Parşömen’in beş yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, geleceğin edebiyat okurları ve araştırmacıları için önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizim içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl neler okuduk? İz bırakan olaylar, kitaplar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?

Okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, yayın emekçilerine, akademisyenlere sorduk.

Yeni yıl herkese sağlık, huzur ve mutluluk getirsin… İyi kitaplar okuyacağımız bir yıl olsun 2024!

Süleyman Doğru

2023 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?

Merhaba, 2023 yılı durgun bir yayımcılık yılı olmasına rağmen elimde o kadar çok çeviri birikti ki, bütün bir yıl onlarla boğuşmaktan ötürü keyif için çok az okuma yapabildim; okumalarımın çoğu daha ziyade yayınevlerinin değerlendirmem için gönderdiği yabancı dildeki yapıtlardı. Mario Vargas Llosa’nın son eserleri, Juan Gabriel Vásquez’in sondan bir önceki romanı, genç İspanyol yazar Ramiro Carsi’nin şaşırtıcı güzellikte ilk romanı ve Arjantinli yazar Pablo Maurette’in etkileyici romanı son aylarda okuduğum, ilk aklıma gelen kitaplar. Bunların bir kısmı önümüzdeki yıl muhtemelen Türk okuruyla buluşacak. Bunun dışında çok sayıda öykü okudum çünkü çevirilerimin arasında kafa dağıtmak için öykü daha iyi geliyor, zira roman çok daha geniş bir zaman ayırmayı gerektiriyor ve o kadar zamanı çoğunlukla bulamıyorum. Bu yüzden günceli de çok yakından takip edemiyorum.

Size göre 2023 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?

Bana göre 2023’ün en önemli edebiyat olayı yapay zekâyla, yani Google Çeviri kullanarak yapılan çevirilerin yakın zamanda çevirmenleri işsiz bırakıp bırakmayacağına dair tartışmaydı. Bu konu sadece ülkemizde değil bütün dünyada tartışılıyor ve bunun bir sonraki aşaması herhalde yapay zekâyla yazılan romanlar, öyküler, şiirler olacak.

Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?

Dünyada her geçen gün daha çok eser üretilmesine rağmen niteliğin giderek daha zor bulunan bir özellik olduğunu görüyoruz. İşim gereği farklı ülkelerden çok sayıda eser elimden geçiyor, ama gerçekten beni heyecanlandıran bir metinle çok nadiren karşılaşıyorum. Ülkemizin özelindeyse ekonomik kriz yüzünden önümüzdeki aylarda muhtemelen birçok yayınevi havlu atacak çünkü ayakta kalmak her geçen gün daha da zorlaşıyor.

Etrafımızdaki bütün olumsuzluklara rağmen edebiyata sarılmak hiç olmazsa zihin sağlığımızı korumak için belki de en doğru yol. 2024’ün edebiyat ve insanlık açısından daha olumlu bir yıl olması dileğiyle.