Parşömen’in 6 yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizler içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, kitapçılara, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.

Savaşların ve katliamların gölgesinde bir yıl geçirdik… İyi kitaplar okuyacağımız, barışın hüküm sürdüğü bir yıl olsun 2025.

Ayla Burçin Kahraman

2024 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

2024 okuma açısından oldukça memnun edici bir yıldı benim açımdan. Yeni çıkanların yanı sıra varlığı aklımın bir kenarında senelerdir duran ve çeşitli sebeplerle okumayı ertelediğim pek çok kitabı okudum, tartıştım, tavsiye ettim. Her yeni yılın başında kendime söz verip tutmaya başladığım okuma defterimi bu yıl da nisana varmadan sıkılıp bir kenara atmış olduğumdan okuduklarımı bir çırpıda hatırlamam zor. Bu yıl yayımlananlar ve daha önce yayımlandıkları halde okuma rutinime bu yıl dahil olmuş kitaplardan, ne güzeldi, dediklerimi karışık listeleyerek cevap vermek istiyorum bu yüzden. Bora Chung, Lanetli Tavşan; Agoto Kristof, Okumaz Yazmaz ve Dün; Atiq Rahimi, Sabır Taşı; Mevsim Yenice, Fil Gözü; Rıdvan Hatun, Billur Örüntüler;Neslihan Önderoğlu, Cüret ve tabii ki Han Kang, Vejetaryen aklıma ilk gelen isimlerden.

Bunların yanında İthaki Yayınevinin İthaki Modern serisinden Alasdair Gray, Zavallılar; Kely Link, Belaya Bulaş ve Tuhaf Şeyler Oluyor; Kristen Roupenian, Bunu Sen De İstiyorsun; Lauren Groff, Florida en çok beğendiklerimdendi.

Size göre 2024 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?

Benim Sinemalarım ve Gecenin Öteki Yüzü dinleyerek büyümüş ve sonrasında bütün eserlerini defalarca okuyarak edebiyata sevdalanmış biri olarak Füruzan’ın kaybı yakın dostlarımdan birini kaybetmek kadar üzücüydü diyebilirim. Bunun yanında kurmaca eserlerin de yargılanabileceği bir sistem gerçeğiyle yüzleşmek yılın en sarsıcı olayıydı benim için.

Düzenli olarak takip ettiğiniz bir edebiyat dergisi var mı?

Üzülerek söylemeliyim ki yayın hayatlarını devam ettirmelerini çok istediğim hâlde eskisi kadar sıkı bir basılı dergi okuru değilim artık, ulaşması kolay ve maliyetsiz olmaları sebebiyle online platformları daha çok tercih ediyorum. Bunların başında ParşömenEdebiyat Haber ve Yük Edebiyat geliyor.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Edebiyat ortamının en büyük sorunlarından biri “kibir” bence. Edebiyatı, tek başına veya kendisinin de içinde bulunduğu belirli bir zümre tarafından yenmesi gereken bir pasta olarak gören ve bu pastanın kırıntılarını bile başka kimseye layık bulmayanların kibri bence en büyük sorunumuz. Öyle ki edebiyatın o birleştirici gücünü alt eden bu duygu yüzünden ummadığınız bir anda, hiç alakanız yokken saçma sapan bir otorite savaşının tarafı konumuna düşebiliyorsunuz. Hayat telaşesinden kotarabildiğimiz kısacık birkaç saate, yazarlığımızı ve okurluğumuzu sığdırmaya uğraşırken yaşadığımız sorunlar yetmezmiş gibi bir deharis duygularla beslenen bir kaos ortamında üretmeye çalışmak zorunda kalıyoruz.

2025 yılının dostlukla büyüyüp çoğalarak geçireceğimiz yılların başlangıcı olmasını diliyorum.