Parşömen’in 6 yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizler içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, kitapçılara, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.

Savaşların ve katliamların gölgesinde bir yıl geçirdik… İyi kitaplar okuyacağımız, barışın hüküm sürdüğü bir yıl olsun 2025.

Raşel Meseri

2024 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Masamın üstünde ve başucumda duran kitaplar genelde üzerinde çalışmakta olduğum romana kaynak oluşturacak, yazdığım metinlere akacak kitaplar oluyor. 2024 yılında da Elsa Niego’nun Cenaze Alayı romanım üzerinde çalıştığım için, çoğunlukla tarih, sosyoloji ve anı kitapları vardı çevremde. Bu roman 1927 yılında bir subay tarafından katledilen Yahudi bir kadın olan Elsa’nın hayatından yola çıkan bir kurmaca olduğu için o dönemin sosyal tarihinden mimarisine uzanan bir yelpazede okumalar yapıyordum. Bunun dışında bağımsız olarak okuduklarım arasında hem yeni hem de eski kitaplar var; o yüzden 2024 yılı ile sınırlı kalmadan aklımda kalanlardan bir kısmını şöyle sıralayabilirim.

Eşyaların Patriyarkası (Rebekka Endler, İletişim Yayınları)

Kitap, patriyarkal düzenin, gündelik hayatın en sıradan nesnelerine bile nasıl damgasını vurduğunu anlatıyor. Nesnelerin boyutu, kullanım şekli ve tasarımıyla, erkek egemen toplumun erkeği norm kabul ederek gündeliği ve kamusal alanı nasıl şekillendirdiğini gösteriyor.

Taş ve Gölge (Burhan Sönmez, İletişim Yayınları)

Burhan Sönmez en sevdiğim yazarlardan biri. Dilinin yalınlığı, duruluğu ve soğukkanlılığı beni daima itidale çağırır. Coşturarak değil düşündürerek okutur. Romanın izleği içinde yer alan yan örüntüler ana konuya geçmek için sabırsızlanmaya değil onların içinde kaybolmaya davet eder. Ez cümle kitabın konusundan bahsetmektense, bende yarattığı bu ana duygu ve lezzetten bahsetmeyi tercih ediyorum.

Yüzyıllık Apartheid (Taner Akçam, Aras Yayınları)

Kitabın ana savı, her ulus devletin kuruluş aşamasında bir kuruluş hikayesine ihtiyaç duyduğu ve toplumun bu hikâye ile şekillendirildiği. Bu anlayıştan yola çıkarak Türkiye Cumhuriyeti’nin hikayesinin nasıl hiyerarşik bir yapılanma ile şekillendiğini anlatıyor. Oldukça yalın bir dille tarihsel ve siyasi katmanları berrak bir şekilde gözler önüne seriyor kitap.

Çember Apartmanı (Defne Suman, DK Yayınları)

Meskûn Zaman romanım yayınlandıktan sonra Duvar Gazetesi yazarlarından sevgili Menekşe Tokyay benim bu romanım ve Defne Suman’ın Çember Apartmanı romanını Türkiye’deki azınlıkları konu alan metinler olarak köşesine taşımıştı. Ülkenin yakın tarihinde görünürlüğü olan çok dinli ve çok kültürlü yapının potansiyel ve açmazlarını sergileyen kitaplar olarak çerçevelemişti bu romanları. Benzer bir çerçevede yazdığım Elsa Niego’nun Cenaze Alayı romanını bitirdikten sonra Çember Apartmanı’nı okumaya giriştim. Çok zevkle okuduğum bir roman oldu. Ben Yahudilerin Türkiye’deki toplumsal tarihini, hem İzmir hem de yüzyıl önce İstanbul’da yaşanmış bir olaydan yola çıkarak işlerken, Suman İstanbul’daki Rum vatandaşlarının yine benzer kaygılarla bezeli tarihini, son derece bilgilendirici, titiz ve akıcı bir dille hikâyeleştiriyor.

Vejetaryen (Han Kang, April Yayıncılık)

Bir rüya sonucunda vejetaryen olmaya karar veren ve sonrasında ise bir seri değişim geçirip nihai olarak doğanın bir parçası olmaya evrilen bir kadının şaşırtıcı dünyası. Çok farklı okuma çeşitlerine açık olması nedeniyle insanı sonsuz bir tartışmaya çekiyor.

Zaman / Zemin / Zuhur – Geçmişin Tiyatral Temsili (Beliz Güçbilmez, Kolektif Kitap)

Bu romanı Elsa Niego’nun Cenaze Alayı’nı yazarken okumuş, Antik Yunan’da başlayan tiyatro geleneğinden Batı tiyatro anlayışına ve bu anlayışın etkilediği Türk tiyatrosunun gelişimine uzanan incelemesinden, zaman, anı/anlatı, geçmiş temsilleri konularında ortaya koyduğu tartışmalardan çok etkilenmiştim.

Sayabileceğim onlarca kitap var ancak bir yerde nokta koymak gerek.

Size göre 2024 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?

“Kâğıt inatçıdır” der Anne Frank hatıra defterinde. Adeta genç yaşında öleceğini fakat geride bıraktığı hatıra defterinin gün gelip milyonlar tarafından okunacağının önsezisiyle. Edebiyat dünyasında önemli olaylardan ziyade önemli soruları tartışmak belki de daha elzem. Mesela “kâğıdın inatçılığı.” Yakın gelecekte bu sekteye uğrayacak mı? Kâğıt vazgeçilecek bir materyal mi olacak yoksa? Olmamalı mı peki? Elektronik veya sesli kitapların yaygınlaşması, yapay zekâ atılımları edebiyata nasıl ve ne şekilde yön verecek? Beri yandan sektördeki emek sömürüsü, örneğin editör, çevirmen ve yazarların çalışma ve telif haklarının hak mücadelesi için neler yapılmalı? Okuyucuların okuma alışkanlıklarının diri tutulması hangi şekillerde mümkün? Bu soruların tartışıldığı bir yıl oldu, yolumuz uzun.

Düzenli olarak takip ettiğiniz bir edebiyat dergisi var mı?

Dijital edebiyat dergilerinin birçoğunu vaktim elverdiğince takip etmeye çalışıyorum.