Parşömen’in 6 yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizler içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, kitapçılara, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.

Savaşların ve katliamların gölgesinde bir yıl geçirdik… İyi kitaplar okuyacağımız, barışın hüküm sürdüğü bir yıl olsun 2025.

Hülya Soyşekerci

2024 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Bu yıl okuduğum oldukça az sayıdaki kurmaca yapıttan bende iz bırakanları yazmak istiyorum öncelikle. Seksenli yaşlarını sürdüren Oya Baydar’ın kaleme aldığı Hatırlamanın ve Unutuşun Kitabı bireysel ve toplumsal yüzleşmeleri işleyen gerçekçi konusu, başarılı kurgusu ve akıcı diliyle usta işi bir romandı. “Fantastik edebiyatın kraliçesi” olarak nitelendirilen Nazlı Eray’ın, etkileyici, şaşırtıcı metafor-romanı Hayatımın Müsveddesi de bu yılın bende iz bırakan yapıtlarından biriydi. Genç yaşlarından itibaren edebiyatın pek çok alanında yoğun emek veren Serkan Türk’ün sıra dışı bir kurguyla oluşturduğuTrak, alışılagelen roman kalıplarını kıran parçalı yapıda, özgün bir metin. Bu yılın ilgi çeken romanlarından Trak’ı savaş karşıtlığının ve vicdanın romanı olarak da nitelendirmek mümkün.

Öyküde ustalık dönemini yaşayan Kâmil Erdem’in O Sonbahar O Kış adlı kitabını öykü kitapları arasında öncelikle anmalıyım. Pek çok ödül alan ve öykü yolunda derinleşerek ilerleyen Kâmil Erdem’in bu kitabındaki öykülerine dair Prof. Dr. Semiramis Yağcıoğlu’nun yorumunu aktarmak istiyorum: “Gündelik hayatın kıvrımlarına yerleşmiş, keder, izini zihinde bırakmış devrimci bir geçmişi sezdiren ikonik sözcükler (no pasaran) ve şimdide değişen bir hayatın bunaltısı; yumuşak, öylesine anlatılıyormuş gibi bize ulaşan öyküler. Geçmiş ve şimdi arasına gelip yerleşmiş bir psişik kırıklığı, parçalanmayı imleyen yazım kurallarını ihlal eden bir öykücülük.” Bu değerlendirmeye bütünüyle katılıyorum.

Usta şair, yazar Hüseyin Peker, yaşanmışlıklardan yola çıkarak özgün bir kurmaca estetiğine dönüştürdüğü öykülerini Rüzgârlı Ceket adlı kitabında topluca bir araya getirdi ve böylece ilgiyle okunan bir yapıta imzasını atmış oldu.

Bu yıl, genç yazarların bazı öykü kitaplarını okuma fırsatı buldum. Mesela Ümit Aykut Aktaş’ın metinler arası ve deneysel öykü kitabı Kaplumbağa Ayaklanması sıra dışı bir yapıt olarak dikkat çekiyor. Necla Akdeniz’in “kuir öyküler” olarak nitelendirdiği öyküleri, bu yıl En Eski Odaadıyla yayımlandı. Ötekileştirilenlerin, dışlananların, cinsel yönelimi nedeniyle toplumda yer bulamayanların, kalıplara sığamayanların, yersiz yurtsuzların hayatını öyküleştirip derinleştiriyor Necla Akdeniz.

Hatice Günday Şahman’ın Yarım Kalmasın adlı öykü kitabı, akıcı ve şiirsel diliyle, özgün kurgularıyla dikkatimi çeken nitelikli bir yapıt. Ayrıca Selma Tonay Elhan’ın Kelime Ağaçları ve Yeşim E. Uşkun’un O’na Adanmış Öyküler adlarını taşıyan ilk kitapları içindeki öyküler, gelecek için umut veren iki kadın yazarı müjdeliyor. Yıllarca öyküye emek veren, kitaplarıyla ödüller alan Derya Sönmez, bu yıl da Öteki Hayvanlar adlı yeni kitabıyla öykü yolculuğunu başarıyla sürdürüyor.

Bu yıl şiirde kadınların başarılarını gururla ve mutlulukla izledim. 51. Bölge adlı kitabıyla Yunus Nadi Şiir Ödülü’nü alan Elçin Sevgi Suçin, Yüzüme Oyulan Havva adlı kitabıyla Enver Gökçe Toplumcu Şiir Ödülü’nü alan Hatice Tarkan Doğanay ve yıllar boyunca şiir sanatına verdiği yoğun emekle bu yıl Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülünü alan Gülümser Çankaya, yapıtları, yazınsal duruşları, imgeleri, eril dilin uzağındaki özgün söyleyiş tarzlarıyla, bu yıl ön plana çıkan ve içimizde şiir rüzgârları estiren kadın şairler oldular.

