Parşömen’in 6 yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizler içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, kitapçılara, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.
Savaşların ve katliamların gölgesinde bir yıl geçirdik… İyi kitaplar okuyacağımız, barışın hüküm sürdüğü bir yıl olsun 2025.

2024 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
2024 gerçek bir sığınağımın olmadığına epey içerlediğim bir yıl oldu. Etrafı duvarla, duvarların ardı ağaçlarla çevrili, kendi suyunu çıkardığın, elektriğini ürettiğin, sebzeni, meyveni yetiştirdiğin, üç ayda bir alışveriş için epey uzak yere gittiğin bir yuva. Ölmeye yatamıyorum, kendimi asacak gücüm yok, çay içmekten de yoruldum. İnsanlık kekre bir zamandan geçerken, eldeki imkânlar ölçüsünde bir sığınak yaratmak zorunda kaldım. Szpilman gibi bir yeteneğe sahip olmadığım için başkalarının müziğine, geçmiş dönem filmlerine ve kitaplara sığındığım bir yıl oldu.
Soruyu okuyunca, ben neler okudum bu yıl, diye şöyle bir düşündüm. Bir kez daha fark ettim ki zaman algısını epey bir yitirmişim veya şöyle mi demeli, zaman bir değişik işlemeye başlamış. 330 küsur gün sanki seneler seneler evvelmiş gibi geliyor şimdi. Oysa misal 2019 çok daha yakın bir zaman gibi. O nedenle hangi kitabı bu yıl, hangilerini geçtiğimiz ve daha önce geçtiğimiz aylarda, yıllarda okuduğum konusuna kafa yormak zorunda kaldım. Bu yıl basılanları ayırmak sonunda aklıma geldi. Kâmil Erdem’in O Sonbahar, O Kış’ı yüreğimin ortasına oturdu. Yılın son aylarını Kâmil Erdem’in tüm öykü kitaplarını yeniden, sondan başa doğru okuma fırsatı buldum. Şahane bir yıl sonu ödülü… Ulaş Tanrıkulu’nun Ağaç Mitolojisi; çok severek, çok öğrenerek ve çok eğlenerek okudum. Birten Demirtaş Özbek’in Bir Fırat Hikayesi; ciğerimi söken bir eserdi. Yazarların içlerinden geçtikleri acıyı tüm çıplaklığıyla, cesurca anlatabilmesi inanılmaz geliyor. Ahmet Karadağ’ın Dirlik Düzenlik Apartmanı yine yılın sonuna denk gelenlerden, henüz bitmesine çeyrek var ama sevdiğim ve kıymetli bulduğum için buraya not düşebilirim; apartmanda geçtiği için umarım bir intihal davasıyla falan uğraşmaz. Şenay Şentürk’ün Mutsuz Evlerden Önce, Camila Sosa Villada’nın Kötü Kızlar’ı ve Walter Kempowski’nin Her Şey Nafile’si bu yıl raflarda yer alan ve bu yıl okuduğum kitaplardan çok sevdiklerim. Tüm bunların dışında Norah Lange, Çocukluk Defterleri, Fernando Savater’in Oğluma Ahlâk Üstüne Öğütler, Camus’nün Sisifos Söylemi, Nino Haratischwili Sekizinci Hayat, Raymond Carver Fil ve Renata Saleci Kaygı Üzerine okuyup kaydettiklerimden. Dickens’ın İki Şehrin Hikâyesi yeniden okuduğum bir kitap oldu ve şaşırtıcı şekilde bazı bölümlerin bazı yerlere ne kadar da çok benzediğini fark ettim. Asuman Susam’ın Gülten’i var ayrıca ki o benim can simidim, nefesim tükendikçe ona sarıldım bu yıl.
Size göre 2024 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?
Ödüllerle pek ilgilenmiyor, ölümlere çok üzülmüyorum. Benim için bu yıl şöyle bir karar almama neden oldu, ondan bahsedeyim: Sözde Hayvan Hakları Yasası benim ve benim gibi düşünenler için Katliam Yasasına tepki verenler ile bu yasayı açık veya gizli ve hatta tepki vermeyerek destekleyenleri elimden geldiğince tespit etmeye çalıştım. Yasayı öyle veya böyle destekleyenleri bir okur olarak takip etmiyor, okumuyorum. Bununla beraber Gebze’de yaşanan barınak cinayetlerinin ardından saygın yayınevlerinin birer birer fuara katılmama kararı bence önemliydi.
Gözümüzün önünde otuz yılını hapishanede geçiren İlhan Sami Çomak’ın yarı açık alana geçmesi hüzünlü bir sevinç oldu hepimiz için.
Medusa Yayınları’nın edebiyatımıza giriş yapması ise pek şahane oldu.
Düzenli olarak takip ettiğiniz bir edebiyat dergisi var mı?
Çok düzenli takip edemiyorum dergileri. Notos özellikle değerli benim için, İzmir’e gittiğimde kitapçım edinemediğim sayıları ayırmış oluyor ancak bu şekilde, biriktirerek okuyabiliyorum. Dijital dergileri ise daha düzenli takip edebiliyorum. Parşömen, Veveya, Ogitto en sevdiklerim. Deniz Yüce Başarır’ın Ben Okurum’u dergi sayılmasa da bütününe baktığımda iyi bir dergi kadar doyurucu geliyor bana.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Ülkenin iklimi neyse edebiyat dünyası da o… Yıllardır değişen hiçbir şey yok, yakın tarihte değişmeyeceği de ortada. İklim değişir, Akdeniz olur, belki… Ama her şeye rağmen hâlâ okuyor ve yazıyor olmak şahane; edepli ve güzel bir şekilde deliriyoruz.
