Parşömen’in beş yıldır sürdürdüğü yılsonu soruşturmalarına verilen yanıtların, geleceğin edebiyat okurları ve araştırmacıları için önemli bir kaynak olacağına inanıyoruz. Bizim içinse bir muhasebe yapma fırsatı sunuyor: Bu yıl neler okuduk? İz bırakan olaylar, kitaplar nelerdi? Edebiyat kamuoyunda neler gündem oldu?
Okurlara, yazarlara, çevirmenlere, editörlere, şairlere, yayın emekçilerine sorduk.
Yeni yıl herkese sağlık, huzur ve mutluluk getirsin…

2023 yılında yayımlanan kitaplardan beğendiklerinizi, beğenme nedenlerinizden kısaca bahsederek bizimle paylaşır mısınız?
Bu sene genelde Türkçe metinler okudum. Fatma İçyer’in Teyzeler ve Maymunlar’ı ve Mehmet Fazlı Gök’ün Çirkin Sevgilim’i iyi metinlerdi. İlk kitaplarda genelde yazarın potansiyelini, parlaklığını göstermesini bekliyorum ben. Neler yapabileceğine dair bir işaret verdiyse bu yeterli oluyor benim için. İki ilk kitapta da vardı bu durum. Kurgudışı metinlerden de Jale Parla’nın Edebiyat Yazıları geliyor aklıma.
Size göre 2023 yılının önemli edebiyat olayları nelerdi?
Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nün sahnelenmesi benim için en heyecan verici olaydı. Harika bir işti. Bunun dışında irili ufaklı güzel şeyler oldu. Eser Gürson’un kitabının baskısı yoktu, onun yayımlanmasına sevindim. Abdülhak Şinasi Hisar’ın edebiyatıyla yeni yeni tanışıyorum ama onun kitaplarının da tekrar basılması sevindirici. Bilge Karasu ve Italo Calvino gibi büyük yazarlar için yapılan dosyalar, işler, sergiler de senenin güzel haberlerindendi.
Edebiyat ortamımıza baktığınızda ne gibi sorunlar görüyorsunuz?
Nesin Vakfı’nın 1976-77-78 edebiyat yıllıklarını karıştırdım geçenlerde. 50 senede hiçbir şey değişmemiş, hem olumlu hem olumsuz anlamda. Komik tartışmalar, kavgalar, ödüller, kıskançlıklar… Öte yandan parlak yazarlar ve metinler de var tabii, bazen güç bela öne çıkıyor bazen de kaybolup gidiyorlar. Bazı kronik sorunlar var, onlar değişmiyor. Edebiyatta kıskançlıklar hep oldu, bundan sonra da olacak. Ödüller verilmeye devam edildiği sürece bazı krizler çıkacak. Dergilerin çeteleştiğine dair o eski düşünce hiç eskimeyecek. Vasat, her zaman daha kalabalık olacak. Bunlara alışmaktan başka çare yok. Ama çözülebilecek bazı sorunlar var, bence en önemlilerinden biri de muhit eksikliği. Biz artık kendi muhitimizi kendimiz yaratabiliyoruz ama edebiyata adımını yeni atmış, metinlerini dergilere yeni yeni göndermeye başlamış bir gencin gidebileceği bir yer yok. Sosyal medyanın biraz bu işlevi görmesi bekleniyor sanırım ama bu da başka sorunlar doğuruyor. Edebiyat tarihine bakınca muhitin, yazarların bulundukları çevre-ortamın önemli olduğunu görüyoruz. Parlak bir yazar, kendine uygun bir ortam bulamadığında heyecanını yitirebilir. Kötüye giden şeylerden biri bu bence.