Ayrıca Eylem Hatice Bayar’ın Zaman Kitabı, derin felsefesi ve içimizde çoğalan anlamlarıyla, şairinin ustalığa adım adım yürüdüğünü kanıtlayan bir yapıt olarak dikkat çekti. Uzun yılların usta şairi Betül Tarıman da bu yıl Bir Rüya İçin Gerekli Şeyler adlı yeni şiir kitabıyla okurlarını bir kez daha selamladı.

Bu yıl değerli şair Asuman Susam’ın, Gülten Akın hakkında kaleme aldığı Gültenadlı kapsamlı biyografik çalışması, kendi alanındaki önemli ve başarılı yapıtlardan biri olarak büyük ilgi uyandırdı. Usta yazar Erendiz Atasü’nün Kadınlık ve Toplumsal Çalkantı; Kadın Özgürlüğü, Kültür, Sanat ve Siyaset Yazıları alt başlığıyla adıyla yayımlanan deneme kitabı, toplumsal içeriğinin yoğunluğuyla, eleştirel tutumuyla ve dilin ustaca kullanımıyla dikkatimi çeken en önemli kitaplardan biri oldu. Şiir, öykü, düzyazı alanında pek çok yapıtı olan çok yönlü yazarlarımızdan Nalan Çelik’in Şaşkın Balkon Düşçüsü adıyla bir araya getirdiği denemeleri, edebiyat, sanat ağırlıklı yaklaşımıyla ve içeriğindeki bilgi ve yorumlarla ilgi uyandırıyor.

Öğretmen-yazar Niyazi Uyar, Türkiye Yazıları adlı kitabında yer alan denemelerinde hem eğitimci yönünü gösteriyor hem de gerçek bir yurtsever-aydın bakışıyla son zamanlardaki toplumsal yozlaşmaya ve yaşanan zor günlere dikkat çekiyor. Halkın sesi olmuş Anadolu ozanlarının yaşamını, Atatürk sevgisini ve Cumhuriyet değerlerini dile getiren denemelerinde Niyazi Uyar, eğitimde yaşanan sorunlara da çözüm odaklı bir yaklaşım sergiliyor.

Eleştirel deneme ve edebiyat incelemesi alanında Şirvan Erciyes’in yazdığı Yazınsal Tutkunun İzinde bu yılın en dikkate değer kitaplarından biri olmayı hak ediyor. Çözümleyici eleştirel tarzı, akıcı ve kıvrak dili, yazınsal metinlerin derinliğine inen ve geçmişle günümüz arasında diyalektik bağlar kuran incelemeleriyle Şirvan Erciyes başarılı bir kitaba imzasını atıyor. Şair ve psikiyatrist Yusuf Alper, Türk Şiirinin Psikanalizi adlı disiplinler arası inceleme kitabının yeni basımıyla, önemli bir boşluğu doldurmaya devam ediyor.

Raşel Rakella Asal’ın yirmi dört yılın emeğini bir araya getirdiği Yaşamdan Sanata adlı sanat yazıları kitabı, yıl sonunda yayımlanan ve alanında önemli bir boşluğu dolduran kitaplardan biri oldu.

Bu yıl özellikle edebiyat incelemeleri ve edebi araştırma alanında, birçok akademisyenin yayımladığı nitelikli çalışmaların, edebiyat ve düşünce dünyamıza zenginlik kazandırdığını, okurlara ufuk açtığını görüyor; akademik dünyadan yansıyan çalışmaların, edebiyatımız ve edebiyat ortamımız açısından çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Bu bağlamda, Semiramis Yağcıoğlu’nun yeni yayımlanan Hep Eksik, Edebiyat ve Sinemada Kayıp Yas ve Melankoli başlıklı önemli çalışmasına dikkat çekmek istiyorum.

Akademik camianın en çalışkan yazarlarından biri de Baran Barış’tı bu yıl. Göstergebilimin ışığında yazdığı derinlikli metinleriyle dikkat çeken Baran Barış, edebiyat ve sinema eserlerine yeni bir perspektiften bakmamızı sağlayan dergi ve e-dergi yazılarıyla, özellikle internet ortamına zenginlik kazandırmaya ve genç kuşağa bu yolla etkin bir biçimde ulaşmaya devam ediyor.

Genç akademisyenler Bahanur Garan ve Erol Gökşen’in yayımladığı iki ayrı kitabı ilgiyle okudum. Bahanur Garan’ın hazırladığı Cumhuriyet Kadınlarının Mesleği Olarak Türk Hikâyesinde Daktilo Kızlar özgün ve farklı bir çalışma olarak dikkati çekiyordu. Aynı şekilde Erol Gökşen’in Türkiye’de Edebiyat Matineleri, Bir Hafıza Mekânı İncelemesi adlı kitabı, bir dönemi aydınlatan önemli bir çalışmaydı. Erol Gökşen, ayrıca, Varlık dergisinde yer alan ve geçmişte şairlerin yazdığı hikâyeleri gün ışığına çıkaran Şairin Hikâyesi başlığı altındaki çalışmalarıyla edebiyatımıza değerli katkılarda bulundu.

