Tiyatro oyunları, öyküleri ve denemeleriyle Türk edebiyatının en özgün yazarları arasında yerini alan Memet Baydur’un “Sombahar” şiir dergisinin 25. sayısında (Eylül-Ekim 1994) yayımlanan “Küpe” adlı şiirini sunuyoruz.

Küpe
büyükleri küçük anlatmalı
ayrıntıları büyük
sonra susup dinlemeli
suyun fısıltısını
işaret parmağını haritanın
güney batımında bir noktaya
koyuyor asık yüzüyle
işte burası
yerle bir edilecekmiş gün doğarken
gösterdiği yer doğduğum kasaba
anımsadığım leylak kokusu
uzaklarda bir köpek havlıyor
neden bilmem havada
yağmurdan sonra ıslak
fil kokusu
dilini bibere uzattı
sonra bir memenin ucuna
bir kar tanesine, ağacın
gövdesinden akan reçineye
dilini seviyordu
mandalina ağaçlarını gördü
kadının gömleğindeki lekeyi
lekenin çocuk avcunu, kartalı
kertenkeleyi gördü
gözlerini yumarsa iyice
canı acıyor ama duyuyor
buğulu trombon sesini
kulaklarını kapatırsa sımsıkı
nefesi kesiliyor ama görüyor
yaklaşan kasırgayı
soluğunu tutarsa yüzyirmi saniye
çocukluğun lezzeti geliyor geri
bunu hiç anlamıyor işte
sonradan sevdi uykuyu
ölümle gizli bir anlaşma
yapmaktır dalgın bir gecede
uykuyu sevmek belki
üzümler oradaydı akordeon sesinin yanında
birinin kaybolmuş küpesi bir koltuğun arasında
can erikleri, kirazlar oradaydılar bir el çekilmesinin kıyısında
kumsalda voleybol oynuyorlardı, havada karpuz kokusu
epeyce üstümüzden kuyruğu kırmızı ışıklı bir uçak geçti
hepimiz ona baktık, hepimiz ona baktık
oysa gülümsüyordu, dalıp gitmişti
üzümlere, akordeon sesine, karpuz kokusuna
suyun fısıltısına, leylaklara, köpek havlamasına
yağacak olan kara, çocuğun elindeki yarım şeftaliye
Cezaya itirazım yok hakim bey kabulümdür
Suçu anlamadım yalnızca
15 temmuz 1994, ankara
