Parşömen’in 6 yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, edebiyat tarihimiz açısından önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizler içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl hangi kitapları okuduk? İz bırakan olaylar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Bu yıl da okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, kitapçılara, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.

Savaşların ve katliamların gölgesinde bir yıl geçirdik… İyi kitaplar okuyacağımız, barışın hüküm sürdüğü bir yıl olsun 2025.

Üzeyir Karahasanoğlu

2024 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Osman Akınhay Heveskâr Çevirmen’de bir anılar toplamının çok ötesine geçmesiyle; öyküde Cemil Kavukçu’nun Gölgeli Muhabbetler, Demet Eker’in Yabancılar ve Ötekiler, Eylem Ata’nın Yanımda Kal, Ahmet Karadağ’ın Dirlik Düzenlik Apartmanı, Duygu Terim’in Aslında Her Şey Yolunda, Ahmet Erkam Saraç’ın Battığımız Bataklar, Armağan Can’ın Sessizlik Yeminleri, Ümit Aykut Aktaş’ın Kaplumbağa Ayaklanması kitapları farklı özellikleriyle; Ahmet Özer edebiyatımızın nakışlı dünyasına bir ilmek daha attığı Damara Dokunmak’taki deneme ve inceleme yazılarıyla; romanda Nilüfer Benal en kaotik yılları bir karakterde var ettiği Oyunbozan’la, Mahmut Aksoy’sa bambaşka bir dille var ettiği Ölü Makyajı’yla; şiirde Adnan Özer Kalbim Bir Ada Olmaz mıydı Sana seçkisiyle, Bâki Ayhan Hasta Sevgili Kış’la ve (geçen senenin sonlarında yayımlandığından vaktiyle bahsedemediğim) Hatice Tarkan Doğanay Yüzüme Oyulan Havva’yla bende iz bıraktılar.

Size göre 2024 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?

Barlas Özarıkça’nın Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazanmasına ziyadesiyle mutlu oldum. Hay’la, en büyük ödüllerden birini kazanan yazar, kıymetli olanın sadece ve sadece metin olduğunu yeniden fısıldadı kulaklarımıza.

Doğrudan edebiyat olayı değilse bile bir kurmaca eserin hâlâ ve hâlâ malum iddialarla ilişkilendirilip toplatılması, soruşturulması yeni karanlığımız olurken bu minvalde Yavuz Ekinci’ye yaşatılanlar, acı tecrübelerimizden hiç mi hiç ders almadığımızın izahıydı.

Otuz yıl sonra duvarların ötesine geçebilen, dışarıyı nihayet dosdoğru görebilen İlhan Sami Çomak’ın serbest kalması az şey mi? Şairin yeni şiirlerini, dizelerindeki dışarı-içeri dengesini şimdiden merak ediyorum doğrusu.

Düzenli olarak takip ettiğiniz bir edebiyat dergisi var mı?

Katiyen dergi takip etmeyip buraları küçümseyenler ne çoğalmış! Biraz akıl, biraz insaf diliyorum onlara ve unutmasınlar ki onlar daha iyisini çıkarmadıkça en iyisi bizim dergiler!

En başından beri Altıyedi’nin içindeyim ama edebiyat dünyasına evin bir odasından bakarak kim vakıf olmuş ki ben olayım! Basılı dergilerden Şehir’i, kitap-lık’ı, Hikâyeci’yi, Edebiyat Nöbeti’ni; çevrim içi mecralardan Parşömen’i, Edebiyat Haber’i, İshak’ı, Litera’yı, Yük’ü, Edebiyat Burada’yı, Novelius’u düzenli takip ettim.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Âlim unutmuş, kalem unutmamış deyip her sene sıralıyoruz ama bir yerden sonra sorun saymaktan kendimiz usanıyoruz. Etki ve yetki sahiplerinin okumadığı, görmediği, duymadığı yurdumda sorundan bol neyimiz var? Tamam, enseyi karartmayalım ama ülkenin kültür politikası bu denli yok hükmünde olmasa, edebiyat eserini maldan ibaret gören zihniyet bunca palazlanır mıydı?