Seval Şahin’in, İmren Gece Özbey ile birlikte hazırladığı ve Can Yayınları’ndan çıkan Halide Edib Adıvar kitabı ilgi çekiciydi. Halide Edib Adıvar’ın, 1899 yılında Hanımlara Mahsus Gazete’de Halide imzasıyla tefrikasına başlayıp yarıda bıraktığı ilk romanı Çingene Kızı ve 1964’te ölümünden önce Hayat’ta tefrika olarak yayımlattığı son romanı Kızıl Hançerler’i gün yüzüne çıkaran bu kitap, edebiyat tarihimiz açısından dikkate değer bir edebi kazı çalışması sonucu yayımlanmış oldu. Ayrıca Mehlika Karagözoğlu Aslıyüksek tarafından hazırlanan Yazanların Okuma Kültürü, Kimi Okudular, Nasıl Yazdılar adlı kitap, edebiyatımızda bir boşluğu doldurduğunu düşündüğüm önemli bir araştırmaydı.

Tuncay Birkan, bu yıl önemli araştırma ve derleme çalışmalarına imzasını attı. Sabiha Sertel’in 1929-1945 yılları arasında yazdığı yazılardan oluşan Görüyoruz, Duyuyoruz adlı kitap, değerli bir edebi belge olarak öne çıktı. Tuncay Birkan, ayrıca Muhsin Ertuğrul’un Moskova Notları’nı da yayına hazırladı. Mesut Varlık’ın hazırladığı Enis Batur’a Mektuplar, Ankara Yazıları, Bilge Karasu’nun Enis Batur’a yazdığı mektuplardan oluşan ve belgesel değer taşıyan bir kitap olarak ilgi uyandırıyor.

Size göre 2024 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?

Çocuk edebiyatında Miyase Sertbarut’un kitabı Yuan Huan’ın Kulübesi’nin İtalya’da Yılın Çocuk Romanı seçilerek Rodari Ödülü’nü alması büyük bir başarıydı. Ayrıca, çocuk edebiyatına uzun yıllar emek veren Aytül Akal’ın 2026 Hans Christian Andersen Ödülleri kapsamında Türkiye’yi temsil edecek olması da önemliydi.

Bu yıl, sevdiğim yazarlardan Füruzan’ı, Ferit Edgü’yü, Afşar Timuçin’i, yayıncı Nazar Büyüm’ü kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyorum. Paul Auster’ın ölümü de büyük bir boşluk oluşturdu edebiyat dünyasında.

Düzenli olarak takip ettiğiniz bir edebiyat dergisi var mı?

Varlık, Kitap-lık, Notos Edebiyat, Roman Kahramanları, KE Edebiyat dergisi, Deliler Teknesi, ÇiniKitap, Eliz Edebiyat, Şehir dergisi, Lacivert Öykü ve Şiir dergisi, Patika, Klaros…

E-dergilerden Parşömen, Oggito, Edebiyat Haber, Bizim Çağ Edebiyat, Karnaval Dergi, Edebiyat Burada ilk aklıma gelenler.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Özellikle sosyal medyada gereksiz tartışmalarla ve kısır çekişmelerle zaman geçiriliyor. Edebiyatın ve yayıncılık dünyasının asıl sorunları yerine, kişisel ya da grupsal çatışmalar ön plana çıkarılıyor.

İstanbul, her zaman ana akım edebiyatın merkezi olmayı sürdürdüğü gibi, “taşra”da yaşayan ve bazen merkezdekilerden daha iyi metinler üretebilen yazarlara yeterince fırsat ve olanak tanınmadığı görülüyor. Özellikle genç yazarlara daha fazla olanak sağlanması ve bu konuda önyargılı olunmaması gerektiği kanısındayım.

Edebiyatın yine piyasa koşullarına teslim olduğuna, yaşanan ekonomik kriz nedeniyle yayımlanan kitapların oldukça pahalı fiyatlarla okura ulaştığına bu yıl da tanık olduk. Kitabın “meta”, okurun “müşteri” olduğu bir toplumsal-ekonomik sistemde, edebiyatın da yeterince gelişip boy atacağına inanmak zor.

Deneme, eleştiri, inceleme alanındaki kitapların sayısının oldukça az olmasını satış kaygılarına bağlıyorum. Az sayıdaki özverili, idealist yayıncı ve butik yayınevleri hariç, yayınevleri, yayımlayacağı kitapları öncelikle satışa endeksliyor. Yayımlanan kitapların pek çoğu, roman, öykü gibi kurmaca metinleri kapsıyor. Bu tercihin, analitik ve eleştirel düşüncenin gelişim sürecinde olumsuz bir etki yarattığı kanısındayım. Tanınmış gazetecilerin, ünlü kişilerin yazdığı kitaplara da ağırlık veriliyor; çünkü satış garantisi her şeyin önüne geçiyor. Ancak, “edebiyat, sanat üzerine düşünen metinlerin” okuruna ulaşmasının, yayınevlerinin mevcut sistemden kaynaklanan satış tercihleri nedeniyle bu yıl da epeyce zor olduğu görülüyor.