kara mizahı sıklıkla kullanıyor, kelime oyunları, hoş betimlemeler, ilginç benzetmeler yapıyor. Örneğin Tekillikler kitabında baş kahramanlardan Godley ailesinin soy geçmişini dolambaçlı ve eğlenceli bir dille anlattığı bölüm, o upuzun cümle-paragraf okurken de, çevirirken de çok hoşuma gitmişti.

Çevirmen olarak kitapta sizi özellikle çok etkileyen bir bölüm var mı? Varsa hangisi ya da hangileri?

Hasta yatağında bilinci gidip gelen Ursula’nın aklından geçen düşüncelerin aktarıldığı bölüm bence ilgi çekici. Şöyle anlatıyor Banville: “Kendi zihninin, kendi hatıralarının içinde, ya da onlardan geriye ne kaldıysa orada yaşıyor. Aslına bakılırsa, kendisinin yalnızca hatırlanan bir şey gibi olduğu zamanlar var. Görme yetisini kaybediyor, işitme duyusu da gidiyor, yakında evin boş kabuğu içinde kaybolup unutulmuş, pörsümüş küçücük bir fındık gibi olacak.” Aklımda yer eden, Banville’in yaratıcı ve muzip benzetmelerinden birisi de bu bölümde, Ursula önüne konan yemek tepsisi üzerine düşünüyor: “Tepsinin, kıvrımlı gümüş kenarları ve ona Adam’ın kulaklarını hatırlatan ince kulpları var, gerçekten hoş şekilli kulakları vardı, şimdi gözünün önüne geliyor, evet, sevimli denebilirdi, bu dikkate değer çünkü genelde kulak bakması çok hoş bir şey değildir, özellikle de içine bakması.”

Kitaptaki bir başka muziplik de, baş karakterlerden bilim insanı Adam Godley’in önemli bir ödül aldığına inanması için ona şaka yapılması, ama sonradan bu ödülü gerçekten de alması. John Banville’in kendisi de böyle bir eşek şakasına kurban gitmiş, 2019 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandığına dair İsveç Akademisi’nden telefon almış, ama sonra bunun faili meçhul bir şaka olduğu ortaya çıkmıştı. John Banville henüz Nobel Ödülü almadı ama satır arasında bu ödülü almak konusundaki düşüncelerini okumak mümkün.

Bence önemli bir nokta da kitabın son cümlesi. Banville burada yazar olarak artık kitap yazmayacağını ima ediyor ama neyse ki son kitabı Tekillikler değil, usta yazar üretmeye devam ediyor.